Ana Sayfa » Kıbrıs » Sıra sizde olabilir

Sıra sizde olabilir

Röportaj Ebru VERITY

 
 
Sıra sizde olabilir
Yedi senedir psikolojik danışman olarak mesleğini icra etmekte olan Sn. Hüseyin Bayraktaroğlu’nun bekleme odasında oturuyorum. Gergin miyim? Hem de ne biçim.

Aklımdan ne senaryolar geçiyor bir bilseniz. Önce kıyafetlerimi gözden geçiriyorum. “Acaba?” diyorum kendi kendime “Seçtiğim renklere göre kişilik analizimi çıkarır mı?”

Ya da “Otururken konuştuklarıma dikkat edeyim, ruhumdaki çatlaklardan birinin içine sızmayı başarmasın.” Gözlerimi duvarlarda gezdiriyorum. Aldığı eğitimlerin çerçevelerini gördükçe ağırlık hissediyorum ruhumda.

Kısacası kendimi röportaj yapmaya gelmiş olmaktan çok, az sonra büyüteç altına girecek biri gibi hissediyorum. Sinir bozucu anlayacağınız.

Çok geçmeden Hüseyin Bey kapıyı açıyor. Güleryüzlü ve son derece dingin bir adam. Bir an rahatlayacak gibi olsam da, gardımı indirmiyorum tabii.

Röportaja başlamadan önce biraz kendisi hakkında konuşmak istiyorum.

YDÜ'de aldığı psikolojik danışmanlık eğitimlerine paralel olarak yurt dışından gelen hocalarla ve Türkiye'ye giderek 1000 saati aşkın bir psikoterapi eğitimi (psikodrama, pozitif psikoterapi, hipnoz, imago çift terapisi, ericksonian çift terapisi) almış. Şu anda doktora eğitiminde Kuzey Kıbrıs’taki evlilikler hakkında hazırladığı tezi bitme aşamasına gelmiş. Zaten aynı üniversitede de öğretim üyeliği yapmakta.

O anlattıkça benim içim daha da daralıyor. “Tamam Ebru” diyorum kendi kendime

“Kesin bir teşhis koyacak sana. Umarım bunu yüksek sesle söylemez.” Fakat sohbet ilerledikçe ben rahatlıyorum. Hüseyin Bey’in duruşu, ses tonu, konulara yaklaşımı, gri beyin hücrelerime aktıkça, bilinçaltım çoooktann kendi hayatımla ilgili değerlendirmelere girişiyor. Faydalı biri.

Kendisine danışanlara yardımcı olabileceği geniş bir yelpazesi var elinde. Yelpaze diyorum, çünkü eğer birazdan okuyacağınız röportajda, kendi hayatınız ile ortak paydalar meydana çıkarsa, kendisine bir danışın, çünkü o yelpaze belli ki sizi ferahlatacak kadar büyük.

Evlilik ve ilişki sorunları yanı sıra, panik atak, sınav kaygısı, düşünce, duygu, davranış takıntıları, fobiler, cinsel sorunlar. Master ve doktora tezi ise evlilikler üzerine.



Mutsuz olmak bir tercih midir ?

Bu bir alışkanlık. Mutsuz yaşamaya alışmış olan bir insan, mutlu olmayı beceremez. Tabii ki bu Psikanalitik (Freudyan) yaklaşım. Öğrenme kuramlarına göre ise “öğrenilmiş çaresizlik”.


O zaman mutlu olmak öğrenilebilir?

Elbette. Genetik kodlarımızda ve Jungiyan yaklaşıma göre kolektif bilinçaltımızda bulunan %20-%30 oranındaki bilgilerin dışında geri kalan oran öğrenebilir. Yani mutlu olmak büyük ölçüde öğrenilebilir.


Çağın hastalığı depresyon diyebilir miyiz?

Çağın hastalığı olarak dile getirdiğimiz zaman, insanlar bunu böyle kabulleniyor ve değişim için motive olamıyorlar. Aslında depresyon, eski ismi ile melankoli bir düşünce ve duygu halidir ve bu hep vardı. Belki de artık daha yakından tanıdığımız için çağın hastalığı diye isimlendiriliyor.


Depresyon nedir peki ?

Bazı Psikiyatristler biz psikolojik danışmanların bu konuya el uzatmasından pek hoşlanmazlar. Çünkü depresyonu bir hastalık olarak değerlendirirler. Oysa depresyon bir hastalık değildir. Belki de esas sorunla başa çıkma biçimidir.


İnsan depresyonda olup olmadığını nasıl anlar?

En az on beş gün boyunca yemek yeme ve uyku düzeninde belirgin bir değişim, sosyal ilişkilerde geri çekilme gibi belirtiler devam ediyorsa bu bir depresyon işaretidir. Yaşanan  bir olayla ilgili veya belirsiz bir sebeple on beş günden kısa süreyle bu belirtileri gözlemlememiz depresyonda olduğumuzu göstermez.


Çiftler kendi ilişkileri ile ilgili olarak terapinin/danışmanlığın vaktinin geldiğini nasıl anlarlar?

Koruyucu bağlamda olması için çiftlerin, evlilik öncesi danışmanlık alması her zaman faydalıdır. Gelişmiş ülkelerde çiftler bunu sıklıkla tercih etmektedirler.



Evet yurt dışında evlilik öncesi danışmanlık hizmeti için hala bazı ülkelerde rahipler seçiliyor...

Haklısınız bazı ülkelerde bu hizmeti rahipler vermektedir. Danışmanlık hizmeti aslında rahipler ile daha eskilerde de kabilelerdeki yaşlı kişilerle başlamıştır. (Gülüyor)


Soruma dönersem eğer, bir çift ilişkileri için terapinin/danışmanlığın geldiğini nasıl anlarlar?

Eğer çift sürekli olarak aynı konuda tartışıyor ve tartışmanın fırtınası dinince konu anlamsız geliyor, ya da tartıştıkları için rahatsızlık duyuyorlar ve ancak bu sorunun bir türlü üstesinden gelemiyorlarsa bunun altında fark edilmeyen bir negatif anlamda davranış kalıbı vardır. Bu durumda bir uzmana danışarak yardım almaları gerekir. Ayrıca tartıştıkları konuyu onaramıyorlar ve arkadaşlarından, aile üyelerinden veya büyüklerinden yardım almak için veya paylaşmak için konuyu açıyorlarsa, danışmanlık/terapi hizmeti almaları için zamanın geldiğinin bir diğer belirtisi ortaya çıkmış demektir. Burda şunu da vurgulamakta fayda var, çiftin yakınları tarafsız ve objektif olamayacaklarından, duygusal davranacaklarından dolayı sorunun çözümünü faydadan çok zarar verebilme olasılığı çok yüksek olacaktır.


Partnerlerden biri diyelim ki bu tesbiti yaptı ama partnerini yardım almak için ikna edemiyor. Bu durumda olan kişilere ne tavsiye edebilirsiniz?

Aslında en faydalı ve ideal olanı birlikte gelmeleri tabii. Ancak bir diğeri bir türlü yardım almayı kabul etmiyorsa partnerlerden birinin randevu alıp süreci başlatmasıyla bir sonraki randevuya geride kalan partner de  kendiliğinden katılıyor.


Bir çiftin bir uzmandan yardım alma durumuna gelmesi, o ilişkinin bitmek üzere olduğuna dair bir tehlike sinyali midir?

Bize gelen çiftlerin çoğunluğu, ilişkinin bitişine ramak kala geliyorlar. Aslında üç çeşit yardım süreci var. Koruyucu, onarıcı ve bitişte yaraları sarıcı diye isimlendirdiğimiz. Yardım almaya gelenlerin bir çoğu ilişkileri bitme raddesine geldiği zaman yardım almayı tercih ediyorlar. Yaşadıkları ilişkiye inanıyorlar ve ilişkilerini kurtarabilmek için istekleri varsa ilişkinin bitmesi yönünde tehlike görünmüyor.


Süreç içerisinde sizin bir takım yaklaşımlarınız, yönlendirmeleriniz oluyor. Terapiden/danışmanlıktan daha fazla fayda sağlamak adına, danışan çiftin üzerine düşenler nelerdir ?

Öncelikle şunu söylemeliyim. Şöyle bir beklentiye girmeleri yanlış olur. Biz danışmana gideceğiz, o bize bir şey söyleyecek ve ilişkimiz daha iyi olacak.


Yani elimde sihirli değnek yok diyorsunuz..

(Gülüyor) Evet elimizde sihirli değnek yok. Bu birinci yanılgı. İkinci yanılgıları ise danışman partnerimin hatasını söyleyecek ve sorun ortadan kalkacak. Her çiftin ilişki içerisinde kendi sorumlulukları var. Her partner kendi sorumluluklarının farkına vararak onları iyileştirme yoluna gitmelidir. İlişki içerisinde kendi sorumlulukları ile yüzleşmeleri gerekmektedir. Çünkü hiç bir ilişkide diğer kişiyi düzeltemezsiniz. Bir de yardım süreciyle ilgili beklentilerinde aceleci olmamalarını önermek istiyorum. Çünkü yıllardır çözemedikleri ve değişmez kalıplarını kısa sürede değiştirmek mümkün değildir.



Daha faydalı olmak adına mesleğiniz ile ilgili asla vazgeçmem dediğiniz ilkeleriniz var mı?

Gizlilik en önemli ilke benim için. Bir diğeri ise zarar vermeme. Gizlilikten kastım, danışanın paylaştıklarının ona ait bilgiler (para gibi) olduğunu ve bunları bizim kullanmaya hakkımız olmadığını (hırsızlık), zarar vermemeyi ise maddi ve manevi anlamda görüyorum. Süreci gereksiz yere uzatmamaktan tutun da, aklımızda olan her şeyi ve kendi kişisel değerlerimizi danışanla paylaşırken hep ona faydayı gözetmemiz gerektiğine öncelikle önem veriyorum.


Yardım alan çiftlerin boşanmalarından azaldığına dair istatistiki bir çalışma var mı?

Daha evvel bahsettiğim gibi son raddede gelen çiftlerde bu %50’yi geçmiyor. Onarıcı veya koruyucu diye nitelerdirdiğimiz aşamalarda geldikleri takdirde bu rakam daha da yükseliyor tabii ki. Özetlemek gerekirse, ilişkiyi kurtarmak için isteğiniz ve inancınız ne kadar yüksekse ilişkiyi kurtarma şansımız da o kadar yüksek oluyor.


Günümüzde kime dokunsanız herhangi bir konu ile ilgili bir stres yaşıyor. Gündelik hayatımızda stresi azaltmak için ne tavsiye edersiniz?

Duygu ve bedenin iç içe olduğu ve birbiriyle etkileşim içinde oldukları gerçeğinden yola çıkarak, strese karşı direncinizi güçlendirecek üç temel yöntem söyleyebilirim. Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve egzersiz. Bunu ben de mümkün mertebe uygulamaya çalışıyorum. Ayrıca bu üç temel bileşene bir dördüncüyü eklemekte fayda var, bu da düşüncelerimiz. Çevresel faktörleri değiştirme gücünde olmadığımıza göre değiştirebileceğimiz tek faktör olan düşünce yapılarımızı gözden geçirmemizde bizleri güçlendirecektir.


Ama bir çok insan bu benim yapım, ya da yapamıyorum diyerek işin içinden çıkmayı tercih ediyor...

Bu teslim olmaktır. Yapamıyorum, değişemiyorum, ya da yapım bu şeklindeki yaklaşımlar yenilgiyi baştan kabul etmek olduğu kadar, kendi kendimizi de pasifize ettiğimiz anlamına gelir. Düşünce temelini baştan negatif bir kalıp üzerine kurmaya başlamışız demektir. Bu kendimizi öğrenilmiş çaresizlik durumuna düşürüyoruz anlamına gelir. Kişi, kendi mutlululuğuna kattığı mayayı değerlendirmelidir. Mutluluğunuza kattığınız maya da, düşüncelerinizdir.


Aşağıdakilerle ilgili olarak, okuyucularımıza kısaca nasıl mesaj verebiliriz?

Bağlanma Korkusu – Bağlanmak güzel bir duygu. Fakat bu bağ zaman zaman çözülebilmeli.


Mutlu evlilik -  Ötekinin farkında olmak. Partnerinin ihtiyaçlarının ve onunda bir birey olduğunun farkında olunduğu ölçüde evlilikler mutlu yürüyor.


İletişim -  İhtiyaç duyulduğu kadar. Paylaşmak da bir iletişimdir. Aynı ortamda olup, aynı şeyleri yapmak da iletişimdir. Sözel olmasına gerek yoktur. Beraber kitap okumak, film izlemek, birlikte spor yapmakta bir iletişimdir.



Bilgi almak için:

ALGI PSİKOTERAPİ & PSİKOLOJİK DANIŞMA MERKEZİ

Taşkınköy/Lefkoşa

Tel : 22 57 567

0533 83 444 83

 
29 Ağustos 2013 Perşembe 09:27
Okunma: 6211
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)