Ana Sayfa » Kıbrıs » TÜRKİYE BAKANLAR KURULU TOPLANTISI

TÜRKİYE BAKANLAR KURULU TOPLANTISI

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, "Demokrasiye, hukuka, vatandaşlarımıza yapılan bu alçak saldırı, milletimizin dirayeti demokrasiye ve siyasi iradeye sahip çıkması sonucunda akamete uğratılmıştır, başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Türkiye böylece büyük bir beladan daha kurtarılmıştır." dedi.

 
 
TÜRKİYE BAKANLAR KURULU TOPLANTISI

 (T.A.K.): 

Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları cevapladı.

Halkın, siyasilerin ve Türk medyasının desteğiyle darbe kalkışmasının boşa çıkarıldığını belirten Yıldırım, "15 Temmuz darbe kalkışmasını demokrasi bayramına çeviren aziz halkım, demokrasiye, hukuka, vatandaşlarımıza yapılan bu alçak saldırı milletimizin dirayeti demokrasiye ve siyasi iradeye sahip çıkması sonucunda akamete uğratılmıştır, başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Türkiye, böylece büyük bir beladan daha kurtarılmıştır. Bu kalkışma şüphesiz en başta milletimizim ülkesine, geleceğine sahip çıkma iradesi ile başarısızlıkla sonuçlandırılmıştır." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Millet bedel ödemesin, gerekirse biz bedel ödeyelim" diyerek ortaya bir irade koyduğunu vurgulayan Yıldırım, "Hükümetimizin de olayı sükunetle ve büyük bir kararlılıkla karşılayıp, gereken adımları vakit geçirmeden atmış olmasının da büyük bir katkısı vardır." değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, teşekkür edilmesi gereken birçok kişi ve kurum bulunduğuna işaret ederek, "Her şeyden önce bu olay kamuoyuna mal olduğu andan itibaren bizimle temasa geçen CHP, MHP, HDP yöneticileri bunun başka bir şey olduğunu ve burada parti hesabı asla yapılamayacağını millete karşı yapılan bu alçakça girişimin karşısında olduklarını ve bize, Hükümete her türlü desteği vermek konusunda hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de Sayın Genel Başkanlara teşekkür ettik." dedi.

Görüş, ideoloji ve parti farkı gözetmeksizin herkesin meydanlara indiğine ve demokrasi nöbetine dahil olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Gösterdikleri bu asil davranıştan dolayı bütün siyasi partilerimize, onların taraftarlarına ve liderlerine milletim adına teşekkür ederim." ifadesini kullandı.

Başbakan Yıldırım, Türk medyası ve Türk basın yayın kuruluşlarına da teşekkür ederek, "Böylesine olağanüstü bir durumda Türk milletine yakışır, Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerine yakışır bir anlayışla darbenin asla ve asla meşruiyet kazanamayacağı ve bunun Türkiye'nin geleceğine darbe olduğu, darbe girişimi olduğu tezinden hareketle çok milli bir duruş gösterdiler, istisnasız bütün basın yayın medya kuruluşları. Bunun için de bütün medya kuruluşlarımıza milletimiz adına teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

"DÖKÜLEN HER DAMLA KANIN HESABI SORULACAK?

 Başbakan Binali Yıldırım, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin, "Bu işe kalkışanlar şunu bilmelidir ki; dökülen her damla kanın hesabını öyle bir çetin soracağız ki, bunu görecekler. Eğer bu hesapları görmezsek bize, bu dünyada da öbür dünyada da rahatlık yok. Bu, bizim milletimize karşı en ulvi görevimizdir." dedi.

FETÖ'nün darbe girişimine karşı sokağa inen vatandaşların mücadelesine dikkati çeken Yıldırım, o gece gördüğü bir fotoğrafa işaret ederek şöyle devam etti:

"Bir fotoğraf gördüm, çok etkiledi beni. Çarşaflı bir hanımefendi bir kamyonun direksiyonunda yanında da başı açık, modern giyimli bir kadın muavin koltuğunda oturuyor, kamyonun arkasında da hınca hınç insan meydana süratle gidiyorlar. İşte Türkiye'yi birleştiren değer budur. Bu fotoğraf, gözlerimden damlaların düşmesine sebep olan fotoğraftır. Ayrımız gayrımız yok, biz birlikte Türkiye'yiz. Bunu, bu aziz millet 15 Temmuz gecesi bir kez daha ispat etmiştir. Milletimize teşekkür ediyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz."

Ayrıca bu süreçte valiler, emniyet müdürleri, kaymakamlar ve bütün mülki amirlerin canla başla mesai mefhumu dikkate almaksızın çalıştığını ve çok büyük iş başardığını vurgulayan Yıldırım, "Özellikle, kahraman polislerimiz, canlarını siper ederek bu alçaklara gereken cevabı vermişlerdir. Bu vesileyle demokrasi mücadelesinde, darbe girişimini çökertme mücadelesinde, hayatını ortaya koyan sivil şehitlerimize, polis şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun. Yaralananlara acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.

"BUNLAR ASKER ELBİSESİ İÇERİSİNE GİRMİŞ ELİ KANLI CANİLERDİR"

Başbakan Yıldırım, bu darbede bir şeyi özellikle dikkate almak gerektiğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Her ne kadar bu darbe girişimi, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde başlatılmış olsa da bunu yapmaya kalkışanların Türk Silahlı Kuvvetleri'nin vatanını, milletini, bayrağını seven subay astsubay ve mensuplarıyla zerre kadar alakası yoktur. Bunlar, asker elbisesi içerisine girmiş eli kanlı canilerdir, terör örgütünün mensuplarıdır. Onun için değerlendirmeleri yaparken, aziz milletimden hükümetimiz olarak talebim şudur; lütfen bu canilerle Silahlı Kuvvetlerimizi aynı tutmayın ve Silahlı Kuvvetlerimiz ülkemizin göz bebeğidir, bölücülükle mücadelede, emniyet kuvvetlerimiz, Silahlı Kuvvetlerimiz büyük bir mücadele vermektedir. Dolayısıyla bu hain girişimde bulunanların asla ve asla Silahlı Kuvvetleri temsil edemeyeceğini ve bu hususu değerlendirirken askerimize, ordumuza onların itibarına zarar verecek, kurumsal yapısını yıpratacak hareketlerden vatandaşlarımız, lütfen uzak olsunlar, bunu özellikle istirham ediyorum."

Bir büyük teşekkürün de yargı camiasına, adalet camiasına olduğuna dikkati çeken Yıldırım, ilk andan itibaren bu yasa dışı kalkışmaya önderlik eden, teşvik eden ve sevk edenlerin teker teker Türk adaleti, savcıların marifetiyle Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu, rütbe makam gözetmeksizin yıldızlarına, apoletlerine bakmaksızın gerekeni yaptığını belirtti.

Yıldırım, "Savcılarımıza medyun-u şükranız. Adalet Bakanlığımızın bütün mensuplarına, İçişleri Bakanlığımızın bütün mensuplarına teşekkür ediyorum" dedi.

"KANUN İÇİNDE HAREKET EDECEĞİZ"

"Yurt dışında da dost ve müttefik ülkeler, bu hareketin meşru bir hareket olmadığını ve milli iradenin seçimleriyle iş başına gelen meşru hükümete yapılan bu saldırının asla kabul edilemeyeceğini açık ve net şekilde ortaya koymuşlar; tercihlerini demokrasiden, halkın iradesi yönünde yapmışlardır.

Dostlarımıza da teşekkür ediyorum" açıklamasında bulunan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Tabii, en önemlisi millet... Milletin olduğu yerde illet olmaz. Millet, 'Ben buradayım, meydandayım, bu çapulcular gelsin, karşılarında biz varız' dedi. Köprüde tankların tepesine çıkanlar, oradaki askerleri alıp onlara nasihat edenler ve tankın, üzerilerine yürüdüğünü bile bile meydandan ayrılmayan, kucaklarında bebekleriyle, yanlarında bastonlu dedeleriyle, hep sokakta olan aziz milletime ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu işe kalkışanlar şunu bilmelidir ki, dökülen her damla kanın hesabını öyle bir çetin soracağız ki, bunu görecekler. Eğer bu hesapları görmezsek bize bu dünyada da öbür dünyada da rahatlık yok. Bu, bizim milletimize karşı en ulvi görevimizdir. Bunu yaparken hırsla hareket etmeyeceğiz. Kanun içinde hareket edeceğiz, çünkü adalet herkese lazım. Duygusal olmaktan uzak ama insan hayatının da ne kadar önemli olduğu bilinciyle hareket ederek, bunların hesabını soracağız."

"ALARM HALİ DEVAM EDİYOR?

Başbakan Binali Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, "Türkiye büyük bir ülke, Türkiye'nin yüzyıllık geleneği var. Bu, Türkiye'nin 100 yıllık tecrübesi içerisinde küçümsenecek bir olay değil ama bunun gibi daha bir çok tehdidi de aynı anda bertaraf edecek gücünün olduğunu dünya alem bilmelidir. Dolayısıyla dış tehditlere karşı alarm halimiz devam ediyor.

Bölücü terör örgütlerine karşı da kararlılığımızda en ufak bir gevşeme yoktur." dedi.

Darbe girişimi başladıktan sonra, cumartesi ve pazar günü çeşitli çevrelerin, "Türkiye'de ekonominin altüst olacağı, pazartesi günü hayatın duracağı" şeklinde propaganda yaptıklarını hatırlatan Yıldırım, bu propagandaların maksatlı olduğunun altını çizdi.

Başbakan Yıldırım, "Ekonomiden sorumlu arkadaşlarımız, gerek yurt içinde, gerek yurt dışında gerekli temasları yaptılar. Durum tespiti yaptılar. Allah'a şükür bugün itibariyle finansal sistemimiz tıkır tıkır çalışıyor. Bankalarımız, borsamız çalışıyor. Takas, saklama gibi hizmetler eksiksiz yürütülüyor. Merkez Bankası işin başında, ihtiyaç olunca gereken her türlü tedbiri almak için hazır bekliyor." ifadesini kullandı.

Ekonomik göstergelerde yaşanan değişimin, Türkiye'nin normal günlerdeki değişiminden farklı olmadığını dile getiren Yıldırım, "Ne risk biriminde ne borsa işlemlerinde ne kurda ne faizde değişim normal sınırlarda seyrediyor. Bu da şu demektir; bu darbe, demokrasinin, milli iradenin temsilcisi siyasi otorite, hükümet tarafından bastırılmış, hayat normale dönmüştür. Piyasanın verdiği mesaj budur." diye konuştu.

Yıldırım, bir başka tezviratın da "Darbe girişimi dolayısıyla hükümet bütün enerjisini buna ayırdı, dış tehditlere, bölücü terör örgütüne karşı zaafiyet var." diye yapıldığını aktararak, şöyle konuştu:

"Bunlarda da yanıldılar. Çünkü Türkiye büyük bir ülke, Türkiye'nin yüzyıllık geleneği var. Bu, Türkiye'nin 100 yıllık tecrübesi içerisinde küçümsenecek bir olay değil ama bunun gibi daha bir çok tehdidi de aynı anda bertaraf edecek gücünün olduğunu dünya alem bilmelidir. Dolayısıyla dış tehditlere karşı alarm halimiz devam ediyor. Bölücü terör örgütlerine karşı da kararlılığımızda en ufak bir gevşeme yoktur. Bu darbe teşebbüsü, Türkiye'nin bekasını, demokrasisine karşı bir darbe olduğu ayen beyan bellidir, bunu yapanlar da bellidir. Bunların her ne kadar 'kainat imamı' dedikleri, 'Bizim haberimiz yok, Hükümet böyle bir oyun oynuyor, kendi emellerini gerçekleştirmek için böyle bir tezgah içinde' dese de cümle alem biliyor."

"HER AYRINTIYI HESAPLAMIŞLAR"

Yıldırım, gözaltına alınan 7 bin 500 kişiden bu işin adresinin çok net olarak belgeleriyle ellerinde olduğunu belirterek, konuşacak, söylenecek çok şeyin olduğunu, hepsini zamanı gelince söyleyeceklerini ifade etti.

Şu anda kalkışmanın artçı etkilerini yok etmekle bir anlamda arazi temizliği yapmakla meşgul olduklarını belirten Yıldırım, bu işi planlayanların, her ayrıntıyı hesapladığına dikkati çekti.

Darbeye teşebbüs edenlerin, kimin hangi makama geleceğini, hangi ilde, kimin sıkıyönetim komutanı olacağını, hangi bakanlıklara kimin getirileceğini, onların müsteşarlarının kim olacağını hesaplandığını ifade eden Yıldırım, "Yani tam 12 Eylül Darbesi'nin planlaması niteliğinde bir planlama ama 12 Eylül darbesinden, bu darbe girişiminin bir farkı var; 12 Eylül Darbesi bile vatandaşlarının üzerine bomba atmadı, vatandaşlarını gelişi güzel taramadı, Meclisimizi, polis karargahlarını, Cumhurbaşkanlığını bombalamadı." dedi.

"BUNU ESED YAPTI"

"Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, devletin verdiği elbiseyi giyeceksiniz, onun imkanlarından yararlanacaksınız, aziz milletin dişinden, tırnağından artırdığı vergilerle paralarla alınan silahlarla gelip meydana inen, Türkiye'ye sahip çıkan bu aziz milletin evlatlarının üzerine yağmur gibi atacaksınız." diyen Başbakan Yıldırım, bu durumun asla kabul edilemeyeceğini vurguladı. Yıldırım, "Bunu ancak Suriye'de Esed yaptı. Ben Türkiye'nin şanlı ordusunu, cani Esed'in yaptıklarıyla karşılaştırmaktan hicap duyuyorum." diye konuştu.

Bunun askerin, silahlı kuvvetlerin işi olmadığını, bu bünyede yuvalanan terör çetelerinin kalkışması olduğunu belirten Yıldırım, "Gözbebeğimiz, Türkiye'nin güvenliğinin sigortası olan Silahlı Kuvvetlerimize, emniyet güçlerimize, teşkilatımıza tümüne toptancı anlayışla vatandaşlarımız kötü gözle bakmasın. Yanlışla doğruyu ayıralım. Yanlış olanların hesabını görelim ama bu kurumlarımız bizim geleceğimizdir, bunların itibarını korumak çabamızdır." dedi.

"208 ŞEHİT?

Başbakan Binali Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, "Bu darbe kalkışmasında ne yazık ki şu ana kadar tespit edilen 208 şehidimiz var. Bunların 60'ı polis, 3'ü asker, 145'i de sivil kahraman şehitlerimizdir." dedi.

Olayın soruşturma boyutunun devam ettiğini, kolluk yönünden gözaltıların sürdüğünü belirten Yıldırım, bundan sonra zerre kadar ihtimali bile gözardı etmeden, bütün riskli alanların kontrol edilmesinin sürdürüleceğini vurguladı.

Yıldırım, vatandaşlara da çağrıda bulunarak, "İsteğimiz şudur; ayrıştırıcı olmayalım, kucaklayalım, dostluk halkasını genişletelim. 'Senin partin ne, düşüncen ne, fikrin ne, zikrin ne' diye bunlara takılmayalım. Gün bir olma, beraber olma, hep birlikte Türkiye olma günüdür." ifadesini kullandı.

İlk günden itibaren başlatılan heyecanın, demokrasiye sahip çıkma azminin azalmaması, artarak devam etmesi gerektiğine işaret eden Yıldırım, "Çünkü tehdit tektir, tehdit Türkiye'nin geleceğidir. Türkiye'nin geleceğinde herkes söz sahibidir. AK Parti, CHP, MHP, HDP ve bütün toplumun paydaşları, bütün vatandaşlarımız söz sahibidir. Onun için bu bizim ortak kaderimizdir, ortak kaderimize sahip çıkmada asla ve asla zafiyet göstermememizdir." diye konuştu.

"BU HEM NÖBET HEM DE DEMOKRASİ ŞÖLENİDİR"

Başbakan Yıldırım, şu anda komuta kademesinin iş başında bulunduğunu, durumun kontrol altına alındığını bildirdi.

Hem askeri hem emniyet güçlerinin gece gündüz büyük fedakarlık yaparak görevlerini icra ettiklerine dikkati çeken Yıldırım, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hükümetimiz de bir dizi çalışmaları yapacaktır. Meclis normal çalışmalarına devam edecek, yarından itibaren gündemindeki iş hayatının geliştirilmesi, çalışma hayatının geliştirilmesi, ekonominin canlandırılmasına yönelik kanun görüşmeleri kaldığı yerden devam edecek. Hayat devam ediyor, gündüz vatandaşlarımız işine gücüne gidecek, maişeti peşinde koşacak ama akşamları mesaiden çıkacak, meydanlarda bir müddet daha demokrasi nöbetini tutmaya devam edeceğiz. Bu hem nöbet hem de demokrasi şölenidir. Arkadaşlarımızı da bütün partilerin başkanlarını, milletvekillerini, yöneticilerini de bu meydanlardaki şenliğe, bu meydanlardaki nöbete davet ediyorum. Onların da bulunması, herkesin bulunması tabiatıyla çok önemlidir."

"BUNLARIN İNFAZI DA DEVAM EDİYOR"

"Bu darbe kalkışmasında ne yazık ki şu ana kadar tespit edilen 208 şehidimiz var. Bunların 60'ı polis, 3'ü asker, 145'i de sivil kahraman şehitlerimizdir" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Sivil şehitlerimiz derken, şunu da söyleyeyim, bunlar Türkiye'deki şehitlik mertebesinin en üst düzeyine çıkmışlardır. Dolayısıyla şehittirler. Düşmana karşı çarpışıp şehit olan askerimiz, polisimiz hangi statüdeyse yakınları aynı statüden aynen yararlanacaktır. Bu kalkışma esnasında zarar gören bütün vatandaşlarımızın da zararları eksiksiz giderilecek.

Bin 491 yaralımız var, gözaltına alınan şahıs sayısı 7 bin 543, bunlar değişebilir, şu anki sayıları veriyorum. Bunlardan 100 polis, 6 bin 38 çeşitli rütbelerde asker, 755 hakim ve savcı, 650 de sivil olmak üzere dökümü de bu şekildedir. Gözaltılardan tutuklamaya dönüşen 316'ya çıktı. Yaralı olanlar var, darbecilerden ölü olarak ele geçirilen 24, yaralı ele geçirilen 50, gözaltında işlemleri devam eden 7 bin 271."

Başbakan Yıldırım, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) da aldığı kararla 5 üyesinin üyeliğini düşürdüğünü belirtti. Yıldırım, "Ayrıca 2 bin 745 çeşitli kademelerdeki yargı mensupları hakkında açığa alınma kararı verilmiş, bunların infazı da devam ediyor. Soruşturmalar da başlatılmıştır." diye konuştu.

Bakanlıkların bu olayla birlikte terör örgütüne o veya bu şekilde katılmış kamu görevlilerinin tasfiye edilmesine yönelik çalışmalarının başlatıldığını açıklayan Yıldırım, "İlk etapta Maliye Bakanlığımız bugün itibarıyla bin 500'e yakın kamu görevlisi hakkında görevden el çektirme işlemleri başlatıldı, devam da edecek." ifadesini kullandı.

"8 BİN 777 KİŞİ AÇIĞA ALINDI?

Başbakan Binali Yıldırım, "Bir ülkeyi, seçilmiş hükümetini, milli iradesini yok etmeye çalışan bir haşhaşi örgüt mensupları ve onlara direktifler veren başındaki kanaat önderi dedikleri kişinin bütün bu sevk ve idaresine rağmen eğer dostlarımız hala bize 'delil gösterin' diyeceklerse biz orada, kusura bakmasınlar, biraz hayal kırıklığı yaşarız ve burada dostluğumuzun sorgulanması bile gündeme gelebilir." dedi.

İçişleri Bakanlığında çeşitli kademelerde görev alan ve Paralel Devlet Yapılanması içerisindeki terör mensupları hakkında, 8 bin 777 kişinin açığa alınma ve görevden uzaklaştırma kararının verildiğini belirten Yıldırım, bunların ilk icrasının halen devam ettiğini bildirdi.

Bu olayın bundan sonraki kısmının da önemli olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Gerek hukuki yönden gerek yasal yönden bazı çalışmalar, gerekse idari yönden bazı kararlar süratle alındı, alınıyor ve uygulamaya girecek. Bunu zaman ilerledikçe kamuoyumuzla, milletimizle paylaşmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin artık 3. dünya ülkesi görünümünden çıkması, yavrularımızın geleceğinin karartılmasına yol açacak yasa dışı meşru olmayan bu hareketlerin bir daha ülkemizde yaşanmaması için gereken her türlü tedbiri alacağız." diye konuştu.

"BEN BUNA CEVAP VEREMEDİM"

Başbakan Yıldırım, 12 yaşındaki torununun kendisine, "Dede bunlar bizim askerlerimiz değil mi, niye insanları öldürüyorlar?" sorusunu yönelttiğini belirterek gözyaşlarıyla, "Ben buna cevap veremedim ama cevabı vereceğiz, öyle bir vereceğiz ki bütün dünya görecek." ifadesini kullandı.

Bir gazetecinin, "Fethullah Gülen cemaati dışında bu darbeyi gerçekleştirenlerin içerisinde başka unsurlar, başka güçler ya da herhangi bir devletin arkasında olduğunu düşünüyor musunuz? Sözlerinizde Meclisin hiçbir şekilde uğradığı tahribata karşı tatile girmeyeceğini, tatil edilmeyeceğini anlıyorum. YAŞ toplantısının ertelenmesi söz konusu olabilir mi?" şeklindeki sorularına Yıldırım, "YAŞ toplantısına kısa bir süre kaldı bildiğiniz gibi ama şartlar değerlendiriliyor, bunların hepsini önümüzdeki günlerde kararını verip kamuoyuyla paylaşacağız. Bu kalkışmayı başlatan terör örgütü, Paralel Devlet Yapılanması Fethullah terör örgütü mensuplarıdır. Bu süreçte onlara katılan var mıdır, yok mudur, ne kadar başkalarının dahli vardır, tabii ki Türk adaleti bunu inceden inceye bütün ayrıntılarıyla ele alacak ve gerçeği ortaya çıkaracaktır. Hiçbir şey, hiçbir kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak, bunun bilinmesi lazım. Karanlıkta hiçbir husus bırakılmayacaktır. Bu bizim milletimize borcumuzdur, milletimize karşı en büyük yükümlülüğümüzdür." dedi.

FETHULLAH GÜLEN'İN İADESİ

Yıldırım, "Fethullan Gülen'in iadesi ile ilgili süreç başladı mı? Bu noktada ABD ile temas söz konusu mu? Özellikle 'şartlar yerine getirilirse iade olabilir' şeklinde bir açıklama da oldu ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'den. Bu noktada bir süreç başladı mı, ya da süreç nedir? İdam cezasına ilişkin de, darbecilerin idamla cezalandırılması gibi bir beklenti var, bu noktada hükümetten bir adım beklemeli miyiz?" sorularına şöyle cevap verdi:

"Dostlarımıza teşekkür ettik, demokrasiden yana tutum içerisinde oldukları için teşekkür ettik. Amerika Birleşik Devletleri de bizim dostumuzdur, stratejik ortağımızdır ve birçok konuda güvenlik konusunda, ticaret konusunda derin ilişkilerimiz vardır. Ben Amerika Birleşik Devletleri yöneticilerine diyorum ki, 'bir ülkede demokrasiyi sona erdirmek, yerine ne idüğü belirsiz bir rejim getirmek yani adını bile koyamıyoruz, din adına yapıyorsanız burada din yok, dini değerler yok. Hangi saiklerle yaptırdıkları belli olmayan, hedefleri, amaçları karanlık olan bir küresel tehdit var. Yani delil, belge... Bundan daha iyi delil olur mu? Bir ülkeyi, seçilmiş hükümetini, milli iradesini yok etmeye çalışan bir haşhaşi örgüt mensupları ve onlara direktifler veren başındaki kanaat önderi dedikleri kişinin bütün bu sevk ve idaresine rağmen eğer dostlarımız hala bize 'delil gösterin' diyeceklerse biz orada kusura bakmasınlar biraz hayal kırıklığı yaşarız ve burada dostluğumuzun sorgulanması bile gündeme gelebilir. Her ne kadar her şeye rağmen bütün belgeleri, bütün her şeyi Adalet Bakanlığımız gerekli çalışmaları yapıyor."

İDAM CEZASININ YENİDEN GETİRİLMESİ

İdamla ilgili sokaklarda tezahüratların yapıldığını anımsatan Yıldırım, "Türkiye'nin bir hukuk devleti. Biz hukuk devleti olmakla beraber vatandaşlarımız için siyaset yapıyoruz. Vatandaşlarımızın isteği bizim için bir emirdir ama şu olayın sıcaklığı, heyecanı içerisinde acaleci bir karar vermek doğru değildir ama vatandaşımızın bu talebini de gözardı edemeyiz. Etraflıca Meclisimizde düşünülür, konuşulur, bu bir anayasa değişikliği gerektiren bir husustur. Burada halkın kanaatine gore hareket ederiz. Peşinen reddetmeyiz peşinen de kabul etmemiz şu aşamada çok sağlıklı sonuçlar vermez." değerlendirmesinde bulundu.

"TEHDİT OLUŞTURURSA GEREĞİ YAPILACAK"

"15 Temmuz'un ardından zaman zaman bazı helikopterlerin ve F16'ların halen uçtuğu yönünde haberler, bilgiler geliyor. Bunlar hava sahasının güvenliğini sağlamak amaçlı sizin kontrolünüzdeki uçuşlar mıdır, yoksa herhangi bir tehlike riski halen devam ediyor mu? Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterinde mühimmat, helikopter, F16 gibi herhangi bir kayıp, eksik söz konusu mu? Aynı zamanda yine askeri açıdan baktığımızda darbe girişimine tekrar teşebbüs edebilecek olası askerlerin kayıp olma durumu var mı?" sorularına Yıldırım, şöyle yanıt verdi:

"Envanterde ilk anlarda hareketlilikten dolayı eksiklikler vardı, şu anda envanterlerde kayda değer bir eksiklik yok. Bunların kontrol dışı harekete geçmelerini önleyecek tedbirler alınmıştır. Gerek kara unsurlarında gerek hava unsurlarında gerekli tedbirler alınmıştır. Burada bir tereddütümüz yok. Buna rağmen tabi büyük bir travma yaşıyoruz milletçe. Herkes bir yerden bir saksı düşse bomba patladı diyor, bu gayet normal. Dolayısıyla çok ciddi ihbarlar geliyor. Ciddi veya ciddi değil, her ihbarı en ince ayrıntısına kadar değerlendiriyoruz, gerekli tedbirleri alıyoruz. Hiçbir şeyi şansa bırakamayız. Hava sahamızın güvenliği konusunda bir problem yok. Hava sahamız belirli yerlerde askeri uçuşlara kapalıdır. Yani emir ve talimatlar dışında uçuşlara kapalı olması esastır. İzin istisnadır, yani herhangi bir tanımlayana bir hava aracı, bir cisim gözüktü hemen onunla ilgili hava savunma komutanlığı tedbir alıyor Hemen ilgili savunma komutanlığı hava savunma komutanlığı talimat veriyor, onları kontrol altına alacak uçaklar gönderiliyor ve takip ediliyor, tehdit oluşturursa da gereği yapılacak. Bu şekilde de gece gündüz kontroller devam ediyor."

"VATANDAŞLARIMIZI HER TÜRLÜ PROVOKASYONA KARŞI UYANIK OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ"

"Birçok subay göz altına alındı, TSK'da bu subayların yeri nasıl doldurulacak, şöyle bir iddia var emekli subayların kanun çıkarılarak yeniden göreve çağrılacağı şeklinde. Bu yönde bir çalışma var mı? Akın Öztürk ile ilgili Milli Savunma Bakanı'nın 'darbenin içinde mi var, yoksa darbecilere karşı mı oldu, net bir tespitimiz olmadı' şeklinde açıklaması var. Bu konuda bir netlik var mı? Sokakta provokasyonlar da oluyor. Bunlara karşı önlemler alınacak mı?" sorularına ilişkin olarak da Yıldırım şu değerlendirmelerde bulundu:

"Provokasyon riski her zaman vardır. Her an her kesimden beklenebilir. Bizim de tam uyarımız bu noktadadır. Vatandaşlarımızı her türlü provokasyona karşı uyanık olmaya çağırıyoruz. Bugün yaşantılarımızın farkını düşünecek zamanımız değil. Bugün kılık kıyafetimizin farkını düşünecek zamanımız değil. Bugün fikirlerimizin farklılığını ön plana çıkaracak gün değil. Bugün bir olma, beraber olma, ülkeye sahip olma günüdür. Onun için özellikle bütün sivil toplum kuruluşlarına, bütün siyasi partilere mensup olan kardeşlerimizden, vatandaşlarımızdan bizim istirhamımız, bir araya gelelim, ayrılıkları, gayrılıkları bırakalım ve ülkemizin, yavrularımızın geleceği için tek Türkiye haykırmasını bütün dünyaya duyuralım. Bunu istiyoruz.

Bahsettiğiniz isimler (Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk) veya başkaları şu anda Türk yargısının elindedir. Ne pozisyondadır, ne değildir, masum mudur yoksa zanlı mıdır? Bunlar yapılan soruşturmalarla ortaya çıkacaktır. Artık bizim görevimiz bu melanete bulaşanları Türk adaletine teslim etmektir. Bu da başarıyla yapılmıştır. Bundan sonrası Türk yargısının yapacağı iştir.

(Emekli subayların kanun çıkarılarak yeniden göreve çağrılacağı iddiası) Böyle bir çalışmamız yoktur. Türkiye Cumhuriyeti ordusuyla, emniyetiyle güçlüdür, her türlü zorluğun üstesinden gelecek imkan ve kabiliyete sahiptir."

Başbakan Yıldırım, vatandaşlara, darbe girişimi karşısında gösterdikleri sağduyu, kararlılık ve cesaret için hükümeti adına teşekkür ederek, "Cumhurbaşkanımıza, başkomutanımıza işin başından beri milletin iradesine sahip çıkma noktasında gösterdiği dirayetten dolayı şükranlarımı sunuyorum" dedi.

 

 
18 Temmuz 2016 Pazartesi 18:16
Okunma: 357
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)