Ana Sayfa » Kıbrıs » Taşkent'in 1974 Kayıplarında İlk Kimliklendirme...

Taşkent'in 1974 Kayıplarında İlk Kimliklendirme...

3 Kişi Kimliklendirildi, 44 Kişiye Ait Kalıntılar Bosna'da Dna Analizinde. Geriye Kalan 36 Kişi Hala Kayıp, Aranıyor.

 
 
Taşkent'in 1974 Kayıplarında İlk Kimliklendirme...

TAŞKENT KAYIP YAKINLARI, RUMLARIN GERİYE KALAN KAYIPLARIN YERİNİ BİLDİĞİ HALDE AÇIKLAMADIĞINA İNANIYOR

TAŞKENTLİLER: "DEVLETİN İHALEYE ÇIKMAMASINDAN DOLAYI PROJESİ HAZIR ŞEHİTLİĞİMİZ HALA YAPILMADI. 1963 ŞEHİTLERİMİZİ HALA GÖMMEDİK"

PLÜMER: "İLK KEZ BİR ASKERİ KAMPTA KAZI GERÇEKLEŞTİRDİK ANCAK ASKERİ BÖLGEDE KAZI YENİ DEĞİL. ASKERİ BÖLGE İÇİNDE BUGÜNE KADAR 21 KAZI YAPTIK"

300 BİN EURO İLE BAŞLAYAN PROJENİN BUGÜNKÜ BÜTÇESİ 2.5 MİLYON EURO. TÜRKİYE SON 6 YILDA 600 BİN DOLAR BAĞIŞLADI

Lefkoşa, 15 Mart 13 (T.A.K./Fezile Atüf Öksüz): Taşkent ve civar köylerden 15 Ağustos 1974'te Rumlar tarafından otobüslerle alınıp, götürülen ve 38 yıldır haber alınamayan 83 Kıbrıslı Türk kayıpla ilgili ilk kimlik tespiti yapıldı.

Limasol yakınlarında 2011'de bulunan kalıntıların, Kıbrıs'taki toplu katliamlardan biri kabul edilen Taşkent'teki olayın kayıplarından Kubilay İbrahim, Hasan Fevzi ve Aydın Ahmet'e ait olduğu açıklandı.

Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi, kimlikleri tespit edilen 3 kişinin kalıntılarının, önümüzdeki günlerde ara bölgede antropoloji laboratuarında yakınlarına gösterileceğini açıkladı.

KALINTILAR BOSNA'DA

Kayıp Şahıslar Komitesi Türk üyesi Gülden Plümer Küçük, yürütülen kazı çalışmalarında 2 farklı yere gömüldüğü tespit edilen 83 kişilik 1974 Taşkent kayıplarının 44 kişilik ilk grubunun, 2008'de Yerasa (Gerasa) yakınlarında bulunduğunu belirtti.

Küçük, bu grupla ilgili kimliklendirme çalışmaları sürerken, görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda ikinci gömü yerine ilişkin kazılara devam edildiğini ve 2011'de Taşkent kayıplarından olduğuna inanılan 3 kişiye ait kalıntının bulunduğunu söyledi.

"İKİNCİL GÖMÜ YERİ" ARANIYOR

Gülden Plümer Küçük, her iki kazıda ortaya çıkan toplam 46 kişiye ait kalıntının Bosna'daki laboratuvara gönderildiğini ve en son bulunan 3 kişiye ait kalıntıların kimliklendirildiğini kaydetti

Küçük, ilk gruba ait kalıntıların, gömüldükleri yerden alınıp, yeniden gömüldükleri "ikincil gömü yeri" kabul ettikleri Gerasa'da bulunduğuna işaret ederek, 3 tanesi ortaya çıkarılan ikinci gruptan geriye kalan 36 kişinin de ikinci bir yere taşındığına inanıldığını belirtti. Küçük, geriye kalan kayıplarla ilgili kazıların sürdüğünü kaydetti.

"RUMLARDA BİR İSTEKSİZLİK VAR"

Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi üyeleri Erdinç Erdağlı ile Ahmet Serkanlar ise, Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) yaptıkları açıklamada, olayın ortaya çıkmasından sonra Taşkentlileri gömdükleri yerden alıp, başka yere götüren Rumların aslında geriye kalan 36 kişinin yerini bildiğini ancak açıklamadığına inanıyor.

Erdinç Erdağlı, 2. grubun olabileceği noktalarda 2-3 kazı yapıldığını ancak şu ana kadar akıbetleri konusunda bir bilgiye ulaşılamayan kayıpların bulunmasıyla ilgili Rum tarafında bir isteksizlik gözlemlediklerini söyledi.  Erdağlı, "Sanki da Türk tarafının kayıplarını, Rum kayıpların bulunmasına karşı rehin olarak tutuyor" dedi.

Erdağlı ile Serkanlar ayrıca projesi hazırlandığı halde ihaleye çıkılmadığı için Taşkent şehitliğinin yapılamamasından çok rahatsız. 1963 kayıplarından olup, 2009'da bulunan ve kendilerin teslim edilen köylüleri Behçet Mehmet ile Mustafa Mehmet'in hala ebedi istirahatlarına kavuşamadığına işaret eden Taşkent kayıpları yakınları, kendilerine uzun zaman önce vaat edilen şehitliğin bir ihtiyaç olduğunu ve devletin öncelikleri arasında olması gerektiğine inanıyor. 

İLK KİMLİKLENDİRME 2007'DE

Yakınlarının bulunacağına ilişkin umutlarının özellikle 2003'te kapıların açılmasıyla daha da güçlendiğini belirten bir diğer Taşkentli Ahmet Serkanlar, komiteyi de bu çalışmaları hızlandırmak için kurduklarını söyledi. Serkanlar, Türk üyeliğine Gülden P. Küçük'ün atanmasının da çalışmaları oldukça hızlandırdığını kaydetti.

Kıbrıs'taki olaylı yıllar sırasında kaybolan kişilerin akıbetini tespit için kurulan Kayıp Şahıslar Komitesi ilk somut kimlik tespitini 2007'de Aleminyo kayıplarıyla yaptı.

1981'de kurulan Kayıp Şahıslar Komitesi'nin değişik zamanlarda misyonları değişmiş ve 1997'de ilk kurulduğu zamanki yetkileri genişletilerek, "listeleyip araştırma"yla sınırlı olan görevine "kazılıp çıkarılma" da eklenmişti.

GÜLDEN PLÜMER KÜÇÜK

Genel kazı, kimliklendirme ve kalıntıların iadesinin başlandığı 2006'da komiteye Türk tarafını temsilen atanan Gülden Plümer Küçük, kayıplarla ilgili çalışmaların, 2000'li yıllardan sonra bir proje haline getirildiğini ve genetik araştırmalardaki gelişmenin yanı sıra Annan Planı sonrasındaki yakınlaşmaların da bunda etkisi olduğunu söyledi.

ICMP İLE ÇALIŞMALAR HIZLANDI

Gülden Plümer Küçük, 2012'de yeniden bir yapılanmaya gidildiğini ve o güne kadar çalıştıkları genetik laboratuvarıyla uzlaşamamalarından dolayı bir süreliğine aksayan çalışmaların, ihaleyi alan Bosna'daki ICMP isimli yeni DNA laboratuvarı sayesinde kısa sürede hızlandığını söyledi.

Kıbrıs Türk kayıp yakınlarından alınan numunelerin değerlendirilmesi amacıyla kurulan DNA Laboratuvarı'nın günümüzde çok daha önemli bir konuma geldiğini kaydeden Küçük, Dünya Sağlık Örgütü tarafından da kabul edilmiş olan bu laboratuvarın artık projeye direkt hizmet ve bilgi vermeye başladığını belirtti.

353 KAYIP BULUNDU

Gülden Plümer Küçük, bugüne kadar 68'i Türk, 285'i de Rum olmak üzere toplam 353 Kıbrıslının kalıntılarının bulunup, ailesine teslim edildiğini söyledi.

700 yerde kazı yapan ancak bunların 447'sinde herhangi bir kalıntıya rastlamayan komite, bugüne kadar Antropoloji Laboratuvarı'na 941 kişiye ait kalıntı yolladı.

Kayıp Şahıslar Komitesi, geçen yıl anlaşma yaptığı Bosna'daki laboratuvara Şubat 2013'e kadar 837 kişiye ait kemik örneği gönderdi. 821 kişiye ait kemik örneğini işleme tabi tutan laboratuvar, 141 kişinin yakınlarından alınan DNA ile eşleşmesine ilişkin rapor sundu.

YILLIK BÜTÇE 2.5 MİLYON EURO

2006'da 300 bin Euro'lük bütçe ile başlayan çalışmaların Kıbrıs Türk ve Rum tarafının katkılarının yanı sıra AB ve değişik ülkelerinin bağışlarıyla yürütüldüğünü kaydeden Küçük, projenin yıllık bütçesinin, 2012'de, 2.5 milyon Euro'ya yükseldiğini söyledi.

Gülden Plümer Küçük, bütçenin büyük bölümünün maaşlara gittiğini belirterek, 2007'de Antropoloji Laboratuvarı'nın kurulmasıyla personelin artırılmasına gidildiğini ve antropologlarla, arkeologların yanısıra veri uzmanları ve fotoğrafçıların işe alındığını kaydetti.

Küçük, projeyi hızlandırmak amacıyla artırdıkları kazı ekip sayısının 3'den 9'a yükseltildiğini, antropoloji laboratuvarının da kapasitesinin iki katına çıkarıldığını belirtti.

Avrupa'daki finansal krizin komitenin çalışmalarını olumsuz etkilediğine işaret eden Küçük, AB'a üye ülkelerin, birlikten ayrı olarak diğer bazı ülkelerle birlikte projeye yaptığı bağışların yok denecek kadar azaldığını söyledi.

TÜRKİYE ARA VERMEDEN YARDIM YAPIYOR

Gülden Plümer Küçük, projeye hiç ara vermeden bağış yapan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtti. Küçük, Türkiye'nin 2006'dan beri her yıl 100 bin dolar gibi bir bağış yaparak bugüne kadar toplam 600 bin dolarlık katkı yaptığını kaydetti.

Türkiye'nin ayrıca laboratuvarın alt yapısına yardımda bulunduğunu belirten Küçük, ABD'nin de nakit yardımı yerine araç gereç bağışı ya da DNA çalışmalarına hizmet katkısı yaptığını söyledi.

ASKERİ BÖLGELERDEKİ KAZILAR

Gülden Plümer Küçük, soru üzerine, Rum basınında yer alan "ilk kez askeri bölgelerde kazı yapıldı" iddialarının doğru olmadığını, talep ettikleri izinlere bağlı olarak, askeri bölgelerde değişik zamanlarda kazı gerçekleştirdiklerini belirtti.

Askeri bölge içinde bugüne kadar 21 kazı yaptıklarını ancak ilk kez bir askeri kampta kazıda bulunduklarına işaret eden Küçük, bu kazılarda bazı kalıntılara da ulaşıldığını söyledi.

Küçük, şöyle devam etti:

"Yapılaşmayı, gömü yerlerinin değiştirilmesini, göz şahitlerinin ölmesini ve aradan geçen 50 yılı göz önünde bulundurduğumuzda, aradığımız kayıpların yerini bulmamız kolay değildir. Ayrıca bizim kayıplarımız ikili, beşli gruplar şeklindedir. Bunları bulmak, toplu gömüleri bulmaya göre çok daha zor. Bu nedenlerden dolayı kazılarda kalıntılara ulaşma oranı yüzde 35 civarındadır. Bu başarı oranı, hem askeri yer, hem de diğer yerler için geçerlidir"

(FEZ/HÖ)   FOTOĞRAFLI

Fotoğraflar: Hüseyin Sayıl (Arşiv), Süleyman Önal, CMP (Arşiv)

 
17 Mart 2013 Pazar 08:14
Okunma: 694
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)