Ana Sayfa » Kıbrıs » Tokel: FARK VAR bu yazıların ARKASINDA HALK YOK!

Tokel: FARK VAR bu yazıların ARKASINDA HALK YOK!

Tokel: "Eroğlu'na karşı başlatılan bu yaylım ateşini hayretle izliyorum. Yıllarca Türkiye kelimesini duyduğu zaman sinirden tüyleri diken diken olanların bugünlerde halka ve Eroğlu'na “Türkiye Aşkı ve Sevdası Dersi” vermeye başlaması oldukça manidardır.

 
 
Tokel: FARK VAR bu yazıların ARKASINDA HALK YOK!
Son dönemlerde gerek sağ gerekse sol  medyada sıkça rastladığım, ülkedeki tüm sorunların kaynağı olarak Sayın Eroğlu’nu gösteren yazıları, kendi deyimleri ile rasyonel bir akılla ve mantık süzgecinden geçirip değerlendirdikten sonra bu yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettim.

Zira hakkaniyetten uzak olduğu düşüncesini taşıdığım bu görüşleri sürekli bir şekilde toplu üretim yapılıyormuşçasına her gün bir yerlerde okur hale gelmiş durumdayız.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde özgür irademi kullanarak, oy vermiş olduğum ideolojinin o makamda vücut bulmuş bir temsilcisine karşı yapılmış olan bu fütursuzca serzenişlere kayıtsız kalmak, kamuoyu nezdinde bu görüşlerin kabul gördüğünün bir işareti olarak algılanabilirdi.

Kimse kaleme almış olduğum bu yazıyı kolaycılığa kaçarak sakın ola birilerine cevap niteliğinde algılamasın. Kaleme almış olduğum yazı az sonra içerikte vereceğim yangını körükleyen herkesedir...

****

Ülkemizde Eroğlu karşıtlığını siyasi bir ideoloji haline getirmeye çalışan bu yazılarda, görüş sahipleri iddialarını genel anlamda birkaç başlık altında toplamaktadırlar;

Sayın Cumhurbaşkanının Kıbrıs meselesi ile alakalı ortaya koymuş olduğu tavrın “Kıbrıs Türk halkını dünya gözünde çözümü yeteri kadar arzulamayan” bir pozisyona soktuğu iddiası,

Sayın Cumhurbaşkanının Türkiye Hükümeti ile imzalanan protokolün uygulanması hususunda bir antipropaganda yürüttüğü iddiası,

Bir diğeri ise Türkiye İlişkilerini iyi yürütemeyerek iktidarda olan AKP ile değil de AKP karşıtları ile daha çok ilişki kurduğu iddiaları bunlardan bazılarıdır…

*****

Bu fikir sahiplerinin, Derviş Eroğlu’ndan bir Talat yaratma çabalarını  anlamlı bulmadığımı açıkça ifade etmek istiyorum.

Eğer yaratmaya çalıştıkları bu profil Kıbrıs Türk halkından onay görmüş, Kıbrıs Türk halkının teveccühünü kazanmış bir profil olsaydı, bugün Saray’da Talat oturur, Sayın Eroğlu ise 2014 Nisan’ına kadar devam edecek olan UBP hükümetinin Başbakanı olarak başbakanlıktaki mesaisine devam ederdi…

*****

Şimdi ortaya konmuş olan bu iddialara kısaca yanıtlar vermek istiyorum;

Tıpkı kendilerinin de belirtmiş olduğu gibi “Maksimalist bir yaklaşımla Rum Kesiminin Kıbrıs konusundaki çözüm sürecini Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça bağlamış” olduğu gerçekliliği ortadadır…

Bu uzlaşmaz tutum gerek Annan Planı sürecince gerekse günümüzde Rum Kesiminin ortaya koymuş olduğu hareket tarzından da açıkça anlaşılmaktadır…

Peki durum kendi tespitlerince de böyle iken toplumu uçuruma sürükleyen neden Eroğlu olarak gösterilmeye çalışılmaktadır?

Sayın Cumhurbaşkanı kendine öneri olarak getirilen tüm görüşme taleplerine olumlu yanıt verip katılırken, hiçbir gün masadan ayrılmayacağını, çözümü arzulayan ve kovalayan taraf olduklarını açık açık dünya kamuoyuna vurgulamaya devam ederken uzlaşma istemeyen Cumhurbaşkanı olarak neden gösterilmek istenmektedir?

Bunun adı niyet okumak değildir de nedir?

Liderlerin katılımı ile gerçekleşen gerek ikili görüşmelerde gerekse üçlü zirvelerde dönemin Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi Kudret Özersay’ın da o dönemde pek çok medya organında ortaya koymuş olduğu gibi yapıcı ve uzlaşıcı tutumu sergileyen tarafın hep Türk tarafı olduğu açıklamaları ortada dururken bir anda bu yazılar nerden çıkamaktadır?

Kıbrıs Türk halkının evet iradesini ödüllendireceğini söyleyen gerek Birleşmiş Milletler gerekse Avrupa Birliğine en küçük toz kondurmayıp 40 yıllık sürecin tüm yükünü Sayın Cumhurbaşkanının sırtına yüklemesi iyi niyetten yoksundur ve maksatlıdır.

Bu düşünce sahiplerinin Sayın Cumhurbaşkanı’nı dünya ve Türkiye’ye çözüm istemeyen lider olarak lanse etmek için harcadıkları teşriki mesaiyi Rum kesimini çözüm istemez taraf ilan etmek ve gerçekleri tüm dünya kamuoyuna anlatmak için harcamaları Kıbrıs Türk Toplumu’na daha büyük fayda sağlamaz mıydı?

Amaç, ortada var olan bir haklılığı dünyaya duyurmak, yani üzüm yemek olmuş olsaydı yapılması gereken şey bu olmazdı ancak ortada üzüm yemeye çalışan yoktur. Ortada bağcıyı dövmeye niyetli bir anlayışın olduğu açıktır...

*************

Bir diğer konu; Türkiye ile imzalanan Ekonomik İşbirliği Protokolü’nün uygulanması hususunda Sayın Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu tavırdır.

Eroğlu'nun bu konudaki tavrı bu görüşleri ortaya koyanlara göre çok daha açıktır.

Sayın Cumhurbaşkanı’nını Protokolün Uygulanması için halkı yönledir diyenlerin,  protokolün uygulanması hususunda en başta ikna etmeleri ve teşvik etmeleri gereken kişiler yine kendi mensup oldukları partilerdeki kişiler değil midir?

2009 yılında rasyonellikten uzak, tamamen duygusal yaklaşımlarla, akılla değil kalple beslenen bakış açıları ve demir perde dönemlerinden kalan alışkanlıklarla özelleştirme karşıtlığına yenilen,  önüne protokol gelir gelmez sırf protokolün uygulanması yükünü halkın veya başka bir partinin omuzlarına bırakan yine bu görüş sahiplerinin partileri değil midir?

2013 seçim döneminde protokolle ilgili düşünceleri bir yeşil kaplı kitaba hapsedip, tipik bir tilki kurnazlığında seçmenin gözünden kaçıran, bu konuda tek bir kelime etmeyen, edemeye, hala protokolde olmasına karşın KIB-TEK özelleştirilmesi hakkında hiçbir söz demeyen diyemeyen yine bu görüş sahiplerinin partileri değil midir?

Sayın Eroğlu'nun ortaya koymuş olduğu ve kendi imzasını taşıyan “TC-KKTC Ekonomil İşbirliği Protokolüne” bakış açısı, 2009 yılında ülkesi ve halkı adına yüklediği misyonla imzayı atma sorumluluğunu gösterdiği gün ne ise, bugün de aynıdır kanaatindeyim…

Yaşanan konjonktürel gelişmeler ışığında protokol içerisindeki bir kısım konuya halk adına Cumhurbaşkanı’nın hassasiyet göstermesi, gerek uygulama zamanlaması, gerekse uygulama şekilleri üzerinde bir kısım fikirler ortaya koyması yüzünden, özünde bir ihtiyaçtan doğan ve Kıbrıs Türk Halkının ekonomik anlamda güçlenmesini ve kendi ayakları üzerinde durma istencini karşılayacak bu “ekonomik işbirliği protokolüne” Cumhurbaşkanı’nın manasız yere karşı çıkıyormuş gibi bir gösterilmesinin sebebi sadece ideolojik olarak Eroğlu düşmanlığı değil midir?

Kıbrıs Türk Halkının sandıklarda tecelli etmiş 2010 iradesinin sahibi Sayın Eroğlu’na yapılan bu açık saldırıları Sayın Cumhurbaşkanı’nı bir sonraki seçimlerde bir kısım mercilerle ters düşmesini sağlamaktan öteye geçmeyen beyhude çırpınışlar olarak nitelemekteyim.


******

Ve gelelim son iddiaya;

Türkiye'deki mevcut iktidarla değil de Türkiye’de bulunan mevcut iktidar karşıtları ile işbirliği yaptığı gerekçesi ile suçlanan Sayın Cumhurbaşkanını  hangi donelere dayanarak suçladıklarını açıkça ben de merak ediyorum?

Sorumluluk sahibi bir insan olarak, Cumhurbaşkanlığı makamının ortaya koyduğu tüm temsiliyet görevlerini yerine getiren, kendisine yapılan tüm çağrı ve davetlere icabet eden, Türkiye makamları ile hiçbir zaman ve hiçbir şekilde işbirliği etmeyi kendine zul saymayan, kendisine arada sırada gösterilen bir kısım nezaket yoksunluklarını bile kişisel olarak almayan ve yüce Türk Milletinin büyük menfaatleri uğruna görmezden gelmeyi başarabilecek siyasi olgunlukta ve mütevazilikte bir kişinin, KKTC’nin Cumhurbaşkanı olma sıfatını taşıyan birinin tüm kesimlerle iyi diyalog kurması neden bazı insanları bu kadar rahatsız etmektedir?

Yazılan bu yazılar ve ortaya konan görüşlerle kurumlar arası çatışmaları körüklemek, bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı Türkiye’nin en üst makamları ile kavgalı olarak göstermek, varsa da bir sıkıntı bunu aşmak yerine yangına adeta körükle gitmek Kıbrıs Türk toplumuna nasıl bir menfaat kazandırmaktadır bunu da anlamakta güçlük çekmekteyim.

Türkiye onu ister, bunu istemez, deyişlerinin bugüne kadar bu toplum üzerinde yarattığı sosyolojik kırılmalardan ve ortaya çıkardığı hoşnutsuzluklardan kim ne murat etmektedir, kim nasıl nemalanmaktadır?

Tamamen siyasal çıkarlar üzerine inşa edilen bu propaganda oyununa eminim ne Kıbrıs Türk Halkı ne de Anavatan Türkiye’nin kadirşinas halkı düşmeyecektir.

Kişiler gelip geçer, baki olan kurumlardır, devletlerdir, toplumlardır, halktır…

Birkaç kişinin siyasi emelleri uğruna birbirimizi hiçbir ahlaka uymayacak şekilde gidip oraya buraya gammazlamak açıkça ifade ediyorum utanç duyulacak bir davranış tarzıdır.

****

Yıllarca Türkiye kelimesini duyduğu zaman sinirden tüyleri diken diken olanların bugünlerde halka ve Eroğlu'na “Türkiye Aşkı ve Sevdası Dersi” vermeye başlaması oldukça manidardır.

Umuyorum son dönemlerde hasıl olan bu görüşleri kalıcıdır ve bu ülkede Türkiye sevdasını gerçekten yüreğinde taşıyan insanların, Türkiye’yi sevdirmek gayretlerinin bir başarısı ve bu başarının bir tecellisi olarak ortaya çıkmıştır.

Süslü laflarla ortaya konan bu görüşleri saygı ile karşılasam da, eşyanın tabiatına aykırı olarak ortaya konmuş görüşler olarak nitelendirmekteyim.

Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, KKTC Cumhurbaşkanı’nı kişisel siyasi çıkarlar için, üstelik Türkiye Cumhuriyeti’ni de ısrarla olayın bir parçası haline getirerek, topluma ve Türkiye’ye,  hedef gösteren bilinçli ve özenle hazırlanmış bir propaganda gösterisi olmaktan öteye geçemeyecek bu saldırıların bu topluma hiç bir yarar getirmediğini söylemek istiyorum...

Herkesin ve her kesimin artık silkinip kendine gelme zamanı gelmiştir hatta geçmektedir.

Yapılan bu neşriyatların arkasında kim veya kimler vardır bilmemekteyim ancak bu görüşlerin ARKASINDA HALKIN olmadığını sandıklar her açıldığında görmekteyiz.



*****

Bilgi Notları ;

1.        TAK – 26 Ocak 2010 Kudret Özersay “Kudret Özersay Grentree’de üç ana konu üzerinde Kıbrıs Türk tarafının pek çok yapıcı öneri ortaya koyduğunu kaydetti."

2.        Yenidüzen, 1 Eylül 2013, Birikim Özgür, “Maksimalist bir yaklaşımla Rum Kesimi Kıbrıs konusundaki çözüm sürecini Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine açıkça bağlamış durumdadır”

3.        TAK – 20 Şubat 2013 Derviş EROĞLU “Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ile Denizcilik, Ulaştırma, Haberleşme Bakanı Binalı Yıldırım’ın geçtiğimiz Pazartesi günkü  (KKTC) ziyaretleri sırasında kendisini de ziyaret edebileceğini, talep etseler hemen randevu verebileceğini kaydetti. Ancak ziyaret talebinde bulunulmadı...

4.        CNN-TURK - 19. Nisan 2010 Derviş EROĞLU “Ankara ile sorun yaşadığı iddialarıyla ilgili olarak Eroğlu, "Benim hiçbir Ankara hükümetiyle sorunum olmadı. Bugün AK Parti ile de yok. Ama rakiplerimiz öyle göstermeye çalışıyor" dedi.”

5.        TAK – 02 Şubat 2013 Derviş EROĞLU “Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle imzaladığım ekonomik işbirliği protokolünü paket olarak adlandırmak yanlış. O protokole harfiyen uyulduğu takdirde KKTC ekonomisinin düzlüğe çıkacağına inanıyorum.”
 
5 Eylül 2013 Perşembe 11:51
Okunma: 1764
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)