Ana Sayfa » Kıbrıs » Politikanın fahişeleri...

Politikanın fahişeleri...

Hasan Hastürer'in 2006'da ÖRP ile ilgili transferler konusunda "Politikanın fahişeleri..." başlıklı bir köşe yazısı yazmış ve sert eleştirilerde bulunmuştu.

 
 
Politikanın fahişeleri...

Hasan Hastürer'in 2006'da ÖRP ile ilgili transferler konusunda "Politikanın fahişeleri..." başlıklı bir köşe yazısı yazmış ve sert eleştirilerde bulunmuştu.

İşte o yazıdan bir kesit;

Bunun yerine milletvekilliğini hassas denge de şahsı ve yedi sülalesi için kullanmaya kalkanları ise, “Politikanın fahişesi” ilan edip rezil etmek için peşine düşerim.


Tabii böylesi eğilimi olan kişilerle siyasi pazarlık yapanları da onlardan ayrı tutmamak gerekir.

Fahişeleri pazarlayanlara ne denirse, “politikanın fahişeleri” ile pazarlık yapanlar da politikanın “O” sudurlar.

Politikanın fahişeleri... (*)

Politikaya, politikacıya güven hep aşağılara doğru kaymışsa bunun pek çok nedeni yanında en öndeki nedenlerden biri daha seçim aşamasından başlayarak politikacıların ezici çoğunluğunun laf kalabalığı içinde kendi çıkarlarını hep önde tutmasıdır.


Hele öyle tipler vardır ki milletvekilliğini yedi sülalesi için “silah” kullanır.

Sanki da milletin değil, yedi sülalesinin vekilidir.

Eniştesine dokundurmaz, genablasının güveyisine iş ister, gomuşusuna hademelik ister... İster oğlu ister...

Oturdum bilgisayarın başına...

Ben bilgisayara baktım, bilgisayar bana...

“Ne yazayım?” diye sordum kendi kendime...

Bu satırları yazmaya başlamadan, gündemde olan isimlerden biriyle konuştum telefonda. Bir yanda onunla alakalı yazılanlar, öte yanda yaşamın acı gerçekleriyle yüzleşerek yaşadıkları.

Politika hiç konuşmadık.

Telefon konuşmamızın finali gözyaşlarıyla ıslandı.

Telefonu kapattım...

Kendi kendime, - analar ve kadınlarımız yanlış anlamasın- “Anasını satayım böyle dünyanın” dedim.

***

Yeni, bir değil, bin yazı yazacak malzeme var.

Ama yazıp, terbiye sınırlarımı aşıp siz değerli okurlara saygısızlık yapar konuma düşmek istemedim.

“Bak eski yazılarından bir tane bul” dedim içimden.

Arşivi hızla karıştırdım... 25 Haziran 2006’da yapılan yerel seçimlerden beş gün önce 21 Haziran 2006’da okurlarla buluşturduğum, “Politikanın fahişeleri” (*) yazıma takıldım.

Birkaç kez okuduktan sonra o yazımı sizlerle paylaşmak istedim.

*** Politikanın fahişeleri...

Okuma fırsatı bulmayanlar için anımsatayım. Dünkü yazımın son bölümü şöyleydi:

“26 Haziran 2006 Pazartesi günü seçim sonuçlarının siyaset dünyamızda yaratacağı esintiyle güne başlayacağız.

İki milletvekilinin yaratacağı denge yeni hükümet arayışlarını gündeme getirir mi? Göreceğiz.

Yeni dengeyi fırsat bilip koltuk hesabıyla partisinden istifa edenler olur mu? Demokrasi adına işte bunu hiç görmek istemiyorum. Hiç bir zaman bu yönde adım atanları onaylamam ama kafasında istifa olanlar seçimden önce istifa etsinler de bu toplum bilsin.

Ama şimdiden söyleyeyim... İster CTP, ister UBP isterse DP’den, kısaca nerden olursa olsun istifa edenler olursa onlarla ilgili, “Politikanın Fahişeleri” diye yazı yazacağımı şimdiden ilan ediyorum...”

* * *

Çok sayıda okuyucu görüşü yansıdı bu konuda.

Bir teki bile “ağır yazdın, partisinden istifa edip istediği yere gitmek her milletvekilinin hakkıdır” demedi.

Politikaya, politikacıya güven hep aşağılara doğru kaymışsa bunun pek çok nedeni yanında en öndeki nedenlerden biri daha seçim aşamasından başlayarak politikacıların ezici çoğunluğunun laf kalabalığı içinde kendi çıkarlarını hep önde tutmasıdır.

Hele öyle tipler vardır ki milletvekilliğini yedi sülalesi için “silah” kullanır.

Sanki da milletin değil, yedi sülalesinin vekilidir.

Eniştesine dokundurmaz, genablasının güveyisine iş ister, gomuşusuna hademelik ister... İster oğlu ister...

Ve her defasında söylemese da belli eder, “Gaçarım ha!”

Aslında ciddi bir siyasi yapı ve pozitif anlamda disiplin olsa, “Ha...!” deyip bunları kapının önüne goycan.

* * *

Mevcut seçim sistemi ortada. Kimsenin tek başına bağımsız aday olarak seçilme şansı fiilen yok.

Sisteme göre bütün oylar partinin havuzunda birikir. Önce partinin kaç milletvekili çıkardığı belli olur. Sonra parti içinde seçilmeyi iyi bilenler seçilenler arasında yerini alır.

Yani her vekilin oturduğu koltuk kendinden önce sistem gereği partisinindir.

Bir milletvekilinin partisine egemen olan siyasi anlayışla farklı düşmesi olasıdır.

Siyasi parti spor kulübü değil.

Farklı düşülür ve birlikte yürüyüş azap halini alırsa o zaman yapılacak bir tek şey var. Milletvekilliğinden istifa edip partiye “sandalyesini” geri vermek.

Bunu yapanı ayakta alkışlar, alnından öperim.
*
********

Bunun yerine milletvekilliğini hassas denge de şahsı ve yedi sülalesi için kullanmaya kalkanları ise, “Politikanın fahişesi” ilan edip rezil etmek için peşine düşerim.

Tabii böylesi eğilimi olan kişilerle siyasi pazarlık yapanları da onlardan ayrı tutmamak gerekir.

Fahişeleri pazarlayanlara ne denirse, “politikanın fahişeleri” ile pazarlık yapanlar da politikanın “O” sudurlar.

*****************************************

Kimse, “Fol yok, yumurta yok” demesin. Bu memleket küçük. Mağusa’da biri kaçırsa Lefkoşa’da kokusu duyulur.

Daha şimdiden yol boyuna çıkıp “müşteri beklemeye” başlayanların olduğu kulağımıza geldiği için bu satırları yazıyorum.

En önemlisi hızlı bir şekilde, onların anlayacağı dili seçme nedenim, olan olup bitmeden uyarı görevimizi yerine getirmek isteğidir.

Doğru zamanda uyarımızı yapmak bizim görevimiz.

İş olup bittikten sonra yazsak ne yazar, yazmasak ne yazar...

Şunu herkes aklının bir kenarına not etsin.

Öncelikli görevimiz bu ülkede ahlaklı siyaset yapılmasının koşullarını yaratmaktır.

Siyaset kirli oldu mu kirlilik hayatın her alanına yayılır. Bizler görür ve susarsak rezilliğin, ahlaksızlığın suç ortağı oluruz. Bu nedenle rezillikler karşısında susmak yok. Politikacıların bir birlerine hoşgörüleri var. Ama bizim halk adına, “Donu koltuğunda gezip, namus tellallığı yapanlara” göz yumup hoşgörü göstermemiz mümkün değil.

Hade bakalım görelim şimdi...” ( 21 Haziran 2006)

***

 
2 Ocak 2013 Çarşamba 14:51
Okunma: 1748
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)