Ana Sayfa » Türkiye » Türkiye Başbakanı Erdoğan: "başkanlık Sisteminde Kuvvetler Ayrılığı Ortadan Kalkıyor Mu, Böyle Bir Şey Mi Var? Tam Aksine Daha Da Güçleniyor"

Türkiye Başbakanı Erdoğan: "başkanlık Sisteminde Kuvvetler Ayrılığı Ortadan Kalkıyor Mu, Böyle Bir Şey Mi Var? Tam Aksine Daha Da Güçleniyor"

İstanbul, 22 Aralık 12 (T.a.k): Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ''başkanlık Sisteminde Kuvvetler Ayrılığı Ortadan Kalkıyor Mu, Böyle Bir Şey Mi Var? Tam Aksine Daha Da Güçleniyor'' Dedi..

 
 
Türkiye Başbakanı Erdoğan:

Başbakan Erdoğan, canlı yayınlanan NTV-Star ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin soruya karşılık Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor mu, böyle bir şey mi var? Tam aksine daha da güçleniyor. Başkanlık sisteminde bir defa, Amerika'daki sisteme baktığımız zaman görüyorsunuz, orada ikili sistem var. İnceleme orada daha güçlü. Bir kongre, senato ve temsilciler meclisi olarak çok farklı bir noktada. Dolayısıyla birinden geçen diğer tarafta takılabiliyor. Siz bir başkan olarak bir helikopter satışını bile yapamıyorsunuz. Bakan, büyükelçi atayamıyorsunuz, kongreden geçmesi lazım. Ama bizim öyle bir sorunumuz yok. Şu anda atayabiliyoruz."

"Meclise sunulan tasarıda bazı farklılıklar var. Başkanlık kararnameleri çıkarma yetkisi ve özellikle meclisi fesih yetkisi olması başkanın, kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen aykırı" denilmesi üzerine Erdoğan, bunun Anayasa ile ilgili bir konu olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Millet size böyle bir yetki veriyorsa, diyelim ki referanduma gidiyorsunuz. Millet diyor ki 'ben başkana bu yetkiyi veririm'. Atatürk'ün döneminde işi nereye bağlamıştı? Getirip bağladığı yer, 'Nihai karar merci TBMM'dir' demişti. O zaman Gazi, kuvvetler ayrılığından değil, kuvvetler birliğinden bahsediyordu. Burası çok manidardır. Kuvvetler birliğinde getiriyordu TBMM adına Cumhurbaşkanı'na yetkiyi veriyordu. Cumhurbaşkanını yetkilerle donatıyordu. O günün savaş şartları, şu bu filan belki bunu bu şekilde... Ama ölene kadar bu, bu şekilde devam etti ve bunu İnönü de kullandı."

Türkiye'nin başbakanı olarak Amerika'nın başkanından daha güçlü olduğu ifade edilerek, neden başkanlık sistemi istediği sorulan Erdoğan, hedefinin parlamentonun gücünü daha da artırmak olduğunu, referanduma açık yapıyı güçlendirmeleri gerektiğini kaydetti. 

Erdoğan, hükümetleri döneminde iki referandum yaptıklarını anımsatarak, "Bunun daha da fazla olması lazım. Zamanı geldiğinde rahatlıkla halka gidebilmelisiniz, halkımız da buna alışmalı. Zaman zaman ne deniyor, 'halka sormuyorsunuz'. Yüzde 58 ile çıkmış olana bile muhalefetin saygı duymadığını görüyoruz. Parlamentodan cumhurbaşkanı çıkmasını engelleyenler, şimdi de diyorlar ki 'Meclis seçsin'. Ana muhalefet partisi şimdi onu savunuyor. Meclis seçerken bunu kabul etmediniz, 367'ye itiraz ettiniz, 367'de oldu, buna rağmen şimdi de diyorsunuz ki ''Millet değil, tekrar Meclise dönelim'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kuvvetler ayrılığı ile ilgili açıklamasına ilişkin soru üzerine, ''Farklı bir şey söylemedim ben'' dedi.

"ŞEHİT ANASINI AĞLATAMAM"

Başbakan Erdoğan, terörle mücadele konusundaki çalışmalara ilişkin soruya karşılık, herkesin yerli yerinde bazı kanaatleri sergilerken, hükümetiyle, medyasıyla eğip bükmeden konuşması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ülkemizde öyle hassas konular var ki, bu konular içerisinde bizim bir dayanışmamızın olması lazım. Terörle mücadelede bir ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için çok büyük bir açıktır. Onun için biz bir başlık attık, 'Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi' dedik. Başlık ortada. Bu başlığın eleştiri alacak yanı nedir, bunu merak ediyorum. İçeriği ile ilgili biz çok destek arayışına girdik. Medya, akademisyenler, siyasilerle görüştük, muhalif olan partilerle bu konuda görüşme yollarını aradık. Belli bir noktaya geldik. Bu konuyla ilgili çalışmamızda tabii şunu çok açık ve net söylüyorum, bir yanlış bir başka yanlışla düzeltilemez. Her zaman söylediğim bir şey var, burada bir kan varsa bunu kanla temizleyemezsiniz, pisliği pislikle temizleyemezsiniz, daha pis olur. Bu adımı iyi atmamız lazım."

Diyarbakır Cezaevi ile ilgili kanaatlerini daha önceden açıkladığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunları ben lanetle kınamışımdır. Çünkü o işin içinden geldik. O işkenceleri ben de gördüm. Hiçbir zaman çıkıp da meydanlarda bunları söylemedim. Partimiz kapatılmayla karşı karşıya kaldığı zaman biz tabanımızı meydanlara dökmedik. Dikkat edilirse bazı partilerin bu tür şeylerde ilk işleri hemen meydanlara dökmek, cam çerçeve indirmek, bazı yerlerde molotoflarla, bombalarla, şunu yapmak, bunu yapmak... Bunlar çıkış yolu değil. Demokrasiyi benimsemişseniz ve parlamentonun da içine girmişseniz bütün şeylerinizi burada aramanız lazım. Onun için dikkat edilirse ben bir yolculukta ifadeyi şöyle kullandım, 'Biz teröristlerle mücadeleye devam ederiz ama parlamentonun içindeki uzantılarıyla müzakere ederiz' dedim. Bunu da bir şeylere rağmen söyledim. Bu konuyla ilgili daha önce Oslo'ydu, İmralı'ydı, bu konuda da devletin eli ayağı var. Hükümet bu enstrümanları yerli yerinde kullanır. Bu sadece Türkiye Cumhuriyeti'ne ait bir şey değil. Dünya bu işi böyle uygulamış. Biz bunları çok kullandık ve ben bu ülkelere ilgili bakan arkadaşlarımı gönderdim, oralara gidip ilgili bakanlarla görüşmeler yaptılar. O ülkelerin başbakanlarıyla bu konuları uluslararası toplantılarda bir araya geldiğimizde konuştum ve bu uygulamaları yaptım. Derdimiz, terörle mücadelede ülkemizi refaha, huzura nasıl ulaştırırız. Parlamentonun içindeki uzantının elinde bir yetki yoksa, hakikaten burada temsil kabiliyeti yoksa, bir irade kullanamıyorsa, gidip de teröristle de kucaklaşıyorsa, sarmaş dolaş olup öpüşüyorsa, ben onunla görüşemem. Çünkü ben şehidimin anasını ağlatamam, onları sıkıntıya sokamam. Bir kişiye şirin görüneceğim diye kalkıp böyle bir tarihi yanlışın içine giremem."

"(Diyarbakır Cezaevi'ndeki filancaya işkence edildi, bana da böyle işkence yapılsa ben de dağa çıkarım)... Hayır, bizim yolumuz bu değil" diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz bir yol seçtik kendimize. Dağdaki, dağdan kaçanı öldürüyor, infaz ediyor. Şunu da açık söyleyeyim, bizim değerlerimizin içinde bu yok. Öyle bir anlayış yok. Bizim değerlerimizin içinde yol hiçbir zaman bu değildir. Bizim yolumuz nedir? Biz kalkıp anlatacağız, ikna yollarını seçeceğiz. Bunları merkeze, doğru yola çekebiliyorsak ne mutlu bize."

(AA/EMR/HÖ)

 
22 Aralık 2012 Cumartesi 10:21
Okunma: 611
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)