Ana Sayfa » Kıbrıs » Özersay Kathimerini'ye açıklamalarda bulundu

Özersay Kathimerini'ye açıklamalarda bulundu

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Özel Temsilcisi Kudret Özersay Kathimerini İsimli Haftalık Gazeteye Verdiği Söyleşide Açıklamalarda Bulundu.

 
 
Özersay Kathimerini'ye açıklamalarda bulundu
Kathimerini "Kudret Özersay Kathimerini'ye Konuştu: Birlikte, Çerçeve Dışı Müşterek B Planı Bulalım" başlığıyla yansıttığı söyleşide, Özersay'ın söylediklerini yayımladı.

Özersay'ın söyleşisi şöyle:

Kathimerini: Greentree'deki kritik görüşmeden sonra, sizin tarafta müzakerelerin geleceği konusunda birçok olumlu görüş ifade edildi. Diğer taraftan, Kıbrıs Rum tarafında olumsuz görüşler dile getirildi. Size göre müzakerelerde bugün hangi aşamadayız?

Özersay: Müzakerelerde bugün bulunduğumuz noktaya ilgili görüşümüz şudur: Greentree Zirvesinde BM Genel Sekreteri bizden (Kıbrıs Rum tarafından ve Kıbrıs Türk tarafından) üç konuyu çözmemizi istedi: Vatandaşlık, mülkiyet ve yürütme gücünün bileşimi konuları... İki taraf bu konuları büyük bir kolaylıkla çözebilirdi. Bu hedefi elde etmek mümkündü. Üstelik Kıbrıs Türk tarafı Greentree'de bazı öneriler sundu.  Öte yandan bizim taraf, Kıbrıs Rum Ulusal Konseyinin kararları nedeniyle Kıbrıs Rum toplumu lideri Dimitris Hristofyas'ın Greentree'ye Kıbrıs sorununun çeşitli önemli boyutlarını çözme konusunda kararlı bir şekilde gitmediğini tespit etti. Zirveye Kıbrıs sorununun çeşitli boyutlarını müzakere etmek amacıyla katıldı. Ancak amacı, nihai çözüm değildi. Buna rağmen taraflar resmi tezleri, aynı zamanda Kıbrıs Türk tarafınca ve Kıbrıs Rum tarafınca kabul edilemeyecek noktaları biliyorlardı. Bu noktadan sonra önemli olan müzakere etmek değil karar vermektir. Bir taraf diğerine bazı somut noktaları kabul edip etmediğini sorup karar vermelidir. Karar, siyasi irade temelinde alınmalıdır. Bu yüzden yukarıda sözünü ettiğim üç konu, Greentree'de çözümlenebilirdi diyorum. Ancak bu konuların çözümü ertelendi ve söz konusu meseleler Kıbrıs'ta görüşülecek. Bizim taraf Kıbrıs Rum tarafının bu konuları yurt dışında değil de, Kıbrıs'ta çözme isteğine karşı çıkmıyor. Bu sorun değil. Kıbrıs'ta çözelim. Ayrıca şunu bilmemiz gerekir ki, BM Genel Sekreteri bu üç konunun iki gün içinde çözülmesinin mümkün olduğuna inanıyordu. Eğer siyasi irade varsa, bunları Mart'ın sonuna kadar tabii ki çözebiliriz.

Soru: Kıbrıs Rum tarafının ifade ettiği son görüşleri dikkate alırsak, bu üç meselenin Mart ayı sonuna kadar çözümü ile ilgili görüş biraz erken değil midir? Kıbrıs Rum tarafı mülkiyet ve toprak gibi konularda hiçbir ilerleme sağlanmadığını ve yönetim konusunda, Hristofyas ile Talat müzakereleri döneminde bulunduğumuz noktanın gerisinde olduğumuzu vurguluyor.

Özersay: Ben görüşümde ısrarlıyım. Kıbrıs Rum tarafında ifade edilenler iç tüketim için siyasi üründür, siyasi söylemdir. Müzakereler bu taktikle devam edemez. Her toplumun kendi iç siyasi sahnesi olduğunu görmezden gelmiyorum. Ancak müzakerelerin, iç siyasi sahnenin gelişmelerine dayandırılması mümkün değildir. Her toplumun bazı korkuları vardır. Günün sonunda bu korkularla 'beslenen' ve bir toplumun üyesi olan bir politikacı, bu korkuları benimsediği bir noktaya gelir. Bir lider toplumuna bu şekilde liderlik yapamaz. Lider bu korkuları aşması için toplumuna yol göstermelidir. Lider, bu korkulardan bazılarının gerçek olmadığını kanıtlamalıdır. Mülkiyete ilişkin ifadenizle ilgili olarak, bunun, karmaşık bir mesele olduğunu kabul ediyorum. Ancak soruyorum: Gerçekten bu konu çözülemeyecek bir konu mudur? Tabii ki hayır. 6 Eylül 2010 tarihinde iki taraf mülkiyete ilişkin elli sayfalık ayrıntılı öneriler sundu. Bu öneriler temelinde bugün mülkiyetin çözüleceği şekli genel hatları ile biliyoruz. Greentree'de bizden istenen, mülkiyet meselenin kapsamlı çözümü değil, mülkiyet konusunda yol gösterici ilkeler, genel kriterler çerçevesinde bir anlaşmaya varılmasıydı ('guiding principles'). İki sayfalık genel bir çerçevede uzlaşmamız mümkün değil miydi? Eğer Kıbrıs Rum tarafı bunun mümkün olmadığını ileri sürerse, o zaman bu tutum, Kıbrıs sorununun çözümünün mümkün olduğuna inanmayan tarafın o taraf olduğunu gösterir. Bu anlaşmanın mümkün olduğunu vurguluyorum. Bu, BM Genel Sekreteri ile yapılan her görüşmede iki tarafa açık bir şekilde netleştirildi. İki lider, Kıbrıs sorununun çözümünü garanti etti.

Soru: Size göre mademki bir anlaşma vardı, mülkiyette genel çerçeve ne olacaktı?

Özersay: Birincisi, 'eşdeğer malların'  geleceği konusunda karar vermemiz gerekir. Yani Kıbrıslı Türklerin adanın güney kesimindeki malları ile, Kıbrıslı Rumların adanın kuzey kesimindeki mallarının takasını kabul edip etmeyeceğimize karar vermemiz gerekir. Şunu vurgulamam gerekir, bu takasta bazı istisnalar olabilir. Kıbrıs Türk tarafı toplu bir takastan bahsetmiyor ve bazı istisnaları kabul ediyor. İkincisi, yasal sahiplerine iade edilecek mallara karar vermemiz gerekir. Bizim taraf iade edilmesini kabul ettiği mallarla ilgili bilgileri (data) verdi. Bugüne kadar hiç kimse tarafından kullanılmayan malların iadesini kabul ettiğimize açıklık getirdik. Askeri bölgelerde bulunan, ormanlık arazi olan mallar gibi... Hatta şunu da belirttik, buna başka mallar da eklenebilir. İki taraf bu genel ilkeleri kaydedemedi mi? Genel bir çerçeve zemininde, mülkiyetin çözümünün genel bir görüntüsüne sahip olacağız. Ayrıntıları daha sonra çözeceğiz. Üçüncüsü, hangi mal sahiplerinin hangi kriterler zemininde tazminat alacaklarına karar vermemiz gerekir. İki tarafın bazı ortak kriterleri vardır. Sonuçta, iade edilecek malların miktarı konusunda anlaşmalıyız. O zaman toprak konusunu da görüşeceğiz. Bu konu müzakerelerin sonunda görüşülecektir.

Soru: Toprak konusunun uluslar arası konferansta görüşülebileceğini mi ima ediyorsunuz?

Özersay: Biz, çok-taraflı toplantıdan birkaç gün önce toprak ve haritaları görüşmeye hazırız.

Soru: Bu bağlamda artık Kıbrıs sorununda bir yol haritası belirlendiğini anlıyorum. Bu yol haritasının bizi yeni bir referanduma götüreceğine inanıyor musunuz?

Özersay: Müzakereleri referanduma götürme imkanımız olduğuna inanıyorum. Ancak bu, iki liderin siyasi iradesine bağlıdır. İki lider kararlılık göstermelidir. Referandum konusunda şunu vurgulamak isterim ki, Kıbrıs Rum tarafı Annan Planının Kıbrıslılara yabancı güçler tarafından empoze edildiğine inanıyor. Ben bu görüşe katılmıyorum. 2004 yılında iki taraf, BM Genel Sekreterinin hakemliğini kabul etti. Diğer yandan Kıbrıs sorununda, 2004 yılından itibaren genel bir ilke belirlendi: Her çözüm, referandumda her toplumun iradesini ifade etmesine bağlı olacak. Halk iradesine dayanan bir çözüm önerisi nasıl yabancı güçler tarafından empoze olarak görülür? Ben bunu anlayamıyorum. Referandumda toplumlar karar verir. Bu empoze değildir. Hatta New York'ta vurguladığım bir şeyi yinelemek istiyorum. Bir tarafın, Kıbrıs sorununda yabancı müdahalesi ve empozesi ile ilgili bilinen tereddütleri nedeniyle Kıbrıs sorununun çözümünün ertelenmesini tercih etmesi durumunda, zamanın bize Kıbrıs sorununun çözümünü empoze etmesi muhtemeldir. Böyle bir durumda Hristofyas istemediği bir çözümle karşı karşıya kalabilir. Kıbrıs Rum tarafının bunu anlaması gerekir. Yeni bir referandumun yapılması ile ilgili sorunuza gelince... Şunu vurgulamak isterim, bu, Mart ayına kadar müzakerelerde ilerleme, Aleksander Downer'ın raporu, BM Genel Sekreterinin analizi aynı zamanda iki tarafın yeni zirveye katılımına ilişkin tutumu gibi birçok faktöre bağlıdır. Çok taraflı bir konferansın toplanmasına karar verilse bile, bunun referanduma götürülmememe olasılığı vardır. Bu yüzden yeni referandumla ilgili hiçbir tahminde bulunamam. Ancak şuna inanıyorum, BM Genel Sekreterinin vurguladığına göre Kıbrıs sorununun nihai aşamasındayız ve çok taraflı konferans ve yeni referandum bu aşamanın iki temel noktasıdır. Mademki biz Kıbrıs sorununu çözme konusunda kararlıyız, konferansa ve referanduma doğru ilerlemeliyiz. Bu şekilde Kıbrıs sorununun çözümünün mümkün olup olmadığını anlayacağız. Ancak biz Kıbrıs Türk tarafı olarak temel bir kaygımız vardır. Greentree'de gördük ki, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Rum siyasi alanındaki gelişmelerden çok güçlü bir şekilde etkilenmektedir. Kıbrıs Rum tarafı bazı konularda kararsızdır. Şuna açıklık getirmeliyiz, Kıbrıs Türk toplumu liderinin muhatabı Ulusal Konsey değil, Kıbrıs Rum toplumu lideridir. Eğer Kıbrıs Türk tarafı Ulusal Konsey ile müzakere etmeye başlarsa, o zaman müzakerelere Kıbrıs Türk partilerinin de katılması gerekir. Bu şekilde Kıbrıs sorunu sonsuza dek devam eder.

Soru: Müzakerelerde ilerleme olmazsa, müzakere sürecinin sonuna gideceğimize inanıyor musunuz?

Özersay: BM Genel Sekreteri iki lidere bir mektup gönderdi. Genel Sekreter bu mektupta 1 Temmuz 2012 tarihinden sonra, Kıbrıs sorununun çözümün mümkün olmadığını vurguluyor. Diğer yandan bizzat Kıbrıslı Rum lider bize, Kıbrıslı Rumların AB Dönem Başkanlığı başladığı zaman, kendisinin 1 Temmuz tarihinden sonra müzakerelere devam edecek durumda olmayacağını, bunun zorluğunu söyledi. Takvimi belirleyen Kıbrıs Rum tarafıdır ve BM de söz konusu olayı kaydetti.

Soru: Sözünüzü kesmek zorundayım, ama sizin taraf 'müzakerelerin bitiminden' bahsederken, Kıbrıs Rum tarafı 'müzakerelerin dondurulmasından' bahsetmektedir.

Özersay: Şunu belirtmeliyim, Kıbrıslı Rumların AB Dönem Başkanlıkları dışında Kıbrıs Rum tarafında başkanlık seçimleri konusu da vardır. Kıbrıs Rum tarafında gündem artık başkanlık seçimleri ile ilgili yarış olacaktır. Böyle bir dönemde hiç kimse Kıbrıs Rum tarafının müzakerelerde çeşitli açılımlar yapmasını bekleyemez. Üstelik şunu hatırlatayım, bugünkü Kıbrıs Rum liderliği, yeniden seçilmesi için, EDEK ve DİKO'nun desteğini almak zorundadır. Bu yüzden 1 Temmuz tarihinden sonra müzakerelerin anlamını yitireceğini düşünüyorum. Müzakerelerin dondurulmasına ilişkin olarak şu soruyu sormam gerekir: Kıbrıs Türk tarafı bu öneriyi neden kabul etsin ki? Bu toplumun, bu ülkenin siyasi geleceği neden bir Kıbrıslı Rum siyasinin seçilmesine bağlı olsun? Bu kadar büyük toplumsal, siyasi ve ekonomik sorunla karşı karşıyayken, belirsizlik durumunda neden kalalım? Hatta şunun altını çizmek istiyorum, müzakerelerin kesilmesi ve belirsizliğin devam etmesi durumunda, doğal gaz ve petrol araştırmaları alanında şartlar, olası bir çatışma için uygun olacaktır. Bu, almamamız gereken büyük bir risktir. Kıbrıs sorunu çözülmezse (1 Temmuz tarihine kadar demek istiyor), Kıbrıs sorununun çözümünün mümkün olmadığını kabul etmemiz gerekir. 44 yıldır tüm yöntemleri denedik. Şimdi, Hristofyas'ın da tercih ettiği Kıbrıslı çözüm yöntemini deniyoruz. Başarısız olmamız durumunda, Kıbrıs sorununun bugünkü müzakereler temelinde çözümlenemeyeceğini kesinleştireceğiz. Sayın Downer'in de vurguladığı gibi, başarısızlık durumunda federasyon modeli konusunda büyük bir soru işareti ortaya çıkacaktır. Israr ediyorum ve bir kez daha soruyorum: Neden Kıbrıs Rum tarafındaki gelişmeleri bekleyelim? Tam 44 yıldır beklediğimiz yetmedi mi? Kıbrıs Türk toplumu olarak, ya bu sorunu çözeceğiz ve uluslar arası topluma dahil olacağız ya da iç gelişmelere odaklanacağız ve kendi yapılarımızı yeniden oluşturacağız ve bu yolla dünyayla ilişkilerimizi geliştirmeye çalışacağız. Bu hakkımızdır.

Soru: Doğal gaz ve petrol konusunda çatışma olasılığından söz ettiniz. Kısa bir süre önce İrsen Küçük'le yaptığım röportajda, onun, denizde de bölünme olasılığından bahsettiğini hatırlıyorum. Bu görüşe katılıyor musunuz? Denizde bir çatışmaya ve bölünmeye gitme olasılığımız var mıdır?

Özersay: Müzakerelerde ilerleme sağlamamamız halinde, out of the box bir çözüm aramamız gerekir. Müzakerelerin bitiminden hemen sonra, Kıbrıs sorununun geleceğine ilişkin tezlerimizi gözden geçirme fırsatımız olacak. O zaman denizde çatışmayı engellemek için yeni yöntemler arayacağız. Ya yeni model bir işbirliği bulacağız ya da Kıbrıs sorununa çeşitli faktör ya da şirketleri katacağız.

Soru: Bu ifadelerinizden, müzakerelerin zeminin değişmesinin ihtimal dışı olmadığını anlıyorum. Buna katılıyor musunuz?

Özersay: Yeni krizler yaratılmasını engellemek için yeni müzakereler gerçekleştirmeye mecbur kalma olasılığımız vardır. Şunu vurgulamak istiyorum, hiçbir durumda, hiçbir taraf, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda diğer tarafa kendi modelini empoze edemez. Kıbrıslı Türk liderin temsilcisi olarak değil, akademisyen kimliğimle şunu vurgulamak isterim, Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafına iki devlet çözümünü empoze edemez. Diğer yandan Kıbrıs Rum tarafı da, Kıbrıs Türk tarafına Kıbrıs Cumhuriyeti adı verilen varlığı empoze edemez. Bu yüzden Kıbrıs sorununda iki ilke vardır. Sorunun çözümü iki tarafın iradesine ve müzakerelere bağlıdır. Müzakereler bittiği zaman, Kıbrıs sorununun federal bir model zemininde çözümü fikrinin de sonu olacaktır. Ancak müzakereler devam edecektir. Çevresel düzeyde ticaretin sağlama alınması, doğal kaynaklar konusunun çözümlenmesi, aynı zamanda Kıbrıs sorununun bir out of the box çözümünün sağlama alınması ile ilgili yeni yöntem ve metotlar aramaya devam edeceğiz. Yaratıcı çözümler aramamız gerekir. Belki de buna BM'nin müzakerelerden ayrılması katkıda bulunacaktır. Bu ada küçüktür ve işbirliği modeli yaratmalıyız.

Soru: Kıbrıs Türk tarafında tartışılan alternatif modeller, bahsettiğimiz bu yaratıcı çözümlerin bir parçası mıdır? Kıbrıs Türk tarafından bazı çevreler, Tayvan ve Kosova modellerini hali hazırda incelemeye koydular...

Özersay: Bir akademisyen olarak şuna inanıyorum, etiketler çok tehlikelidir. Tayvan modeli gibi terimler, Kıbrıs Rum tarafının tereddütlerine ve kaygılarına boyutlar kazandırmaktadır. Önemli olan iki tarafın ortak kararı ve müzakeresidir. Kıbrıs Türk tarafının B Planını görüşmesine ilişkin olarak, iki tarafın ortak bir B Planı araması gerektiğini yineliyorum.

Soru: Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs Türk toplumunun lideri Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk tarafının 'KKTC modelinden' 'Kıbrıs Türk Devleti modeline' geçmeyi incelediğini açıkladı. Bu açıklamayı hangi çerçeve içine koymalıyız?

Özersay: Kıbrıs Türk tarafının bugün karşı karşıya olduğu sorunlar iki meseleyle alakalıdır. Birincisi, sorunlu siyasi, toplumsal ve ekonomik yapılar nedeniyle Kıbrıs Türk toplumu bir çıkmazla karşı karşıyadır. İkincisi, bu sorunlu yapılar bizimle ilişki kurma konusunda yabancı ülkelere sorunlar yaratmaktadır. Burada, tanınmadan bahsetmiyorum, ikili ilişkiler kurulmasından bahsediyorum. Uygun fırsat bulduğumuz zaman, Kıbrıs Türk tarafı olarak siyasi, anayasal, ekonomik ve toplumsal yapılarımızı yeniden oluşturup, Türkiye ile ilişkilerimizin gözden geçirilmesinde ilerlemeliyiz. Sayın Cumhurbaşkanı, geçmişte BM'nin, bugün İslam Konferansı Örgütünün kullandığı bir ifadeden ("Kıbrıs Türk Devleti" ifadesi) bahsetti. Bu görüşü çarpıtmamalıyız. Aksi halde Kıbrıs Rum tarafının kaygılarına yeni boyutlar kazandıracağız. Bu yüzden etiketlerden kaçınmalı ve sorunun özüne odaklanmalıyız.

 
5 Şubat 2012 Pazar 12:48
Okunma: 446
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)