Ana Sayfa » Türkiye » Sosyal Paylaşım Ağları, ''asosyal'' Yapıyor

Sosyal Paylaşım Ağları, ''asosyal'' Yapıyor

Sosyal Paylaşım Sitelerinin, Psikososyal  Etkisine Yönelik Yapılan Araştırmada, Haftada En Az 24 Saatini Burada Geçirenlerin ''bağımlı'' Olabileceği Belirtiliyor.

 
 
Sosyal Paylaşım Ağları, ''asosyal'' Yapıyor

BUNA GÖRE, SOSYAL AĞLAR; KİŞİLERİ NARSİSTLEŞTİREBİLİRKEN SAPKINLIKLARIN SANAL ORTAMDA YAŞANMASINA İMKAN SAĞLIYOR, ALDATMALARI NORMALLEŞTİRİYOR,  DEPRESYONA SOKABİLİYOR VE ASOSYALLEŞTİRİYOR

Ankara, 7 Mayıs 12 (T.A.K): Kentlisi köylüsü, kadını erkeği milyonların sanal dünyada iletişim kurduğu sosyal paylaşım ağları, kişilerde psikososyal alanda olumsuzluklara yol açabiliyor.

Konuya ilişkin yapılan araştırma, haftada en az 24 saatini burada geçirenlerin ''bağımlı'' olabileceği belirtilirken, ağların sapkınlıkların sanal ortamda yaşanmasına imkan sağladığı, ''aldatmaları'' normalleştirdiğini, kişileri narsistleştirebilirken;depresyona sokabildiğini ve asosyalleştirdiğini ortaya koyuyor.

Kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor.

Sosyal paylaşım ağının, bireysel ve toplumsal etkileri Uluslararası Psikologlar Derneği ile uzaktan eğitim yapan Brüssel Capital Üniversitesi Psikoloji bölümü tarafından yapılan ortak araştırmada incelendi.

Araştırma, 16-40 yaş arası 50 bayan ve 50 erkek bir sosyal paylaşım kullanıcısına yapılan anket ve birebir görüşme ile gerçekleştirildi. Katılımcılar, ortama bağımlılık açısından haftada en az 24 saatini bu paylaşım ağında geçiren kişiler arasından seçildi. Araştırmada, sosyal paylaşım ağının bu kişiler üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya çıkardı. Bunlardan birisi, çoğul kişilik ilişkisi olarak belirlendi.

"HER KÜLTÜR, HER ZEVK BİÇİMİ YANDAŞ BULABİLİYOR"

Psikolog ve Refleksoloji Uzmanı Halil Tabur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili sosyal paylaşım ağının kişiye ait özel bir sayfa oluğunu, ancak tüm gönderilerin global bir datada toplandığından bunun çok da ''özel'' olarak tanımlanamayacağını ifade etti.

Sosyal paylaşım ağlarında her konu her renk her kültür hatta her zevk biçiminin kendine yandaş bulabildiğini anlatan Tabur, ''Kişiye sıradan gelen birçok ilgi alanı ya da ahlaksızca gelen birçok ilgi, eğilim normalleşerek kendine hayat bulabilir'' dedi.

Sosyal paylaşım ağlarının zararlı etkilerinin de bu noktada kendini göstermeye başladığını vurgulayan Tabur, ''İnsanlar akılarına gelmesine rağmen içine giremedikleri ya da gerçekleştiremedikleri birçok sapkınlığı sanalda olsa yaşamaya başlıyor'' diye konuştu.

''SOSYAL PAYLAŞIMDA 'BEĞENİLME' NARSİSTLİK BOYUTUNA ULAŞABİLİYOR''

Araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren Tabur'un verdiği bilgiye göre, sosyal paylaşım ağlarında kişi kendisiyle çelişen tavır ve davranışları kısa süreli de olsa benimseyebiliyor.

Bunun nedeni sosyal kabul ya da reddedilme korkusu olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik, benzerlik kişide kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor.

Bu süreç, sosyal ağda geçen sürenin artmasıyla gerçeklik arasındaki bağın kaybolmasına yol açabiliyor. Örneğin, sevmediği bir müzik tarzını paylaşma ya da bir yaşantısal deneyimi hoşlanmasa da sırf birilerine şirin gözükmek için beğenme, kişinin kendine olan saygısını yitirmesine neden olabiliyor.

Sosyal paylaşım ağlarında, ''beğenilme'' narsistlik boyutuna ulaşabiliyor. Bu durumda histerik tutum ve davranışlar ortaya çıkabiliyor. Örneğin, fotoğrafı çok beğenilenin egosu şişerken, az ya da beğenilmeyenin egosu sönebiliyor ve kişi örselenebiliyor. Narsizm, beraberinde kıskançlığı teşvik edebiliyor. Artan ego, en çok beğenilenin zirvede olanın hep kendisi olmasını istemesine yol açabiliyor.

Sosyal paylaşım ağı, kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor.

''ASOSYALLEŞTİRİYOR''

İnternet başında saatlerce oturarak bildirim paylaşmak, ''sosyalleşme'' olarak gösteriliyor. Psikologlar, bunu sosyal bildirim bağımlılığı olarak tanımlıyor. Gün içinde 10'dan fazla bildirim yapan kişilerin bağımlılığa yakın olduğu belirtiliyor. Bu kişiler, bildirim yaptıkça sosyalleşeceğini düşünmesine karşın ''asosyal'' konuma geliyor ve kişi beynin sosyalleşme ile ilgili ayırdığı süreden alındığı için gerçek sosyal ilişkilerden kaçınmaya başlıyor. Çünkü beyin bildirimlerin etkisiyle sosyalleşmeye doyuyor. Akrabalarını aramayan, selam vermeyen bir bağımlının her sabah arkadaş listesindekilere ''merhaba'' demesi, onlarla sohbet edip onların sorunlarını çözmeye çalışması ciddi bir çelişki yaratıyor.

''ALDATMA, SIRADANLAŞIYOR''

Araştırmaya göre, sosyal paylaşım ağları ile aldatma arasında da ilişki bulunuyor.

İnternet aracılığıyla herkes kendisine yakın birisini bulabiliyor. Özellikle aldatmanın sıradanlaşması, olaya teşviki hızlandırabiliyor. Kişi, adrenalinin içinde kaybolup, mantıklı düşünceden uzaklaşabiliyor.

Ahlaki öğretilerin yerle bir olduğu bu platform içten içe ilişkileri ve aileleri parçalıyor. Çok mazbut bir eş, eşiyle tartışıp dertleşecek kimseyi bulamadığı bir anda uzanan bir arkadaşlık teklifini bir anlık boşlukla kabul edip bir girdabın içinde kendini bulabiliyor.

DEPRESYONA İTEBİLİYOR

Sosyal ağlar, kişinin ihtiras ve arzularını da ortaya çıkarabiliyor.

Öte yandan, sosyal paylaşım ağları depresyona yol açabiliyor. Araştırmaya göre, eğlenen hoş vakit geçiren kişilerin fotoğraf ve görüntüleri aynı imkanlara sahip olmayan kişilerde ''eksiklik'' duygusuna neden oluyor ve bu kişilerin depresyona girmesini sağlayabiliyor.

Ayrıca, buralarda cinsel sapmaların cazip şekilde sunulması ve sosyal kontrol mekanizmasının yokluğu, kişileri cinsel sapmalara yöneltebiliyor. Araştırmalar, birçok cinsel sapma eğilimi olanların bu ilişkilere sosyal ağlarda daha kolay ulaştıklarını ve ilk deneyimlerini de bu ağlarda yaşadıklarını gösteriyor.

Özellikle Avrupa'yı çok ciddi etkileyen çocuk pornografisinde bu ağlar ciddi bir veritabanı oluşturuyor.

(AA/RU/HÖ)

 
7 Mayıs 2012 Pazartesi 13:00
Okunma: 439
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)