Ana Sayfa » Türkiye » Sosyalist Enternasyonal Toplantısı

Sosyalist Enternasyonal Toplantısı

Sosyalist Enternasyonal Başkanı Papandreu: ''suriye'de Yaşananlara Bir Cevap Vermek Bizim Açımızdan En Önemli Konudur. Bm'nin Bu Konudaki Çalışmalarını Tamamen Destekliyoruz''.

 
 
Sosyalist Enternasyonal Toplantısı
''SURİYE REJİMİNE BASKIYI ARTTIRMA YOLLARINI BULMAK ZORUNDAYIZ. ÖNCELİKLE BU KRİZİN BARIŞÇIL BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜLMESİ AMAÇLANMALI''


''AMAÇ, HEMEN BİR ATEŞKES VE ŞİDDETE SON VERMEK OLMALIDIR. HALKIN ACISI BİTİRİLMELİDİR. HER TÜRLÜ İNSANİ KURUMUN BÖLGEYE ULAŞIMI SAĞLANMALIDIRYENİ BİR İSTİKRAR DÖNEMİ AÇILMALIDIR''


''ARAP BAHARI İLE ŞU ANDA KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZ KÜRESEL KONULAR ARASINDA BİR BAĞLANTI KURMAK İSTİYORUM. BUGÜN BİZİ ZORLAYAN KONULARIN BAŞINDA DEMOKRASİNİN GELDİĞİNE İNANIYORUM. DEMOKRASİ HER GÜN YAŞATMAMIZ GEREKEN BİRŞEY. HALA ÇOK CİDDİ EŞİTSİZLİKLER VAR''


İstanbul, 23 Mart 12 (T.A.K): Sosyalist Enternasyonel Başkanı ve Yunanistan eski Başbakanı Yorgo Papandreu, Suriye'de yaşananlara bir cevap vermenin kendileri açılarından çok önemli bir konu olduğunu belirterek, ''BM'nin bu konudaki çalışmalarını tamamen destekliyoruz. Suriye rejimine baskıyı arttırma yollarını bulmak zorundayız. Öncelikle bu krizin barışçıl bir şekilde çözülmesi amaçlanmalı'' dedi.


Hilton Otel'de düzenlenen ''Sosyalist Enternasyonal Arap Dünyası Özel Komite Toplantısı''nın açılışında konuşan Papandreu, Türkiye ile yıllarca siyasetçi kimliğiyle temasları olduğunu belirterek, bu süreçte iki ülke arasında olumlu, barışçıl ilişkiler kurulmasını sağlamayı amaçladığını söyledi.


Papandreu , Türk ve Yunan halkını birbirine yakınlaştırmayı hedeflediğini ifade ederek, şöyle konuştu:


''Bu ilişkilerin tabanında hep iyi niyet, komşuluk ilişkileri, hukukun üstünlüğü, insanlara ve demokrasiye saygı ilkeleri olması gerektiğine inanıyorum. Aslında bizlerin işbirliğinden kazanacağı çok şey var. İşbirliği yapmayıp tamamen düşmanca veya rekabetçi bir anlayışla birbirimize yaklaşırsak kaybedeceğimiz çok şey var. Tabii ki kıta sahanlığı, Kıbrıs ya da ekümenik patriklik konusunda çeşitli sorunlar devam ediyor. 1960'dan 2000'e kadar iki ülkenin hiçbir işbirliği yoktu, aynı ittifak kapsamında olmasına rağmen. Aramızda sadece tek bir antlaşma vardı. İki ülke arasında yakınlaşma ancak 2000'den sonra başladı. Benim de aktif rol almaya çalıştığım bu süreçte 35 antlaşma imzalandı. Söz konusu antlaşmalar çok çeşitli işbirliği antlaşmalarını içeriyor. Mesela kriz yönetimi, doğal afet, insani yardım, kültür, turizm gibi alanlarda çok farklı antlaşmalar imzalandı. Ülkeler ve bireyler arasındaki ticaret arttı. Her iki ülke arasında turizm faaliyetleri alanında ciddi bir artış oldu.''


''BARIŞ VE GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİM''


Papandreu, Türkiye'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, ''Dün sayın Başbakan Erdoğan ile de görüştüm. Yaptığımız çalışmalar hakkında kendisine bilgi verdim. CHP ve Türk halkına mesajım şu, barış için, güçlü işbirliği oluşturmak için iki ülke arasında çalışmalarımı devam ettireceğim'' diye konuştu.


Komitenin ilk toplantısının birkaç ay önce Girit'te olduğunu ifade eden Papandreu, ''Bu görüşmelerde bilgi paylaşımı yaptık. Ortak bir amacımız olduğu düşüncesinden hareketle yeni demokrasileri geliştirmek için bölgemizde neler yapabileceğimize baktık. Özellikle Arap dünyası ve Kuzey Afrika bölgesinde neler yapılabileceğini ele almaya çalıştık. Bugün de tekrar toplanıyoruz. Bu toplantıda Sosyalist Enternasyonel olarak, aramızdaki işbirliğini güçlendirmeye ne kadar önem verdiğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Eminim ki, bu toplantı çok faydalı ve verimli olacak'' ifadelerini kullandı.


Papandreu, özellikle demokrasi yönünde kendi ülkesinde mücadele veren insanlar açısından toplantıda yapılacak görüşmelerin faydalı olacağına inandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:


''Arap Baharı artık yeni bir gerçeklik. Arap dünyasında zorlu bir geçiş süreci var. 2010'da Tunus'taki gencin trajik şekilde ölümü önemli gelişmelere neden oldu. Bir yıl sonra ülkede demokratik seçimler yapıldı. Mısır ve Yemen'de de seçimler yapıldı. Demokrasi seçim anlamına geliyor ama bunun önüne geçen unsurlar da vardır. Etkin, açık demokrasilerin kökünde adalet, dürüstlük, diğer insanlara saygı duyma, kadınlara, gençlere ve herkesin hakkına saygı gösterme yatar. Demokratik kurumların daha güçlendirilmesi gerekmektedir. Kurumlar da insanlardan oluşur. İnsanların kendi kültürü ve demokratik inisiyatifleri çok önemlidir. Hukukun üstünlüğü ve gücü çok önemli bir kavram. Güçlünün hukuku değil, hukukun üstünlüğü önem kazanmalıdır. Arap Baharı ile şu anda karşı karşıya olduğumuz küresel konular arasında bir bağlantı kurmak istiyorum. Bugün bizi zorlayan konuların başında demokrasinin geldiğine inanıyorum. Demokrasi her gün yaşatmamız gereken bir şey. Hala çok ciddi eşitsizlikler var. Para, kaynak ve güç çeşitli noktalara aşırı yığılmış durumda. Arap Baharı'nın ardında yatan nedenlerden biri de bu. Arap Baharı'nın amacı demokrasiye ulaşmaktı ama aynı zamanda daha çok adalete ve eşitliğe ulaşmak da yatıyor. ''


YUNANİSTAN VE SURİYE'DEKİ DURUM


Papandreu, bu yöndeki mücadelenin dünyanın her yerinde devam ettiğini vurgulayarak, ekonomik krizin temel nedenlerinden birinin Amerika'da ortaya çıkan eşitsizlik durumu olduğunu savundu.


Orta ve alt sınıfa gereken önemin verilmediğini ileri süren Papandreu, ''Benim ülkemde de eşitsizlik, saydam olmayan bir düzenin varlığı, adaletteki zaaflar, ülkeyi zorlu bir duruma getirdi. Fakir bir ülke değil ama kötü yönetildi. Demokrasi, saydamlık, gücü daha etkin bir biçimde dağılımı yönünde bir mücadele başlatıldı. Burada adalete yönelik, sürdürebilir, adil bir toplum oluşturmaya yönelik bir mücadele söz konusu. Aynı zamanda daha çevre dostu bir toplum oluşturma amacı var. Daha gelişmeye ve yeşil üretime odaklı bir yönetim anlayışı da var'' şeklinde konuştu.


Papandreu, ülkeden ülkeye demokratik durumlarda değişiklikler olabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:


''Demokrasi yönünde verilen mücadelenin bazı ülkelerde dramatik renklere büründüğünü görüyoruz. Mesela Suriye buna örnek. Bugün toplantımızda bu bölgede yaşanan trajediye de odaklanmalıyız. Detaylı bir şekilde Suriye'deki olayları ele almamız gerekiyor. BM'nin verilerine göre 7-8 bin kişi öldü. Binlerce kişi yaralandı, cezaevlerine atıldı ya da işkence gördü. Özellikle birçok gazetecinin trajik bir biçimde öldüğünü ve yaralandığını hatırlatmak istiyorum. Gazetecilerin amacı ulaşamadığımız bilgilere ulaşmamızı sağlamaktır. Bu ülkede yaşananları bizi aktarmaktır. Suriye'de yaşananlara bir cevap vermek bizim açımızdan en önemli konudur. BM'nin bu konudaki çalışmalarını tamamen destekliyoruz. Suriye rejimine baskıyı arttırma yollarını bulmak zorundayız. Öncelikle bu krizin barışçıl bir şekilde çözülmesi amaçlanmalı. Tabii burada sorumluluk rejimin omuzlarında, özgürlük için mücadele verenlerin omuzlarında değil. Asıl kriz çözme sorumluluğu rejimin üzerindedir. Amaç hemen bir ateşkes ve şiddete son vermek olmalıdır. Halkın acısı bitirilmelidir. Her türlü insani kurumun bölgeye ulaşımı sağlanmalıdır. Yeni bir istikrar dönemi açılmalıdır.''


''Suriye'nin Dostları İnisiyatifi''nin bölgeye yönelik çalışmalarına da değinen Papandreu, ''Sayın Erdoğan'dan öğrendiğime göre bu inisiyatif Nisan'ın başında krizi çözmek için bir toplantı düzenleyecek. Önemli adamlar atacaklarına inanıyorum. Suriye'de açık ve özgür seçimler düzenlenmeli. Demokrasi Suriye'de kurulmalıdır. Görüşümüz Suriye ile ilgili olarak böyle. Şu an Türkiye'deyiz ve Türkiye'de bölgede çok önemli bir rol oynuyor. Eminim Türk meslektaşlarımız burada yapacağımız görüşmelere çok önemli katkılarda bulunacaktır'' şeklinde konuştu.


Papandreu, hep birlikte güçlerin bir araya getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, nasıl etkin olunacağının bulunmasının önemli olduğunu söyledi.


Tehlike altında olan halklara nasıl destek verileceğinin değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Papandreu, ''Birçoğumuzun ülkesinde diktatörler vardı. Diktatörlerle mücadele etmenin ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Demokratik ve ilerici güçlerin Arap dünyasındaki değişim sürecinde desteklenmesini sağlamalıyız'' dedi.


Papandreu, Batı'daki tutucu güçlerin ''demokrasi belli bir kitle içindir'' şeklinde bir efsaneyi dillendirdiklerini belirterek, ''Arap devrimi bu efsanenin sonunun gelmesine neden oldu. Biz demokrasinin Hristiyan icadı olmadığını biliyorduk. Belli bir kültüre özgü olduğuna inanmıyorduk. Bu gençlik hareketlerinden esin bulduk, onlar bu efsanenin sonunu getirdiler. Demokratik değişim için derin bir arzu olduğunu gösterdiler'' ifadelerini kullandı.


(AA/AK/HA)   


 
23 Mart 2012 Cuma 13:40
Okunma: 500
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)