Ana Sayfa » Türkiye » Tc Başbakan Yardımcısı Babacan, Aa'ya Konuştu

Tc Başbakan Yardımcısı Babacan, Aa'ya Konuştu

"güney Kıbrıs'ta Krizin Çözümü İçin Seçilen Metot, Bizim Tasvip Ettiğimiz Bir Metot Değil".

 
 
Tc Başbakan Yardımcısı Babacan, Aa'ya Konuştu

"ADANIN ETRAFINDAKİ KAYNAKLAR SADECE RUMLARIN KAYNAĞI DEĞİL Kİ KİMİN KAYNAĞINI KİME TEMİNAT GÖSTERİYORLAR. ULUSLARARASI HUKUKTA ADANIN ETRAFINDAKİ DOĞAL KAYNAKLARIN HEPSİ ADADA TÜM YAŞAYANLARA AİTTİR"

"TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ, HERHANGİ BİR ÜLKENİN ÜYELİĞİ GİBİ DEĞİL"

Saariselka, 25 Mart 13 (T.A.K.): TC Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki ekonomik krizin çözümünde, bankalardaki mevduattan vergi kesilmesi yöntemini prensipte doğru bulmadıklarını söyledi.

Başbakan Yardımcısı Babacan, Finlandiya'nın kuzeyindeki Saariselka kasabasında, evsahibi Finlandiya'nın Başbakanı Jyrki Katainen ile Avrupa İşleri ve Dış Ticaret Bakanı Alexander Stubb dışında, Estonya Cumhurbaşkanı Toomas Hendrik Ilves, Letonya Başbakanı Valdis Dombrovskis, Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, Hırvatistan Başbakanı Zoran Milanovic ve Avrupa Birliği (AB) dönem başkanı İrlanda'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lucinda Creighton ile Avrupa'nın geleceğinin tartışıldığı toplantıya katıldıktan sonra AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Babacan, "Aslında bizim AB ile ilgili tespitlerimiz, bizim gördüğümüz problemler ve çözüm önerileri oldukça takdir topluyor ve değer veriyorlar. Çünkü Türkiye'nin ekonomisi şu anda çok çok iyi bir durumda. Türkiye'de siyasi istikrar var, ekonomik istikrar var. Ama AB'de bu bir türlü sağlanamadı" dedi.

Avrupa'nın pek çok ülkesinde 2009'dan beri finansal, ekonomik, sosyal, siyasal krizler yaşandığını hatırlatan Babacan, "Bizim Türkiye'de yaptıklarımızı çok merak ediyorlar. Nasıl bu krizin dışında durabildik. Nasıl oldu da Türkiye'de büyüme, istikrar var. Bununla ilgili çok sorular soruyorlar" dedi.

Babacan, toplantıda Avrupa'nın geleceğiyle ilgili görüşlerini ve tavsiyelerini ilettiğini belirterek, "Benim mesajım şu oldu; AB'yi oluşturan ortak değerler ve idealler var. Bunların mutlaka korunması gerekiyor. AB, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana olan en önemli barış projesi ise, 27 ülke bu ortak değerleri ve idealleri benimsediyse, bu yapının bu krize kurban edilmemesi gerekiyor. Bu ekonomik kriz gelir geçer. Belki uzun sürer ama geçer. Bu ekonomik krizin siyasi birliğin bozulmasına sebep olmaması gerekiyor" dedi.

"BİRLİKTELİĞİN DEVAMI İÇİN KURALLARA UYMAK ÇOK ÖNEMLİ"

Avrupa'da ortak ekonomik çıkar zemininin örselenmemesi gerektiği uyarısını yapan Babacan, şunları söyledi:

"Bu krizi çözerken de yine bu ortak çıkarlara dikkat ederek ve 'aynı gemideyiz' ruhuyla hareket etmeleri gerekiyor. Benim burada özellikle verdiğim mesaj; madem burada demokrasi, temel haklar, özgürlüklere dayanan bir birliktelik var, bunun devamı için kurallar çok çok önemli. Siz demokrasi diyorsunuz, kurallar koyuyorsunuz fakat bazı ülkeler kurallara uymuyor. Ama uymadıkları zaman da herhangi bir bedel ödemek zorunda kalmıyorlar. Bir bakıma bu AB'de adaletsiz bir tabloyu oluşturmuş oluyor. Kurala uyan bir bakıma dezavantajlı duruma düşmüş oluyor, uymayan daha avantajlı hale geliyor. Şu anda bazı ülkelere bakıyoruz. Hak ettiklerinden daha fazla bir refah seviyesi yaşıyorlar. Tükettikleri, ürettiklerinin çok üzerinde. Bu aradaki farkı da borçlanarak karşılıyorlar. Borçlanma konusunda sıkıntı yaşamaya başladıklarında da dışarıdan yardım istiyorlar."

Babacan, yardım eden ülkelerin, kendilerinden daha az çalışıp daha çok tüketen ve yardım isteyen ülkeleri tasarruflar, bütçe açığı, kamu borç stoku gibi konularda uyardığını ve hak etmedikleri halde suni bir refah yaşayan ülkelerin, yaşadıkları krizlerle birlikte, adalet kavramının öneminin ortaya çıktığını söyledi.

Adalet kavramının kuralların uygulanmasıyla korunabileceğini dile getiren Babacan, "Kuralların uygulanması konusundaki yaptırım mekanizmasının daha da güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum ve onu da buradaki görüşmelerde ifade ettim. Kuralı koyup, kuralın yaptırımını uygulamak konusunda çekinmemeleri gerektiğini söyledim kendilerine" dedi.

Babacan, Avro Bölgesi'ndeki parasal birliğin düzgün düzenleme ve denetleme mekanizmalarına sahip güçlü bir ortak mali politika çerçevesi ve güçlü bir bankacılık politikası çerçevesi olmadan tamamlanmış sayılamayacağına dikkat çekerek, "Makroekonomik yönetimde tek para politikası ve 17 farklı mali politika bir arada olamaz. Bu işe yaramaz. Sonuçta yaramadığını da gördük. Düzgün uygulama ve izleme mekanizmalarıyla Avrupa projesi hayatta kalabilecek bir proje olmaya devam edecek. Bu kriz de muhtemelen sistemi güçlendirmek ve bu tür talihsiz olayları önlemek için çok iyi bir fırsat olacak" dedi.

"GÜNEY KIBRIS KRİZİNDEKİ ÇÖZÜM YÖNTEMİNİ TASVİP ETMİYORUZ"

Babacan, uygulanan yöntemin "kendine özgü" bir yöntem olduğunu dile getirerek, bunun diğer Avro Bölgesi ülkeleri için bir emsal teşkil etmemesi gerektiğine işaret etti. 

Avrupa'da yaşanan krizlerin son örneğinin Güney Kıbrıs'ta görüldüğünü dile getiren Babacan, krizin çözümü için bankalardaki mevduattan vergi alınmasını öngören çözüm yöntemini tasvip etmediğini söyledi.

"Sorunun çözümü için seçilen metot bizim tasvip ettiğimiz bir metot değil" şeklinde konuşan Babacan, "Kıbrıs'ın bankacılık sistemi de maalesef düzgün bir sistem değil" dedi. Babacan, Güney Kıbrıs bankalarının aslında hiç almaması gereken mevduatları alıp, bunlara piyasadan daha yüksek faiz ödediğini söyledi ve borcu borçla kapatmak anlamına gelen bir "ponzi oyun" içine girdiğini belirtti.

Babacan, Güney Kıbrıs'ın daha sonra AB'den kurtarma için yardım istediğini belirterek, "AB, bunları görmeyecek kadar saf değil. Kıbrıs'a uygulanan metot belki Kıbrıs için gerekiyordu. Ama prensipte ben doğru olmadığını söylüyorum. Bunun bir başka ülkede uygulanmasının sakıncalı olduğunu söylüyorum" dedi.

Türkiye'nin ne Avro Bölgesi'nde ne de başka bir ülkede krizin aşılması için aynı yöntemin kullanılmasını arzu etmeyeceğini söyleyen Babacan, "güven" unsurunun bankacılık sektörünün ana unsuru olduğunu, Güney Kıbrıs olayının Avrupa'da ya da Avro Bölgesi'nde bankacılık sistemine genel anlamda bir güvensizlik sebebi olmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

GKRY'NİN DOĞAL KAYNAKLARI BORÇLARA TEMİNAT GÖSTERME DÜŞÜNCESİ

Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakları olası bir borçlanma modeline teminat olarak gösterme düşüncesini de eleştiren Babacan, "Adanın etrafındaki kaynaklar sadece Rumlar'ın kaynağı değil ki. Kimin kaynağını kime teminat gösteriyorlar.

Uluslararası hukukta adanın etrafındaki doğal kaynakların hepsi adada tüm yaşayanlara aittir" dedi.

Babacan, Rumların arama faaliyetlerini başlatmasından sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de aramalara başladığını hatırlattı ve şunları söyledi:

"Tamamen kendilerine ait olmayan, kendi kontrollerinde olmayan bir kaynağı kendi borçlarına garanti göstermek uluslararası hukuk açısından sağlam bir yol değil. Zaten kreditörler de bunu düşünür. Rumlar 'teminat gösterdim' de dese, yarın KKTC'den insanlar dava açmaya başladığında o teminatın değeri kalmaz, geçerli bir teminat olmaz. Dolayısıyla bunun da borç konusunda geçerli bir metot olduğunu düşünmüyorum."

İSRAİL'İN ÖZÜR DİLEMESİ

Babacan, İsrail'in Türkiye'den özür dilemesinin hafta sonu Finlandiya'da yapılan toplantıda da yankı bulduğunu ve olumlu karşılandığını söyledi. Gazze'ye uygulanan ambargonun kaldırılmasıyla ilgili uygulamaların görülmesi gerektiğine işaret eden Babacan, "Bu konuda adımlar atacağını söylüyor İsrail. Bazı adımlar da attı. Ama umarız ki uygulamada sorunlar çıkmaz. Biz bu konudaki hassasiyetimizi devam ettiririz. Gazze ile ilgili uygulamalar da makul bir çerçevede devam ettikten sonra ilişkiler basamak basamak hızlı bir şekilde normalleşir" diye konuştu.

"TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİ HERHANGİ BİR ÜLKENİN ÜYELİĞİ GİBİ DEĞİL"

Babacan, Türkiye'nin içinde bulunduğu bir AB'nin dünyaya çok daha faydalı ve önemli bir aktör olacağını düşündüklerini ifade etti. Babacan, şunları kaydetti:

"Türkiye AB'ye girdikten sonra birlik eski birlik olmayacak. Çünkü biz orada farklı şeyleri masaya getireceğiz. Farklı konuları savunacağız. Şu anda göz yumdukları bazı işlere 'Olmaz yapamazsınız' diyeceğiz. Bütün kararlarda Türkiye'nin de onayı gerekecek. Bu ciddi bir konu ve herhangi bir ülkenin AB'ye üyeliği gibi değil. Türkiye'nin üyeliği, AB'nin bundan sonraki dönemde rolünü, etkisini ve politikalarını çok önemli ölçüde etkileyecek bir gelişme. Bunu kendileri de biliyor. Zaten eğer bazıları bizim üyeliğimiz konusunda tereddütlüyse bunun da etkisi var."

(AA/TUĞ/HA)

 
25 Mart 2013 Pazartesi 12:41
Okunma: 666
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)