Ana Sayfa » G. Kıbrıs » "Sonraki Adım Sahte Devletin Tanınması Olacak"

"Sonraki Adım Sahte Devletin Tanınması Olacak"

Disi Başkanı'na Göre Hristofyas'ın Politikası Müzakereleri Çıkmaza, KKTC'yi Tanınmaya Sürüklüyor.

 
 
DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs politikasının, müzakereleri çıkmaza ve KKTC'nin tanınmasına sürüklemekte olduğunu söyledi.


Alithia Anastasiadis'le yaptığı ve ilk bölümünü dün yayınladığı söyleşinin siyasi içerikli ikinci bölümünü bugünkü sayısında "Nikos Anastasiadis... Bir Sonraki Adım Sahte Devletin Tanınması" başlığıyla aktardı.


Yoğunlaştırılmış müzakerelerin sona eriş tarihi olarak Cenevre üçlü görüşmesinde tayin edilen Ekim takvimine uyulup uyulmayacağı  sorusuna muhatap olan Anastasiadis meselenin takvime uyulması veya BM Genel Sekreteri'nin çabalarının pratikte son bulmasının iki ay daha uzatılması olmadığını belirterek şunları söyledi:


"HRİSTOFYAS YAKIN GEÇMİŞE KADAR REDDETTİĞİ TAKVİMLERİ KENDİSİ KOYDU"


"Esas mesele Sayın Hristofyas'ın, yakın geçmişe kadar reddettiği takvimler tuzağına düşmesidir. AB dönem başkanlığını üstlenmesinden sonra müzakereye devam edemeyeceğini çünkü dönem başkanlığıyla ilgili yükümlülükleri olacağını söyledi. Dolayısıyla, referandumun ve prosedürün sonlandırılmasının yetiştirilebilmesi için Kıbrıs sorununun nisan ayına kadar çözülmesi şartını kendisi koştu. Gözlemlediğim kadarıyla 3,5 yıldır müzakerelere başlanan Yönetim ve Güç Paylaşımı başlığında duruyoruz. Durum trajiktir. Beni endişelendiren; Türklerin BM Genel Sekreteri'nin her önerdiğini kabul edeceği, aleni açıklamalarıyla taahhüt edenin Genel Sekreter'in önerilerini reddedeceği ve sorumluluğun da sürekli reddedene yüklenecek olmasıdır. Bir sonraki gelişme de sahte devletin aşamalı olarak yükselmesi, kesin taksim ve sahte devletin tanınması olacak. İlk aşamada muhtemelen Tayvan tipi hukuki yükseltme olacak ancak Türkiye'nin en üst hedefi olan, sahte devletin tanınması gerçek olacak."


Anastasiadis'e, Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın Kıbrıs sorununu aralarında çözmeyi başarıp başaramayacakları da soruldu. Etkin ülkenin Türkiye olduğu olgusunun göz ardı edilmemesi gerektiği görüşünü ortaya koyan Anastasiadis şöyle devam etti:


"ANAHTARIN ANKARA'DA OLDUĞUNU SÖYLEYENLER, BUNU GÖRMEZDEN GELİYOR"


"Çözüm anahtarının Ankara'da olduğunu söyleyenler; Eroğlu'nun ve öncesinde Talat'ın; Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) sorumlu olduğunu kabul ettiği mülkiyet konularında karar verebilecek durumda gibi gösteren Kıbrıs aidiyeti diyalog doktrini aracılığıyla bunu görmezden geliyorlar. Hristofyas sanki Kıbrıslı Türk liderler toprak düzenlemeleri, mülkiyet, yerleşikler ve işgal ordusu konusunda karar verebileceklermiş gibi hareket ediyor. Biz DİSİ olarak; Türkiye'nin kontrol edilebilmesi için müzakerelerin; Türkiye'nin, Yunanistan'ın, AB'nin ve iki müzakerecinin katılımıyla genişletilmesini önerdik.  Çünkü müzakere masasına oturacak ve Sayın Eroğlu aracılığıyla öneri sunduğunu söylemek yerine önerilerini kendisi sunacak ve beraat edemeyecek, kimse de elinden geleni yaptığını söyleyemeyecek. Ulusal Konsey'e bir dolu öneri sunduk.  Ne uluslar arası temsiliyetinin ne hukuki varlığının sorgulanmayacağı güçlü bir devletimiz olması için Kıbrıs sorununun çözümünü yeniden müzakere etmeyi önerdik. İç yönetim konularında eyaletlere daha çok otonomi verilsin dedik. Bu şekilde daha az çatışma ve çıkmazımız olacak."


Üç buçuk yıllık görüşmelerden sonra müzakerelerin hangi noktada olduğu sorulan Anastasiadis "ısrarlar nedeniyle Kıbrıs sorunu da olağanüstü hal durumundadır" dedi, bu sözünü şöyle izah etti:


"Derviş Eroğlu'nun son karşı önerileri ile Başkan Hristofyas'ın (önerilerinin) tamamen değiştirilmesine fırsat verildi. Biz (DİSİ) birlik olması için, birlik içerisinde doğru bir plan çıkarılabilmesi için Ulusal Konsey'in bir alt komite oluşturmasını, buna güveneceğimiz anayasa uzmanlarının ve Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs grubunun da katılmasını önerdik. Bu, Ankara'nın uzlaşmazlığı çözüme doğru ilerlemeye olanak tanımaması durumunda uygulanacak B planı olacaktı."


"İNSANLAR YORULDU USANDI"


Her iki taraftaki halkın gerçekten çözüm isteyip istemediği sorusuna muhatap olan Anastasiadis insanların yorulduğunu ve bıktığını, 37 yıldan beridir sloganlar işittiğini belirterek şöyle devam etti:


"Ancak aynı zamanda, mülklerin kesin yitirmesine sürükleyen oldubittiler de kaydediliyor. Biz ideal için müzakere ediyoruz, bunu başarmamız mümkün değildir. İşittiğim kadarıyla Bağlantısızlar'ı dahi kapsayan çok boyutlu dış politikaya yapışıp kalarak, mümkün olduğunca adil bir çözüm elde etmek için elimizden geleni yapmaktan kaçınıyoruz. Hükümet, artık Bağlantısızlar olmadığından haberdar değil mi?"


"YABANCI LİDERLERLE KONUŞURKEN ÇÖZÜM KARARLILIĞIMIZ KONUSUNDA SAVUNMADAN BAŞKA BİRŞEY YAPAMIYORUM"


Anastasiadis'e, görüştüğü yabancı liderlerin Rumlara güvenip güvenmedikleri de soruldu. "Bazı fikir veya görüşler ortaya koyduğumda, bunların benim mi yoksa Başkan'ın mı olduğunu soruyorlar. Yabancı liderlerle çözüm bulma konusundaki kararlılığımız konusunda konuşurken, savunma yapmaktan başka şey yapamıyorum" vurgusunu yapan DİSİ Başkanı şöyle devam etti:


"Ancak trajik olan; konuştuklarımızın partimizin yetkilisi veya üyesi veya Sayın Hristofyas değil; görüş sahibi ve değerlendirme yapabilen insanlar olmasıdır. Kıbrıs sorununu yönetmekte olan hükümet, yeniden başkanlığa seçilebilmek uğruna elinde siyasi müttefikler tutmak için her çabayı harcarken kendi önerilerini dahi savunmaktan kaçınırken, tahmin edebileceğiniz gibi, ikna edici olamazsınız. Daha öncekilere atıfta bulunmak da hiçbir şekilde mazeret değildir.  Sayın Hristofyas kendisinin adil çözümü diğer herkesten daha iyi getirebileceğini söyledi.  E o zaman bunu başarma sorumluluğunu da üstlensin."


"TÜRKİYE, SONUÇ VERECEĞİNİ UMARAK SADECE UYARIYOR"


Görüşmeleri sırasında yabancı liderlere Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'deki doğal zenginlikten (hidrokarbon yatakları) istifade etmeye başlamaları durumunda yapacaklarına ilişkin "tehditleri" konusunda ne dediği de soruldu. Sözlerine "Şükürler olsun ki Amerikan şirketleri ve İsrail ile anlaşmalara ilişkin çalışmalar Dimitris Hristofyas hükümetinden önce başlamıştı" ifadesi ile başlayan Anastasiadis, şunları söyledi:


"Bize bu egemenliği sağlayacak tek şey bu anlaşmalardır. Amerikan şirketlerinin karışması ve İsrail'le anlaşmalar... Öte yandan Türkiye'nin, ifade ettiği şekilde tepki göstereceğine inanmıyorum çünkü Amerikan hükümetiyle de çatışacağını biliyor. Bu da, Amerikalılarla çatışmak yerine onlardan Kıbrıs sorununun çözümü konusunda eşlik ve yardım talep etsek durumun ne kadar farklı olacağına bir örnektir. Türkiye, sonuç vereceğini umarak sadece uyarıda bulunuyor."


"Türkiye ile uzlaşmak istemeden doğalgazı çıkartıp satabileceğimize gerçekten inanıyor musunuz?" sorusu karşısında "Türkiye ile uzlaşmak istememiz gerekeceğini zannetmiyorum ancak doğalgaz Kıbrıs sorununun çözümünün gerekliliği konusunda güçlü bir argüman olabilir" diyen Anastasiadis  "Kuşkusuz çözüm, bu kaynakları değerlendirebilecek güçlü bir devlete fırsat tanıyacak" vurgusunu yaptı.


"TÜRKİYE'NİN MÜZAKERE MASASINA, SANIK SANDALYESİNE OTURTULMASI ŞART"


Alithia TC Başbakanı Erdoğan'ın KKTC ziyareti sırasında Rumları "kötülediği, sultan gibi davrandığı" gözlemini ifade etmesi üzerine Anastasiadis şunları söyledi:


"Elbette Erdoğan'ın sözleri kabul edilemezdi ve yöntemi Sultan'a benziyordu. Ancak aynı zamanda, Türkiye'nin müzakere masasında, sanık sandalyesinde oturmasının şart olduğunu vurgulamamız gerekir. Sanık sandalyesine de; tribünlere yönelik söylemlerle oturtulamaz. Güçlü müttefikler ve Türkiye'yi etkileyebilecek ülkelerin değerlendirilmesiyle oturtulabilir"


Anastasiadis devamla Güney Kıbrıs'ın iç yönetimi konusuna da değindi. Rum tarafındaki yönetim sisteminin, arzu edildiği gibi işlemediğini vurguladı. Kamu hizmetlerinde de diğer alanlarda da en kötü hastalığın adam kayırmadan kaynaklandığını belirterek "Yani bir hükümet oluşturmak için yapılan alışverişler ve dostlar veya partisel yükümlülükler zemininde ortaya konulan görüşler" izahında bulundu.


Yeni bir sistem oluşturulabilmesi için Hristofyas'ın, KİT, Kamu Hizmetleri, v.b. kurumlara atamaları tek başına yapma ayrıcalığından feragat etmesini önerdiğini de anlatan Anastasiadis "Başkan'ı çok akıllı, her şeyi bilen, diğerlerini görmezden gelip istediği gibi hükümet edebileceğine inanmaktan vazgeçelim. Bu devlet 50 yıl verebileceği her şeyi verdi. Artık yeniden yapılanmanın, devlet birimlerinin farklı yönetilmesinin zamanı geldi" dedi.


Anastasiadis, Rum tarafındaki sistemin değil, mentalitenin değişmesi gerektiğine işaret ederek ABD'deki Başkanlık sisteminin işleyişini örnek gösterdi.




 
15 Ağustos 2011 Pazartesi 13:41
Okunma: 521
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)