Ana Sayfa » G. Kıbrıs » Stefanu: "hükümet Hidrokarbon Konularında Güvenlik Ve Ülkenin Çıkarlarının Korunması İçin Alçak Tonlu Bir Siyaset İzliyor"

Stefanu: "hükümet Hidrokarbon Konularında Güvenlik Ve Ülkenin Çıkarlarının Korunması İçin Alçak Tonlu Bir Siyaset İzliyor"

Lefkoşa, 2 Ekim 11 (T.a.k): Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Hükümet'in; Hidrokarbon Konularında,  Güvenlik Ve "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin Hayati Çıkarlarına İlişkin Diğer Nedenlerden Dolayı Alçak Tonlu Bir Siyaset İzlediğini Söyledi..

 
 
Stefanu:
Haravgi gazetesine söyleşi veren Stefanu, Hükümet'in; uluslararası meşruiyet çerçevesinde faaliyet göstererek, izlediği bu siyasetle, sondaj araştırmalarının başlamasını, Türk "tehditlerinin ve tepkilerinin" boşluğa düşmesiyle  ileriye götürmeyi başardığını savundu.


Hükümet'in; Türkiye'nin; "tepkilerini" çok yakından takip ettiğini, diplomasi ve siyasi silahıyla gerekli girişimleri gerçekleştirdiğini söyleyen Stefanu, Türkiye'nin ileri sürdükleri "yasa dışılıklarını" sonlandırması için bu ülkeye yönelmeleri amacıyla uluslararası toplum ve AB'a çağrıda bulundu.


SONDAJ ÇALIŞMALARINI ŞİMDİ BAŞLAMASI


"Hidrokarbon yataklarına ilişkin sondaj araştırmalarının başlaması hedefinin neden şimdi başladığını, diğer Rum Yönetimi Başkanlarının neden daha önce buna cesaret etmediği" şeklindeki bir soru üzerine Stefanu, sondaj araştırmaları aşamasına gelinmesi için daha önceden, konunun olgunlaşması ve ileri sürdükleri "işgalin" kendisine yarattığı düzensiz koşullarda "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin egemenlik haklarının garanti altına alınması için  bazı faaliyetlerin yapılması gerektiğini belirtti.


Stefanu, bu hakkın yerine getirilmesi amacıyla çeşitli gidişatlara yöneldiğini ifade etti.


Sondaj araştırmalarının, birinci aşama olan jeofizik araştırmalarının ardından, araştırmaların ikinci aşamasını teşkil ettiğini söyleyen Stefanu, bu konuda geç kalındığını söyleyenlere, "sondaj araştırmalarının başlamasının ilk planının  Ekim-Şubat ayları olduğunu ancak platformun şu anda bölgede bulunduğunu" vurgulamak istediğini belirtti.


Stefanu, Hükümet'in ayrıca ileri sürdükleri "Münhasır Ekonomik Bölgeye"(MEB) ilişkin herhangi bir şüphe olmaması için faaliyet gösterdiğini ve "MEB'"in belirlenmesi konusunda İsrail ile anlaşma imzaladığını anımsattı.


HİDROKARBON ÇÖZÜM İÇİN TEŞVİK OLABİLİR


Stefanu, sözlerinin devamında hidrokarbon yataklar konusunun Kıbrıs sorununa çözüm sağlanması açısından teşvik olabileceğini iddia etti.


Stefanu Kıbrıs sorununun çözümüyle, Kıbrıslı Türklerin hatta Türkiye'nin bundan yararlanacağını savunarak, bunun Türkiye tarafından anlaşılması ve BM'nin Kıbrıs'a ilişkin kararları temelinde çözüm için işbirliğinde bulunması gerektiğini ileri sürdü.


ARAŞTIRMA SONDAJLARI HÂLÂ SÜRÜYOR


Bir soru üzerine Srefanu, araştırma sondajlarının hâlâ yapılmakta olduğunu, bununla birlikte araştırmaların ilk aşamasındaki bulguların çok iyi olduğunu belirtti ve deniz altında tam olarak nelere sahip olunduğuna emin olmak için araştırmaların tamamlanmasının beklenmesi gerektiğini ifade etti.


Stefanu, gelecek aylarda doğalgaz veya petrol çıkaracakları izlenimi vermemek için daha kat edilecek yolun bulunduğunu, bunun olabilmesi için de birkaç yıla gereksinim olduğunu söyledi.


Her yeni enerji kaynağının, bölgeyi ve de yeni enerji kaynaklarına gereksinimi olan AB'ı ilgilendirdiğini ifade eden Stefanu, "bu enerji kaynakları AB üyesi olan Kıbrıs'tan gelecek" dedi.


"İşgalci Türkiye olmasaydı Kıbrıs'ın işbirliğini Kuzey'e de yayması mümkün olur muydu" sorusu üzerine Stefanu, "tabi ki. Kıbrıs'ın Türkiye ile olan ilişkisi normalleşmiş olsaydı Kıbrıs ve Türkiye'nın faydasına olacaktı. O yüzden, Türkiye'nin, Kıbrıs sorununu çözümüne yönelik hareket etme teşvikine sahip olduğunu söylüyoruz. Enerji alanında Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti işbirliğiyle (Türkiye) bundan  yararlanabilir. Bu, güneyinde bir enerji kaynağına  sahip olacak olan AB'ı da ilgilendirir" iddialarında bulundu.


Stefanu, bunun yanı sıra jeostratejideki konuların çok da basit olmadığını bunların dikkatle incelenmesi gerektiğini ve hedefin her zaman için ülkenin hayati malum çıkarlarına hizmet etmesi olduğunu  söyledi.


TÜRKİYE'NİN "TEHDİTLERİ"


Türkiye'nin "tehditlerinin" sorulması ve Güvenlik Konseyi'ne başvurulmasının ne zaman gerekli kılınacağına ilişkin bir soru üzerine Stefanu, Türkiye'nin tehditlerinin günlük olarak yakından ve soğukkanlılıkla takip edildiğini belirtti.


Geçerli olmayan çok şeyin söylendiğini ve yazıldığını da ifade eden Stefanu gerçekliği yansıtmayan ve halkta gereksiz endişelere neden olan izlenimlerin yaratılmaması için dikkatli olunması gerektiğine dikkati çekti.


Stefanu, "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin, gerekli girişimleri yaptığını ve yapmakta olduğunu söyledi.


Güvenlik Konseyi'ne başvuru konusunda ise Stefanu bu konunun Gayri Resmi Siyasi Parti Başkanları toplantısında görüşüldüğünü belirtti ve ortak görüşün ise, arzu edilen sonucun elde edilmesi olanakları ve daha çok,  iyi perspektiflerin olması açısından tüm olguların tartılmasının ardından, bu tür hareketlerin yapılması yönünde olduğunu ifade etti.


Stefanu ayrıca Türkiye'nin, Deniz Hukuku anlaşmasını imzalamadığına dikkati çekerek Türkiye'nin tehditte bulunduğunu, "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni ve belirlediği "MEB'"i tanımadığını söyledi. Stefanu bu olgular içerisinde Mahkemeye başvurmaları gerektiğini söylemlerinin nasıl mümkün olduğunu sorarak uluslararası toplum ve "Kıbrıs"ın üyesi olduğu AB'ın, Türkiye'ye yönelmesi ve Türkiye'den "yasa dışılıklarını" sonlandırmasını talep etmesi gerektiğini savundu.


GÖRÜŞMELER


"Sondaj çalışmalarının başlaması nedeniyle BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in da bahsettiği gibi görüşmelerin raydan çıkması tehlikesinin var olup olmadığı sorusu üzerine Stefanu, Downer'in bu konuda Türk tarafına yönelmesi gerektiğini zira "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin doğal kaynaklardan faydalanmasına ilişkin egemenlik hakkını, müzakerelerle ilişkilendirenin Türk tarafı olduğunu öne sürdü.


Stefanu "müzakerelerin raydan çıkması durumunda bunun Türk tarafının sorumluluğunun olacağı"  iddiasında da bulundu.


"Downer'in, Türk tarafıyla (görüşleriyle) örtüştüğünü düşünüp düşünmediği" sorusu üzerine ise Stefanu, Downer'in açıklamalarını yorumlamak istemediğini söyledi.


Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın "çözümden önce Kıbrıslı Türklerin kazançlarından bahsetmesinin hatırlatılması ve Kıbrıs Türk tarafı ile Türk tepkilerinin sorumluluğunun Hristofyas'a yüklenmek istenip istenmemesi sorusu üzerine Stefanu,  bu tepkilerin Hristofyas'a yüklenilmeye çalışılmasının açık olduğunu belirterek, tüm bunları söyleyenlerin "Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliğinin, daha önce tepki göstermediğini, Hristofyas'ın BM Genel Kurulu'ndaki açıklamasından sonra  aniden uyandıklarını" savunduklarını söyledi.


Stefanu "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin vatandaşlarıyla ilgilendiğini iddia ederek Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliğinin tepkilerinin Hristofyas'ın açıklamalarının ardından başlamadığını da söyledi. Stefanu Hristofyas'ın bu açıklamalarının maksatlı olarak çarptırıldığını ifade etti.


STEFANU FİLELEFTHEROS'A DA KONUŞTU


Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, Fileleftheros gazetesine de söyleşi verdi.


Stefanu buradaki açıklamalarında da, doğal zenginlik konusunda araştırma yapılmasının "Kıbrıs Cumhuriyeti"nin egemenlik hakkı olduğunu, Türkiye'nin uluslararası hukuku çiğnediğini ve gerilime neden olduğunu savundu.


Stefanu, sondaj araştırmalarının, Türkiye'yle ikili anlaşmazlık olmadığını da belirtti.


Stefanu Türkiye'nin davranışının, uluslararası hukuk ve nizama uyması gerektiğini ileri sürerek, bunu yapma şeklinin bulunduğunu, bu çerçevede "Kıbrıs Cumhuriyeti"ni tanıması ve Deniz Hukuku Anlaşmasını imzalamasının mümkün olduğunu iddia etti.


DOWNER'İN AÇIKLAMASININ ÇEVİRİSİ


BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alexander Downer'in; "tarafların istemsi durumunda doğalgaz konusunda arabulucu olabilecekleri" açıklamasının eksik çevrildiği ve yanlış anlaşıldığını ve açıklamanın Yunancaya çevrilerek yeniden yayınlanacağı yönündeki açıklamasının hatırlatılması ve de bu açıklamanın çevirisinin ellerine geçip geçmediği sorusu üzerine Stefanu kendilerine herhangi bir şeyin verilmediğini söyledi.


Kendi tezlerinin, Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin, "Kıbrıs Cumhuriyeti'"nin egemenlik haklarıyla herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı yönünde olduğunu söyleyen Stefanu, Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun kısa bir süre önce müzakere masasına bir takım konuları koyduğu zaman Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın hidrokarbon konularının, iki toplumlu diyalog ve Kıbrıs sorununu değil "Kıbrıs Cumhuriyeti'"ni ilgilendirdiğini net bir şekilde ifade ettiğini söyledi.


"BM GENEL SEKRETERİ TEK BİLGİLENDİRME KANALINA SAHİP DEĞİL" 


"Downer aracılığıyla BM Genel Sekreteri Ban'a taşınan görüntünün objektif olmasını bekleyip beklemedikleri" sorusu üzerine Stefanu bun görüşme içerisinde ortaya çıkacağını, Downer'in, Genel Sekreterin bilgilendirilmesine bir kanal olduğunu ancak kendilerinin de çeşitli düzeylerde BM'yle temaslarının bulunduğunu anımsattı. Stefanu, Hristofyas'ın, BM Genel Sekreteri'yle yaptığı son görüşmede tüm sürecin nasıl gittiği konusunda bilgi verdiğini söyledi.


BAĞIŞ'IN AÇIKLAMALARI


TC AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın, Türkiye'nin 2012'nin ikinci yarısında dönem başkanı "Kıbrıs Cumhuriyeti"yle değil ama Avrupa Komisyonu ve Parlamentosu'yla konuşabileceği şeklindeki açıklamasının hatırlatılması ve bunun nasıl olacağı şeklindeki soru üzerine Stefanu, bu soruya Bağış'ın yanıt vermesi gerektiğini bununla birlikte böyle bir şeyin de mümkün olmadığını zira "Kıbrıs"ın  2012'in ikinci yarısında AB dönem başkanlığını devralacağını  söyledi.


Stefanu, bu tutumla Türkiye'nin, kendi niyetlerini gösterdiğini ve bunun da; Ankara Protokolü'nden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesine ilişkin kabul edilemez tutumunun bir uzantısı olduğunu savundu.


"Bağış'ın BM Genel Sekreteri'nin, yıl sonuna kadar Kıbrıs sorununda anlaşmaya varılmasına ilişkin önerisinin bulunduğu" şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine ise Stefanu, BM Genel Sekreteri'nin böyle bir şey önermediğini,  Türkiye'nin kendisinin istediği bunu,  pencereden koymaya çalıştığını, zaman takvimi koymaya çalıştığını iddia etti.


Stefanu, kendilerinin; Kıbrıs sorunun en kısa zamanda çözümlenmesini istediklerini ancak çözümün; zaman takvimleri ve hakemliğe maruz kalmaması gerektiğini öne sürdü.


Ekim ayı sonunda yapılacak olan üçlü görüşmede ise bugüne kadar nelerin yapıldığının değerlendirileceğini belirten Stefanu, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas'ın BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada "diğer tarafın caymasından dolayı maalesef ilerleme sağlanamadığını" söylediğini anımsattı.


Stefanu o zamana değin aynı durumun devam etmesi durumunda kendilerinin, görüşülen konularda özlü yeni görüş birliklerinin neden sağlanmadığını açıklayacaklarını belirtti.


(FK/HA)


 
2 Ekim 2011 Pazar 15:24
Okunma: 343
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)