Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Özersay Politis'e Konuştu

Özersay Politis'e Konuştu

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun Danışmanı Kudret Özersay, "politis" Gazetesindeki Söyleşisinde, Kıbrıs Türk Ve Rum Tarafları Arasında "dört Yunanlıya Karşılık Bir Türk Vatandaşı" Şeklinde Bir Uzlaşının Olmadığını, Bu Görüşün Kıbrıs Rum Tarafınca "ustaca" Yaratıldığını Açıkladı..

 
 
Özersay Politis'e Konuştu
Gazete, "4'e 1 Oranında Uzlaşıya Varılmadı... Kudret Özersay Söyleşisinde Çapraz Oy Konusunda Hiçbir Zaman Uzlaşı Olmadığını Söyledi" başlıkları altında verdiği haberde, Özersay'ın açıklamaları çerçevesinde Kıbrıs Türk tarafının belgelerin geçtiğimiz günlerde Rum basınına sızmasından büyük rahatsızlık duyduğunu ve bunu, Kıbrıs Rum tarafının müzakereleri bilinçli olarak sabote etme girişimi olarak gördüğünü yazdı.


Kıbrıs Rum tarafının belgelerin içeriğine ilişkin çarpıtılmış yorumlarda da bulunduğunu söyleyen Özersay'ın "Türk vatandaşlarının çözümden sonra Kıbrıs'ta kullanabilecekleri dört özgürlük hakkına" ilişkin ifadeleri buna örnek gösterdiğini yazan gazete, Özersay'ın ayrıca, "bu belgenin Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin özgürlükleri ve vatandaşlık başlığıyla ilişkisi olmadığını, Türk vatandaşlarına ilişkin olduğunu" da vurguladığını yazdı.


Gazeteye göre Özersay'ın söyleşisinin tam metni şöyle:


"TÜM VERİLERİ VERDİK


Soru: Kıbrıs Türk tarafı, özellikle son zamanlarda sürekli olarak, mülkiyet, yönetim ve vatandaşlık gibi konuların çözümlenebileceğini yineliyor. Siz bu konulardaki hareketsizliğin, mesela Eroğlu'nun çapraz oyun geçerli olmamasına ilişkin niyeti gibi, Kıbrıs Türk tarafının tutumundan kaynaklandığını ret mi ediyorsunuz? Özersay: BM Genel Sekreteri'nin beklentisi, bu bahsettiğiniz konuların son üçlü görüşmede çözülmesiydi. Özellikle de yönetim konusunda Genel Sekreter birinci Greentree görüşmesinde iki lidere, masada iki önerinin olduğunu söyledi: Kıbrıs Rum tarafının ve Kıbrıs Türk tarafının önerisi. BM'nin beklentisi, ya Greentree 2'de, ya da o zamana kadar bir çözüm bulunması için, iki tarafın yürütmenin seçimi konusunda ilk baştaki önerilerinde biraz esneklik göstermeleriydi. Uğraştık, anlaşamadık ve Greentree 2 sırasında Kıbrıs Türk tarafı olarak ilave öneriler yaptık. Öte yandan BM, bu meselenin iki tarafın önerileri zemininde çözümlenmesi gerektiğini biliyor. Ben Sayın Talat döneminde de müzakerelerde yer aldım ve müzakerelerin tüm aşamasına katıldım. Yürütme gücünün seçimine ilişkin olarak iki taraf arasında hiçbir zaman böyle bir anlaşma olmadı. Tüm Kıbrıslı Rumlara, bu günlerde Kıbrıs Rum basınını okumalarını tavsiye ediyorum. Sızdırılan belgelerle nerede anlaşıldığını nerede anlaşılmadığını göreceklerdir. Artık bunu kağıtlarda görebilirler, çünkü Kıbrıs Rum tarafı gizli belgeleri partilerle paylaştı ve ne yazık ki bu belgeler basına sızdırıldı.   Soru: Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafı hayati önem taşıyan verileri vermediği için, mülkiyetin çözülmesinin imkansız olduğunu söylüyor. Diğer taraftan Kıbrıs Türk tarafı bu verileri verdiğini ya da vermeye başladığını söylüyor. Ban Ki Moon Greentree'de, iki tarafın iki hafta içinde verileri teati etmesi gerektiğini söyledi. Sonuç olarak mülkiyette  durum nedir?   Özersay: Her şeyden önce şunu söylemem gerekir, Genel Sekreter veri paylaşımının devam etmesinden söz etti. Esasen veri paylaşımı, Greentree öncesinde, Genel Sekreterin 6 Ocak tarihinde iki lidere mektup gönderdiği zaman başladı. Hemen sonra veri teatisi başladı. Bu süreç Greentree'de de devam etti ve iki taraf BM Genel Sekreterinin huzurunda verileri paylaşmaya devam edecekleri konusunda anlaştı. Bu süreç bugün dahi devam etti (mülakat geçtiğimiz Pazartesi günü yapıldı). Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafının istediği gibi, kuzeydeki mülklerle ilgili somut verileri paylaştı. Bu veriler BM aracılıyla verildi. Dolayısıyla bize göre Kıbrıs Rum tarafı verilerin verilip verilmediği ya da yeterli verinin verilip verilmediği konusunu abartıyor. Mülkiyette esas mesele elbette veri paylaşımı değil, iade ve tazminatla ilgili düzenlemeleri yapan kriterlerde anlaşmaya varılmasıdır. Genel Sekreter de Greentree 2'de iki taraftan, yeterli kriter ve ilkeleri en azından 'derleyip toparlamalarını' bekliyordu. Biz konuyla ilgili öneri yaptık ancak ne yazık ki Kıbrıs Rum tarafı bu konuda orada anlaşmaya varılmasına olumlu yaklaşmadı. Sorun buradadır. Ancak iyimser olmaya çalışıyorum. Mademki BM bahsettiğiniz bu üç konunun iki gün içinde çözümlenebileceğini düşündü, o zaman iki tarafın Mart soruna kadar uzlaşmaları mümkün olmalıdır.  Soru: Mülkiyet konusunda, Kıbrıs Rum tarafının istediği ancak Kıbrıs Türk tarafının vermediği veriler var mıdır?  Özersay: Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafının istediği tüm verileri sundu. Süreç hala devam ediyor ve yakın zamanda tamamlanacak. Dolayısıyla Kıbrıs Türk tarafı konuyla ilgili tüm verileri veriyor.


SIZMALAR SABOTAJ Soru: BM Genel Sekreterinin çok taraflı konferansa çağırmasını bekliyor musunuz?  Özersay: BM Genel Sekreteri çok taraflı konferansa çağırıp çağırmayacağına karar vermek için, olumlu bir rapor gerektiğine açıklık getirdi. Ancak Kıbrıs Rum tarafı tüm bu bilgileri ve belgeleri partilerle ve dolayısıyla da Kıbrıs Rum basınıyla paylaşmaya karar verdiği için, özellikle şu anda Kıbrıs Türk tarafının ciddi kaygıları vardır. Bu hareketi Kıbrıs Rum tarafının müzakere tezlerinin 'dondurulması' çabası olarak görüyoruz. Çünkü eğer Kıbrıs Rum tarafı bu tezleri Kıbrıs Rum kamuoyu önünde savunma durumu ile karşı karşıya kalırsa, o zaman bu süreci etkileyecektir. Biz belgelerin basına sızdırılmasını, sürecin bir tür sabotesi olarak görüyoruz. Bu tehlikeli bir şeydir. Çünkü belki de Kıbrıs Rum tarafı için gelecekte esneklik göstermesi ve Kıbrıs Rum toplumu bu esnekliğin gerekli olduğuna ikna etmesi mümkün olmayacaktır. Gazeteler bize verilmeyen belgeleri yayınladılar ve müzakereler kamuoyu önünde yapılan bir müzakereye dönüştü. Basına sızdırmalarla yaratılan bu ortam bizi kaygılandırıyor. Biz bunu, sürecin sabote edilmesi çabası olarak yorumluyoruz. Bir gazeteci olarak Kıbrıs Rum tarafı seçim döneminde olduğu için ortaya çıkan sorunları anlayabilirsiniz. Bu belgelerin partilerle paylaşılmasındaki amaç neydi? Bu sızdırma neden şimdi yapıldı?


Soru: Evet ancak bu, Türk tarafının, ilk önce Tayyip Erdoğan'ın, sonra da 'başbakan' İrsen Küçük'ün kamuoyu önünde Güzelyurt'un (Morfu) iade edilmesinin söz konusu olmadığını söylemeleri ile aynı şey değil midir? Özersay: Kesinlikle aynı değildir. Bir kağıdı ya da üzerinde uzlaşılmış bir belgeyi ya da gizli bir belgeyi vermek başka bir şeydir. Kıbrıs Rum tarafı partilerle, konuların özünü paylaşabilirdi. Sayın Erdoğan'ın toprak ayarlamalarına ilişkin açıklaması başka, bu tür belgeleri kamuoyuyla paylaşmak başka bir şeydir. Üstelik Sayın Eroğlu toprak konusunu ve haritalarla rakamlar konusunu görüşme zamanı geldiğinde, Kıbrıs Rum tarafının onunla bu konuyu tartışacağına açıklık getirdi.


TÜRKLER VE DÖRT ÖZGÜRLÜK  Soru: Greentree 2'den sonra iki tarafın artık daha açık bir şekilde ve daha sık olarak birbirlerini suçladığını görüyoruz. Blame game aşamasına mı girdik? Özersay: Kıbrıs Türk tarafının böyle bir niyeti yoktur, ancak ne yazık ki size söylediğim gibi, belgelerin basına sızdırılması müzakerelerle ilgili çok çirkin bir ortam yarattı. Artık gazetecilerin, Rum politikacıların ve Partilerinin analiz ve değerlendirmelerini biliyoruz. Şimdi de gazeteciler bizim de bu konularla ilgili görüşlerimizi sormaya başladılar. Tüm bunların müzakerelerin lehine olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu belgeler yakınlaşma aşamasında basına sızdırıldı. İki taraf gelecekte bu belgeler ve bu tezlerle ilgili olarak nasıl esneklik gösterebilecek? Örneğin 29 Ocak gizli belgesi adıyla anılan belgede dört temel özgürlük Türk vatandaşlarına tanınmasına rağmen, şimdi Kıbrıs Rum tarafı bu belgenin Türk vatandaşlarının dört özgürlüğü ile ilişkili olmadığını söylüyor. Kıbrıs Rum tarafının yorumu, dört özgürlüğün Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerle ilgili olduğu yönündedir. Bu bir şaka mıdır? Şimdi ben yanıt verip, bunun tamamen yanlış bir yorum olduğunu söyleyerek, yeni bir tartışma başlatmam gerekirdi. Böyle bir şey müzakerelere yardımcı olur mu?


Soru: Yayınlanan söz konusu belge vatandaşlık başlığından, Türk vatandaşlarından ve sahip olacakları haklardan bahsediyor mu?


Özersay: Dört özgürlükle ilgili 29 Ocak yakınlaşma belgesinden de gördüğünüz gibi, prensipte, Türk vatandaşlarına dört özgürlüğün verilmesi konusunda anlaşıldı. Bu, Kıbrıs Rum tarafının şimdi söylediği gibi vatandaşlık konusuyla ilgili değildir. Sadece dört özgürlükle ilgilidir. Bu, metnin başında da söylenmektedir. Kimin vatandaşlık alacağından bahsetmemiz başka bir şey, kalmak için, çalışmak için kimin gelebileceğinden ve genel olarak dört temel özgürlükten kimin faydalanabileceğinden bahsetmemiz başka bir şeydir. İkisi farklı konulardır. AB hukukunu bilen, bunu anlar. Belgedeki ilk cümlede vatandaşlıktan değil, Türk vatandaşların dört özgürlüğünden söz edilmektedir. Daha fazlasını söylemek istemiyorum ancak görüyorsunuz belgelerin basına sızdırılması nedeniyle bunu yapmaya mecburuz.  Soru: Korunması gereken nüfus oranı konusuna ilişkin herhangi bir madde ya da ifade var mıdır? 4 Yunanlıya 1 Türk oranı gibi? Özersay: Basına sızan belgeden de açıkça görüldüğü üzere bu tür bir oran yoktur. Yakınlaşma belgesi olarak sunulan bir belgede böyle bir oran yoksa, o zaman 4'e 1 oranı ile ilgili maddenin olduğunu ileri sürmek nasıl mümkün olabilir? Özür dilerim ama bu, belgenin tek taraflı yorumudur. Bu kağıtta 4'e 1 oranı yoktur. Nokta. Eğer korunması gereken demografik orandan bahsedilirse, o zaman bu oranının ne olduğu sorusu ortaya çıkmaktadır. Bu sorunun yanıtı da, nüfus oranının, Kıbrıs sorununun kapsamlı bir çözümü imzalandığı ve hayata geçtiği zaman ortaya çıkacağıdır. Kapsamlı bir anlaşmaya imza atmaya karar verdiğin zaman vatandaşlarının sayısını ve oranı bileceksin. 4'e 1 oranı konusunda anlaşma olduğuna ilişkin argüman, Kıbrıs Rum tarafının bir 'icadıdır.' Bu tez ustaca yaratıldı. Herkes, artık gizli olmayan belgeden böyle bir oran konusunda anlaşma olmadığını görebilir. Basına sızdırma olayı da Hristofyas tarafında atılmış geri adımdır.


Soru: Sizin bu soruya yanıtınız nedir?


Özersay: Kıbrıs Rum tarafının yanıtı tek başına bulabileceğini düşünüyorum. Bu açıktır, ancak bunun yanıtını ben vermek istemiyorum. Soru: Kıbrıs Türk tarafının 1 Temmuz tarihinden sonra müzakere masasında kalmayacağını söylediniz. Bu, Türk tarafının B planını uygulamasını konusunda bir başlangıç tarihi midir?   Özersay: Birinci nokta: 1 Temmuz bizim değil, Sayın Hristofyas'ın tarihidir. Geçen yıl biz, sorunu yılın sonuna kadar (2011) çözelim dediğimiz zaman, 1 Temmuz 2012 tarihini gündeme getiren ve başka sorumlulukları nedeniyle müzakerelere devam etmenin kendisi için nerdeyse imkansız olacağını söyleyen Sayın Hristofyas'tı. Bu, Sayın Hristofyas'ın takvimiydi.  İkinci nokta: BM Genel Sekreteri, Kıbrıs Rum tarafının zaman çerçevesini izledi ve bu unsuru 6 Ocak tarihli mektubuna dahil etti. Bu tarihten sonra ne olacağına ilişkin olarak herkes B Planı ile ilgilenmektedir. Ancak önemli olan bu adada işbirliği yapmamızdır. İşbirliği düzeyine de iki ilke üzerinde karar verilmesi gerekir: müzakere etmek ve anlaşmak. Ancak BM tüm imkan ve metotları tüketirse ve Kıbrıslı süreç olan bu son metotta başarılı olmazsak, o zaman başarısızlık da Kıbrıslılara ait olacaktır. Dolayısıyla bir tarafın B Planından bahsetmemiz faydalı değildir. Herhangi bir isimlendirme yapmadan (etiket koymadan) ve Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların ortak geleceğinden bahsetsek daha iyi olacaktır. 40 yıllık müzakerelerden sonra yine başarısız olmamız halinde, ne yapacağımızı görüşmemiz gerekir."


(SB/GÜR)


**********


 
19 Şubat 2012 Pazar 12:58
Okunma: 644
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)