Ana Sayfa » Kıbrıs » Uluslararası İzolasyonlar Sempozyumu..

Uluslararası İzolasyonlar Sempozyumu..

cumhurbaşkanı Eroğlu: "Önce Kendi Kafamıza Yerleşen İzolasyonları Aşmalıyız... Beynimizin Zincilerini Kırmalıyız"

 
 
Uluslararası İzolasyonlar Sempozyumu..
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, kendi kendine yeterli olmayanları kimsenin ciddiye almadığına işaret ederek, "Barış istiyorsak siyasi ve iktisadi olarak güçlenmek zorundayız" dedi.  

Eroğlu, bunun için önce kafalara yerleşen izolasyonların aşılması; beyinlerdeki zincirlerin kırılması gerektiğini vurguladı.

"Doğu Akdeniz'de doğal zenginliklerin bulunmasının asla ve katiyen Türk tarafına karşı uygulanan izolasyonların devamı adına kullanılamaz... Buna izin vermiyoruz, vermeyeceğiz" diyen Eroğlu, halka umutsuzluk aşılayanlara "barış istiyorlarsa devlete sahip çıkma"; dünya kamuoyu, BM ve AB yetkilerine de "ambargoları kaldırmaları" çağrısı yaptı.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Uluslararası İzolasyonlar Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, izolasyonların çok önemli bir mesele olduğunu kaydederek, Kıbrıslı Türkler üzerindeki haksız ambargoların yarım yüzyıldır sürdüğünü; yıllardır haksız bir şekilde kendisini bütün dünyadan tecrit etmek isteyen bir zihniyetle mücadele ettiklerini söyledi.

İzolasyonların 1990'larda değil, 1963-64 olaylarının ardından başladığını kaydeden Eroğlu, "Oysa Kıbrıs Türklerine 'ambargo' konulmasına yönelik tek bir Birleşmiş Milletler kararı dahi yoktur. Bilakis; kaderin bir cilvesi olarak Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün Kıbrıs'a gelmesinin asli sebeplerinin başında Kıbrıs Türklerinin tecrit edilmiş durumuna çare bulmak gelmekteydi" dedi.

"ZORLUKLARI BENDEN DAHA İYİ KİMSE BİLEMEZ"

Cumhurbaşkanı Eroğlu, yıllarca Başbakanlık yaptığını ve ambargolar altında bir ülke yönetmenin zorluklarını kendisinden daha iyi kimsenin bilemeyeceğini ifade ederek birçok vatandaştaki "Kıbrıs sorunu bitmeden, hiçbir şey düzelmez" düşüncesinin bu ambargoların sonucunda oluştuğunu; toplumu kemiren bu ruh halini, karşı karşıya oldukları en büyük sorun diye niteledi.

Eroğlu, halkı öğrenilmiş çaresizlik psikolojisinin pençesine atmamak için halka umutsuzluk pompalayan zihniyete karşı önemli politik mücadele gerçekleştirdiklerini vurguladı.

"İNSANLIK AYIBINA BM ALET OLUYOR"

"İşte bu nedenle izolasyondan, ambargolardan ve tecrit edilmişlikten şikâyet etmek yerine çözümler üretmemizin önemine vurgu yapmak istiyorum" diyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, ambargoların insanlık ayıbı olduğunu vurguladı ve BM'nin de buna alet olduğunu söyledi.

Eroğlu, AB'nin de gerekeni yapamadığını; geçtiğimiz günlerdeki ziyaretinde bunları AB yetkililerine yeniden anlattığını kaydederek, şöyle konuştu:

"Artık Avrupa Birliği'nin Türk tarafına "haklısınız" demekten daha öteye geçmesinin zamanı gelmiştir. Sözden ötesini bekliyoruz. Haklı olduğumuzu biliyoruz, Kıbrıs Türklerinin haklı olduğu ortadadır; Avrupa bu haklılığın gereğini yapmalı ve en azından 26 Nisan 2004 tarihinde verdiği sözleri tutmalıdır. Haklılığımız eylemle desteklenmelidir.

Futbol kulüplerimizin yabancı takımlarla maç yapamadıkları da bir gerçektir. Bu konuda da büyük bir çaba içinde olduğumuz rahatlıkla söyleyebilirim."

AMBARGOLARA RAĞMEN

Ambargolara rağmen KKTC'nin geçen yıl 136 milyon 594 bin liralık mal ihraç ettiğini, bu yıl 400 milyon lira turizm geliri beklendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, üniversitelerdeki öğrenci sayısının da arttığını; birçok sporcunun dünya müsabakalarına katıldığını anlattı.

"İşte bu gerçekler ışığında vurgulamak isterim ki azimle çalıştığımız her konuda ambargoları yıkmak mümkündür" diyen Eroğlu, önce kafalara yerleşen izolasyonların aşılması; beyinlerdeki zincirlerin kırılması gerektiğini vurguladı. Eroğlu, mazeret üretmekle değil, çalışarak ambargoların yıkılabileceğini ifade etti.

"DİMDİK AYAKTA DURACAĞIMIZI GÖSTERMELİYİZ"

Cumhurbaşkanı Eroğlu, çözmek için büyük gayret gösterdikleri Kıbrıs sorunundan bağımsız olarak izolasyonları aşmak için gayret göstermek gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin desteğiyle, kendi devletlerini yaşattıklarını; müzakere sürecinden olumlu bir sonuç çıkarabilmeyi amaçladıklarını ancak bunu başaramazlarsa dimdik ayakta duracaklarını göstermeleri gerektiğini belirtti.

"Kendi kendine yeterli olmayanları kimse ciddiye almaz. Barış istiyorsak, siyasi ve iktisadi olarak güçlü olmak zorundayız" diyen Derviş Eroğlu. Kıbrıs Türklerinin ne kadar güçlü olursa, barışa o kadar yakın olacağını; aciz, siyasi veya iktisadi açılardan bağımlı olursalar da barışın, romantik bir hayalden öteye geçemeyeceğini söyledi.

HİDROKARBON ARAMALARI

Eroğlu, Kıbrıs'ta çözümün iki demokrasili yeni bir ortaklık anlayışı içinde kurulacak federal cumhuriyetle geleceğini belirterek, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Doğu Akdeniz'deki tek taraflı hidrokarbon araştırmalarıyla ilgili hassasiyetlere değindi ve "Türk tarafı olarak Türkiye Cumhuriyeti ile imzalamış olduğumuz anlaşma ile hukuki olarak gereken adımı atmış olduk. Biz, Türk tarafı olarak Kıbrıs'ın üzerindeki ve çevresindeki bütün zenginliklerin Kıbrıs'ı paylaşan iki halkın ortak kullanımında olması gerektiğini savunuyoruz" dedi.

"DOĞAL ZENGİNLİKLER İZOLASYONLARIN DEVAMI ADINA KULLANILAMAZ"

Cumhurbaşkanı Eroğlu, doğal zenginliklerin çözüm sürecine katkısını arzuladıklarını; Kıbrıslı Türklere koz hatta silah yapılmasının endişe yarattığını kaydederek, "Doğu Akdeniz'de doğal zenginliklerin bulunması asla ve katiyen Türk tarafına karşı uygulanan izolasyonların devamı adına kullanılamaz... Buna izin vermiyoruz, vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Konuşmasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB dönem başkanlığı konusunu da değerlendiren Cumhurbaşkanı Eroğlu, bunun da koz görülüp Kıbrıs Türklerinin tecrit edilmişliğini perçinleyecek bir alet olarak kullanma planı içinde olunmaması dileğinde bulundu.

AB üyesi ülkelerdeki ekonomik sorunlara işaret eden ve bu ortamda Türkiye'deki ekonomik gelişmeleri gururla izlediklerini; ekonomik olarak Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyaç duyduğunu kaydeden Eroğlu, AB üyeliğinin ekonomik açıdan mutlak kurtuluşun garantisi olmadığını söyledi.

GÜÇLÜ EKONOMİ... İNSANLIK AYIBINI DİLE GETİRME...

Cumhurbaşkanı Eroğlu, şöyle konuştu:

"Küresel ekonomik düzenin hâkim olduğu modern dünyada artık suni ambargolardan söz edilemez. Bugün iş insanlarımız, sporcularımız inatla çalışarak ambargoyu aşabilmektedirler. Dolayısıyla izolasyonları bir bahane olmaktan kurtarmalıyız. Fakat bunu yaparken bir yandan da uğradığımız haksızlığı dünyaya en doğru şekilde anlatabilmeliyiz. Zaten bizim de çabamız, bu iki konu üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Hem güçlü bir ekonomi kurmak için gayret ediyoruz, hem de mağduru olduğumuz insanlık ayıbını her fırsatta dile getiriyoruz.

HALKI UMUTSUZLUĞA SEVK EDENLERE VE DÜNYAYA ÇAĞRI

Buradan izolasyonlara gereksiz vurgular yaparak halkımızı umutsuzluğa sevk edenlere seslenmek istiyorum: Eğer gerçekten barış istiyorsanız, devletinize sahip çıkınız. Kıbrıs Türkü'nün güçlenmesi çözüme ulaşabilmemiz için mutlaka gerçekleştirmemiz gereken bir koşuldur.

Aynı zamanda dünya kamuoyuna, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkililerine de bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Türk tarafını hukuki ve vicdani temeli olmayan ambargolar altında ezmeye çalışmanın çözüme hiçbir katkısı yoktur. Birleşmiş Milletler Annan Raporu'na yansıyan tespitine sahip çıkmalıdır. Avrupa Birliği de artık sözlerini tutmalıdır."

Eroğlu, Brüksel'deki son temaslarında Kıbrıs'ta çözüm için Rum tarafının motive edilmesi gereğini vurguladığını; bunun için de Kıbrıslı Türkler üzerindeki ambargoların kaldırılması gerektiğini söylediğini anlattı.

"NİYET EKSİKLİĞİ VAR"

Ucu açık müzakereler sürdükçe Rum tarafının anlaşma ihtiyacına girmeyeceği görüşünü BM Genel Sekreteri'ne de aktardığını belirten Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rumların niyet eksikliğini vurguladığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının kalıcı, yaşayabilir bir anlaşmada ısrarcı olduğunu ama Rumlar tanınmış bir devlet, kendileri de izolasyonlar altında olduğu sürece çözüm beklemenin biraz saflık olacağını söyledi. Ocak ayında yapılacak beşinci beşli zirvede de bir anlaşmaya varılamaz, garantörlerin katılacağı bir anlaşma için tarih belirlenmezse Genel Sekreter'in Güvenlik Konseyi'ne sunacağı raporun ne olacağını merak ettiğini dile getiren Eroğlu, iyiniyet misyonuyla görüşmelerin sürüp sürmeyeceğine Genel Sekreter'in karar vermesi gerekeceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının ardından ÇOMÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Acer, Cumhurbaşkanı Eroğlu'na, Ekonomi ve Enerji Bakanı Atun'a, YÖDAK Başkanı Bıçak'a ve TC Eski Eğitim Bakanı Güzel'e hediyeler takdim etti.

BIÇAK

Sempozyumun açılışında konuşan YÖKAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Ali Bıçak, izolasyonun "dünyayla ilişkinin kesilmesi, çevre ülkeleriyle ilişkilerin zayıflatılması" anlamına geldiğini belirterek, KKTC'ye doğrudan ve dolaylı izolasyonlar uygulandığını söyledi.

Üniversitelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin engellemelerine maruz kaldığını; sivil toplum örgütlerinin de uluslar arası organizasyonlara katılımında engellendiğini ifade eden Bıçak, YÖDAK'ın Uluslar arası Kalite Güvence Ajansı'na üye, İslam Kalite Güvence Ajansı'na kurucu üye; Orta ve Doğu Avrupa Ajansı üyesi olurken birçok zorlukla karşılaştığını anlattı.

Bıçak, bu örgütlere Güney Kıbrıs'ın üye olmadığını ve olmak isterse ilk kez KKTC'nin olumlu oyuna ihtiyacı olacağını kaydetti.

Bıçak, YÖDAK'ın birçok önemli yüksek öğretim kurumunun temsilcisini KKTC'ye davet ettiğini; gelenlerle siyasi konuları değil eğitim konularını konuştuklarını; siyasileri ziyarete götürüp basında haber ve fotoğraflarını yayımlamadıklarını; bunun olumlu sonuçlarını aldıklarını söyledi.

"Uluslararası etkinliklerde başarılı olmamız için çaba sarf etmemiz ve bu çabalarda çok dikkatli ve zekice davranmamız gerekir" diyen Bıçak, Güney Kıbrıs'ın lobilerinin güçlü olduğunu; sabah-akşam KKTC'yi nasıl engelleyeceklerini düşündüklerini kaydetti. Bıçak, hışımla üzerlerine gelen Rum Yönetimi'ni alt edebileceklerine inanç belirtti.

GÖKSEL

LAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Bülent Göksel, izolasyonların cezalandırılma anlamına geldiğini; hakkı ve hukuku olan insanların izolasyona uğramasının bir insanlık ayıbı olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk halkının 1963'ten beri izolasyonlar altında olduğunu kaydeden Göksel, "haksızın korunduğu, mağdurun cezalandırıldığı" bir durumla karşı karşıya olunduğunu belirtti.

Prof. Dr. Göksel, birilerinin olan biteni yazması ve tarihe not düşürülmesinin üniversitelerin önemli bir görev olduğunu vurguladı ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'yle birlikte düzenledikleri sempozyumla bilgi açığını kapatıp tarihe önemli bir not düşeceklerini kaydetti.

İzolasyonların en olumsuz etkisinin üniversitelerde görüldüğünü ifade eden LAÜ Rektörü Göksel, akreditasyon yapmak için başvurduklarında karşılaştıkları sorunları sıraladı.

Göksel, izolasyonlara karşı neler yapılabileceğine değinirken, şikayet etmek ve bahanelerin arkasına sığınmak istemediklerini, izolasyonlara rağmen her yıl binlerce öğrencinin "üniversiteyi nerede okuyacağım" sorusuna "KKTC" yanıtı verdiğini ve bunun kendilerine büyük sorumluluk yüklediğini anlattı.

Üniversitelerin sorunları tespit edip çareler üretme görevine işaret eden Prof. Dr. Ahmet Bülent Göksel, sempozyumun da bunu amaçladığını söyledi.

ARAR

ÇOMÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Yücel Arar, KKTC'ye çok önemli bir meseleyi konuşmak için geldiklerini belirterek, ÇOMÜ hakkında bilgiler verdi.

Arar, herhangi bir topluluğun devlet olma ilanının, uluslararası hukuk kurallarıyla düzenlendiğini, devlet olmanın üç kriterinin "bir millet, bir insan topluluğu", "bir ülke" ve "bu ikisi üzerinde kurulmuş egemenlik" olduğunu anlattı.

"Dikkat ederseniz tanınmak yoktur. Tanınmak devlet olmanın hukuki kurallarından biri değildir ama tanınmadığınız zaman devlet olmanın nimetlerinden yararlanamıyorsunuz" diyen Arar, 15 Kasım 1983'te bağımsızlığını ilan eden KKTC'nin o tarihten beri tanınmamışlığın sıkıntılarını yaşadığını söyledi.

Prof. Dr. Arar, bu sıkıntılara önde gelen büyük kuruluşların büyük katkısı olduğunu; AB'nin ve BM'nin olumsuz kararları bulunduğunu kaydetti. BM Güvenlik Konseyi'nin 18 Kasım 1983'te aldığı 541 sayılı kararın KKTC'nin içinde bulunduğu izolasyonlara hukuki gerekçe teşkil ettiğini; bu kararın birçok olumsuz unsuru beraberinde getirdiğini ifade etti.

HASGÜLER

Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mehmet Hasgüler, üniversitelerin her zaman toplumsal sorunların çözümlenmesinde rol oynadığını bilerek iş yaptıklarını söyledi.

Göklerin sınırı olmadığını ifade eden Hasgüler, kuzeyden güneye barış oyunu oynamak isteyen öğrenci grubunun geçişinin sorun olduğunu; kostümlerin güneyden gelen kamyonlara yüklenmek zorunda kaldığını anlattı.

Kıbrıs Türk halkının yaşadığı izolasyonlara işaret eden Hasgüler, İtalyanca bir kelime olan izolasyonun "tecrit" manasına geldiğini kaydetti.

Kıbrıs'ın iki tarafındakilerin izole edildiğini ancak Kıbrıslı Türklerin, ikinci bir izolasyonla karşı karşıya olduğunu belirten Mehmet Hasgüler, buna karşı çıkmak gerektiğini söyledi.

"İzolasyonları insan beyninde aşılması gereken adacıklar olarak görüyoruz" diyen Hasgüler, sempozyuma davet ettikleri ABD'li bilim adamlarının bugün kutladıkları şükran gününü bahane göstererek, İngiliz bilim adamlarının da başka bahanelerle katılmamasını eleştirdi.

"Demek ki batıdaki bilim insanları şu veya bu nedenle buradaki izolasyonları konuşmaya gelmiyor" diyen Hasgüler, yapay adacıklardan kurtulmak istediklerini vurguladı. Hasgüler, sempozyumun zihinsel adacıkların aşılmasında bir adım olmasını diledi.

Açılış konuşmalarından sonraki kısa aranın ardından TC Milli Eğitim eski Bakanı Hasan Celal Güzel açılış konferansı verdi.

(GÜL/PHA)  FOTOĞRAFLI


TAK
 
24 Kasım 2011 Perşembe 12:35
Okunma: 538
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)