Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Rum Dışişleri Bakanlığı "bilgilendirme Kampanyası" Başlattı

Rum Dışişleri Bakanlığı "bilgilendirme Kampanyası" Başlattı

Amaç: İit Aracılığıyla Kktc'nin Statüsünün Yükseltilmesini Engellemek.

 
 
Rum Dışişleri Bakanlığı
Lefkoşa, 22 Nisan 12 (T.A.K.): Rum Dışişleri Bakanlığı'nın İslam Konferansı'ndan ortaya çıkabilecek "tehlikelerin" engellenmesi hedefiyle koordineli bir "bilgilendirme" kampanyası başlattığı haber verildi.


Fileleftheros "İslami Tehlike İçin Savaş... Dışişleri Bakanlığı Tarafından Türk Yaklaşımlarını Önleme Seferberliği... Ankara Halen Alternatif Planları Uygulama Çabalarına Başladı" başlık ve spotlarıyla yansıttığı haberinde, Rum Dışişleri Bakanlığı'nın koordineli seferberliği kapsamında, gerek BM'ye gerek AB ve özellikle İslam Konferansı Örgütü'ne mektuplar gönderdiğini yazdı.


Gazete buna paralel olarak, Rum diplomatik misyonlarına Rum Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığına benzer hareketlerde bulunmaları yönünde talimat verildiğini ve Güney Kıbrıs'a dost, İslam Konferansı Örgütü dışında ancak örgüt üyelerini etkileyebilecek ülkeler nezdinde girişimlerde bulunulduğunu aktardı.


Habere göre Türk tarafının öncelikli hedeflerinden birinin de KKTC'nin İslam Konferansı'nda tanınmasa bile statüsünün yükseltilmesi olduğunu açıkça ortaya koyan gelişmelerin ardından Rum Dışişleri Bakanlığı kanalıyla bu yönde harekete geçilmesi kararlaştırıldı.


Gazete Rum Yönetimi tarafından belirtilen merkezlere gönderilen mektuplarda, Kıbrıs sorunu müzakereler sürecinin ortasında gerek Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'nun kısa süre önce gerçekleştirdiği Cidde temasları, gerek KKTC'de İslam Yatırım Forumu düzenlenmesi ve İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun bu çerçevede KKTC'ye gerçekleştirdiği ziyarette yapılan KKTC'nin tanınmasına atıfta bulunulan konuşmalara vurgu yapılarak bunların şikayet edildiğini yazdı.


Öte yandan haftalık Kathimerini Rum Dışişleri Bakanı ile yaptığı söyleşiyi "Erato Kozaku Markulli Kathimerini'ye Konuştu... Ankara B Planını İleri Götürüyor.. Kıbrıs Cumhuriyeti İşgal Bölgelerine Yönelik Uçuşlar Konusunda Şirketler ve Sivil Havacılık Daireleri Aleyhine Hukuki İşlem Başlatacak" başlık ve spotlarıyla aktardı.


Gazeteye göre Markulli Türkiye'nin, KKTC'nin siyasi açıdan yükseltilmesini hedefleyen B planını ileri götürme hareketlerinin artık belirgin olduğunu, Rum Yönetiminin ise Türk projelerini engellemek için bütün istikametlerde hareketlerde bulunduğunu söyledi.


Rum Yönetiminin, KKTC'ye transit uçuşlara müsaade eden ülkelerin sivil havacılık daireleri ve havayolu şirketleri aleyhine hukuki işlem başlatabileceğini de söyleyen Markulli Güney Kıbrıs ve İsrail'in yakında, hidrokarbonlardan istifade yatırımlarıyla ilgili çok önemli üç anlaşmaya imza atmasının beklendiğini, Rum Yönetiminin, yatırımcılar aracılığıyla Libya'nın yeniden inşasına katılmaya çalıştığını da açıkladı.


Markulli Kıbrıslı Türklerin İslam Konferansı'nda "Kıbrıs Türk Müslüman Cemaati", "Kıbrıs Türk Oluşturucu Devletçiği" isimleriyle gözlemci statüsünde temsil edildiğini ancak İİTİKÖ genel sekreterliğine geldiği gün itibarıyla Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Türk kökenli olması hasebiyle, gizli veya aşikar, Türk tezlerini ileri götürdüğünü söyledi. Markulli, İhsanoğlu'nu, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) kararı olmadan Eroğlu'nun Cidde ziyareti ve Cidde'de KKTC temsilciliği açılmasının görüşülmesi gibi inisiyatifler almakla suçladı.


"Biz derhal gerek AB gerek İİT üyeleri ve şu anda Kazakistan tarafından yürütülen başkanlığı başta olmak üzere bütün istikametler nezdinde hareket ettik" diyen Markulli özetle şöyle devam etti:


"Kısa süre önce ziyaret ettiğim Kazakistan'da İslam İşbirliği Teşkilatı meselesini ve Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki B planını uygulama çabalarını anlatma fırsatı buldum yine Suudi Arabistan ve İslam İşbirliği Örgütü'nün dost ülkeleri ile buna katılmayan ülkeler nezdinde girişimlerde bulunduk. Ülkelerin isimlerini vermek istemiyorum. Aldığımız mesajlar cesaret vericidir. Şu anda herhangi bir statü yükseltme olamayacağı ve Güvenlik Konseyi kararlarının da üye ülkeleri bağlayıcı olduğu tezlerimiz anlayış buldu"


Türkiye ve KKTC'nin Doğrudan Ticaret Tüzüğü'ne ve direkt uçuşlara sürekli atıfta bulunduğundan şikayet eden Markulli, Türkiye Bakanı Bakan Bağış ve Eroğlu'nun Temsilcisi Özersay'ın ilgili açıklamalarını da hatırlatarak bunun, KKTC'nin bütün alanlarda yükseltilmesi, yani Tayvanlaştırma çabası olduğu görüşünü belirtti, "Biz çeşitli ülkeler nezdinde birçok girişimde bulunuyoruz ancak hukuki işlem başlatma ihtimalini de incelediğimiz bir aşamadayız" dedi.


Markulli, hukuki işlem meselesini şöyle izah etti:


"Gerek şirketler gerek çeşitli ülkelerin sivil havacılık daireleri aleyhine hukuki işlem başlatmayı düşünüyoruz. Bütün meseleler, her bir ülkenin kendi hukuk sistemi temelinde inceleniyor. Yolcuların belirli bir uçuşla bir ülkeden işgal bölgelerine ulaştırılmaları, Türkiye transit istasyon olarak kullanılsa dahi, bunun direkt uçuş olarak yorumlanabileceğini söyleyen net hukuki görüşler vardır.dolayısıyla elimizde, her duruma göre uygulamayı inceleyeceğimiz seçenekler vardır."


Doğrudan ticaret konusuna da değinen Markulli,  hükümetler düzeyinde, en azından kendisinin temas ettiği hükümetler açısından böyle bir niyet bulunmadığını, meselenin; AP Hukuk Dairesi'nin "doğrudan ticaret tüzüğünün zemininin yanlış olduğuna" ilişkin Rumlar açısından "olumlu" görüşüyle Avrupa Parlamentosu'nda bulunduğunu hatırlattı.


Meselenin AP Genel Kurulu'na gitme perspektifiyle beklemede bulunduğunu ancak ne AP Başkanı'nda ne de Başkanlar Grubu tarafından konunun Genel Kurul'a götürülmesi niyeti bulunmadığını anlatan Markulli, meselenin Kıbrıs sorunundaki gelişmelerden bağımsız mı olduğunu bilemeyeceklerini, bu  nedenle her zaman teyakkuzda olmaları gerektiğini, Türk tezlerini ileri götürdükleri bilinen bazı grupların bu meseleyi her an gündeme getirebileceğini söyledi.


"Maraş'ın Rumlara verilmesi" konusundaki bir soruya karşılık; "Maraş'ın iadesine ilişkin basına yansıyan haberleri inceledik. Sürekli  BM ile temas içerisindeyiz" diyen Markulli şöyle devam etti:


"Aldığımız son bilgiler, bölgenin fiili durumunda hiçbir değişiklik olmadığı yönündedir ancak bu Türk işgal kuvvetlerinin herhangi bir şey yapmadığı anlamına gelmez. Bu, yani kapalı Maraş'ın statüsünün değiştirilmesi, B planı diyebileceğim, geniş bir plan dâhilindedir. Ancak var olan bütün kararlar açıkça, kapalı Maraş'taki durumdan sorumlu olanın Kıbrıslı Türkler değil Türkiye olduğunu söylüyor. Dolayısıyla kentin Kıbrıs Türk idaresi altında olsa dahi, açılması çabası, Güvenlik Konseyi'nin, AB'nin ve diğer örgütlerin kararlarının ihlali anlamına gelir. Böyle bir şeye tevessül edilirse biz,  girişimlerde bulunmakla kalmayıp, sizi temin ederim ki doğrudan BM Güvenlik Konseyi'ne gideriz."


Güney Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığı sırasında Türkiye'den, başkanlığı baltalayacak faaliyette bulunmasını bekleyip beklemediği sorusuna muhatap olan Markulli, hiçbir şeyi ihtimal dışında tutmadığını ancak "Ankara'nın, yapacağı hareketlerin sonuçlarını da hesaplaması gerektiğini" savundu.


Markulli, dönem başkanlığı sırasında Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı,  Kıbrıs sorununu Rum Yönetimini teşhir edecek şekilde öne çıkarmaya zorlayıp zorlayamayacağı" sorulduğunda Türkiye ve Türkiye'nin AB içerisindeki, özellikle de AP'deki dostları tarafından çaba harcanacağından emin olduğunu ancak kendilerinin, Kıbrıs sorununu AB dönem başkanlığı konularına karıştırmalarının söz konusu olmadığını söyledi.


Rum Dışişleri Bakanı'na şu anda Güney Kıbrıs ile İsrail arasında tam olarak ne olduğu soruldu. Sözlerine "Pek çok şey" diyerek başlayan Markulli şu detayları verdi:


"Ancak şu anda üç çok önemli anlaşma görüşülüyor. Biri, iki münhasır ekonomik bölge sınırlarında bulunan hidrokarbonlardan müşterek istifade ve geliştirmeyle ilgilidir. Bu birlikte istifade veya paylaşım anlaşmasıdır. İki ülkenin, hidrokarbonlardan istifadeyi ileri götürebilmesi için kapatılması gereken çok önemli bir paket anlaşmalardır diyebilirim."


Bu anlaşmanın İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman'ın Güney Kıbrıs ziyareti sırasında imzalanmasının beklendiği hatırlatıldığında, bunun yanlış bir izlenim olduğunu söyleyen Markulli "müzakereler teknokratlar arasında yapılıyor ve 5'inci turunun Mayıs ortalarında yapılması bekleniyor. Çok yakında sonuca varmayı umuyoruz. Elbette Sayın Lieberman'la anlaşmanın genel hatlarını görüştük ve ortak saptamamız, anlaşmanın imzalanmasına süratle ilerlememiz gerektiği şeklindedir" dedi.


Sözünü ettiği diğer iki anlaşma sorulduğunda ise şunları söyledi:


"Bu anlaşmaları Maliye Bakanlığı müzakere ediyor ve bu yüzden İsrail Maliye Bakanı önümüzdeki ay Kıbrıs'ı ziyaret edecek. Biri, Çifte Vergilendirmeden Kaçınma anlaşması, öteki de Yatırımların Korunması ve İleri Götürülmesi anlaşmasıdır. Bu anlaşmalar, anlayacağınız gibi, enerji konularıyla ve diğer pek çok konu ile bağlantılıdır. Sayın Lieberman'ın da söylediği gibi, İsrailli yatırımcılardan gayrı menkul ve madencilik, v.b. gibi sanayi alanlarına, tuzlu su arıtma tesisleri gibi suların yönetimi alanlarına yatırım yapmaya büyük ilgi vardır."


"Lieberman krizlerin yönetimi konusunda işbirliği veya beş ülke arasında koordinasyon önerisinde bulundu mu?" sorusuna karşılık Erato Kozaku Markulli "Koordinasyon diyemem ama, evet, bir İsrail, Kıbrıs, Yunanistan'dan başlayıp Bulgaristan ve Romanya'ya uzanan bölgesel bir işbirliği diyebiliriz" dedi, şunları ekledi:


"Bu Sayın Lieberman'ın önerisidir. Önümüzdeki Pazartesi günü AB Bakanlar Konseyi sırasında bu öneriyi üç mevkidaşımla görüşme ve görüş alış verişinde bulunma fırsatım olacak.  Kişisel olarak çok önemli buluyorum, özellikle Sayın Lieberman'ın ifade ettiği üç alanla ilgili olanı. Yani yangınlar, depremler ve su taşkınları... Dolayısıyla insan hayatını tehlikeye sokan durumların yönetimiyle ilgili bu tür işbirlikleri her zaman faydalıdır. Elbette bu işbirliği her zaman başka ülkelerin katılımıyla genişleyebilir."


Lieberman'ın önerisine kendisinin de, Mısır ve Lübnan'ın da katılması şeklinde bir karşı öneri getirip getirmediği sorulduğunda ise Markulli; adı geçen iki ülkeyi önerebileceklerini veya bu iki ülkeyle, gelecek yanıta göre ikili anlaşmalar yapabileceklerini söyledi. Markulli Güney Kıbrıs olarak gerek bu konularda gerek Enerji ve Arama-Kurtarma konularında bütün komşu ülkelerle iyi ilişkiler içerisinde olmak istediklerini belirterek  "çok yakında hem Mısır'la hem de Lübnan'la anlaşma imzalamaya hazır olacağımızı umuyorum" dedi.


Lübnan'la hali hazırda var olan münhasır ekonomik bölge meselesi sorulduğunda ise Markulli "Evet, ama bizim hiçbir faaliyetimiz yok. biz anlaşmayı 2007'de imzaladık ve daha sonra Lübnan kendi MEB'inde bir revizyona gitti, mesele şu anda Lübnan ve İsrail arasındadır. Biz ilk andan itibaren bu meselede yardımcı olduk, bu meselenin yakında netleşeceğini hissediyorum" dedi.


Markulli'ye, Güney Kıbrıs'ın İsrail'le ilişkilerini derinleştirmesinin Arap ülkeleriyle ilişkilerini etkileyip etkilemediği de soruldu.


"Şunu netleştirmek isterim. Kıbrıs'ın Arap dünyasıyla ilişkileri hiçbir şekilde etkilenmemiştir" dedi. Arap dünyasıyla tarihi ilişkileri içerisinde olduklarını söyleyen Markulli, Arap baharından sonra ilişkilerinin daha da güçlendiğini anlattı, şunları söyledi:


"Bundan dolayıdır ki son zamanlarda özellikle Mısır ve Lübnan'la ziyaret ve yeni anlaşmalar imzalama seferberliği başlattık, bu Ürdün ve Filistin'le ilişkilerimize önem vermediğimiz anlamına gelmez. Çok yakında Tunus'u ve Fas'ı ziyaret edeceğim. Yine Libya'ya ilk ziyaret gerçekleşti ancak önümüzdeki hafta sonu (29-29 Nisan)Sağlık, Ticaret ve Dışişleri; üç bakandan oluşan heyet şeklinde bu ülkeyi yeniden ziyaret ederek güçlü varlık göstereceğiz. Kıbrıs'ın Libya'nın yeniden inşasına nasıl katkı koyabileceğini görmek için şirketler ve ticaret odalarıyla görüşeceğiz."


(ŞA/HA)


 
22 Nisan 2012 Pazar 12:51
Okunma: 485
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)