Ana Sayfa » Türkiye » Yaroslavl Küresel Politika Forumu

Yaroslavl Küresel Politika Forumu

Tc Cumhurbaşkanı Gül: ''(Norveç'teki Saldırı) Bu Menfur Saldırı Terörizm Ve Aşırıcılığın Belirli Bir Din Ve Coğrafya İle Bağlantılı Olmadığını Ve Avrupa'da Giderek Daha Fazla Destek Bulmakta Olan Aşırı Sağ İdeolojilerin De Ciddi Bir Güvenlik Riski Oluşturduğunu En Net Biçimde Ortaya Koymuştur''.

 
 
Yaroslavl Küresel Politika Forumu

''BATI'NIN IRKÇILIK VE YABANCI DÜŞMANLIĞI GİBİ NÜKSEDEN HASTALIKLARINI TEDAVİ ETMEK, DOĞU'NUN ÇOĞU KEZ AZ GELİŞMİŞLİKTEN KAYNAKLANAN SORUNLARIYLA BAŞA ÇIKMAKTAN DAHA ÇETİN BİR MÜCADELE GEREKTİRMEKTEDİR''

''DEMOKRASİ BİR ÜLKEYİ MUKTEDİR KILAN EN ÖNEMLİ GÜÇ VEKTÖRÜDÜR. GÜCÜNÜ HALKTAN ALAN BİR DEVLETİN, HEM BEKASI HEM DE ULUSLARARASI İTİBARI TEMİNAT ALTINDADIR''

Yaroslavl, 8 Eylül 11 (T.A.K.): TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Norveç'te, Temmuz ayında onlarca kişinin hayatını kaybettiği saldırının terörizm ve aşırıcılığın belirli bir din ve coğrafya ile bağlantılı olmadığını, Avrupa'da giderek daha fazla destek bulmakta olan aşırı sağ ideolojilerin ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu en net biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Gül, ''Batı'nın ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi nükseden hastalıklarını tedavi etmek, Doğu'nun çoğu kez az gelişmişlikten kaynaklanan sorunlarıyla başa çıkmaktan daha çetin bir mücadele gerektirmektedir'' dedi.

TC Cumhurbaşkanı Gül, Rusya'nın Yaroslavl kentinde üçüncü kez düzenlenen, bu yıl ''Toplumsal Çeşitlilik Çağında Modern Devlet'' temasıyla toplanan ''Küresel Politika Forumu''na katılarak bir konuşma yaptı.

Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in davetlisi olarak, ''şeref konuğu'' sıfatıyla foruma hitap eden Cumhurbaşkanı Gül, konuşmasına, dün Yaroslavl kentinde meydana gelen uçak kazasında hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyerek başladı. Gül, ''Başta Medvedev olmak üzere bütün Rus halkına başsağlığı diliyorum. Uçakta başka ülkelere mensup kişiler de hayatlarını kaybetmiştir. Herkesin acılı ailelerinin acılarını paylaşıyorum, herkese sabır ve metanet temenni ediyorum'' diye konuştu.

Türkiye'nin artan ekonomik, siyasi gücü ve demokratik standartlarına paralel şekilde daha aktif ve etkin bir dış politika izlediğine işaret eden Gül, insan haklarının ve demokrasinin gelişmesinin, barış, kalkınma ve sosyal adaletin tesisinde önemli rol oynayacağına olan inancını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Gül, Kuzey Afrika'da başlayan ve Ortadoğu ülkelerine yayılan değişim ve demokratik dönüşüm hareketlerini 1848 ve 1989 devrimlerine eşdeğer olarak gördüğünü belirterek, şöyle konuştu:

''Bölgenin modern, demokratik devlet modeline geçiş yönünde tarihi bir dönemecin eşiğinde olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu anlayışla bölge halklarının meşru reform taleplerini desteklemekte, küresel ölçekte etkileri olacak bu tarihi dönüşümün barış, istikrar, huzur ve refaha tahvil edilmesi için çaba sarf etmektedir.

Dünyamız için daha parlak bir gelecek, çağdaş medeniyetin siyasi projesi olan demokrasinin çok daha fazla sayıda ülke tarafından benimsenmesinde yatmaktadır. Elbette her ülkeye uyan tek tip bir demokrasi kalıbı yoktur. Ancak insan hakları ve temel hürriyetlere saygı ile hukuku her şeyin üzerinde tutan bir tutum benimsenmesi, demokrasi ve toplumsal çeşitlilikleri kucaklayan modern devlet yolunda atılacak temel adımdır. Unutmayalım ki bu adımlar atılarak oluşturulacak güçlü toplumlar, müşfik ve etkin modern devletlerin, etkin modern devletler de daha müreffeh bir küresel düzenin teminatı olacaktır.

Demokrasi bir ülkeyi muktedir kılan en önemli güç vektörüdür. Gücünü halktan alan bir devletin, hem bekası hem de uluslararası itibarı teminat altındadır.''

''HOŞGÖRÜSÜZLÜK VE AYRIMCILIK RADİKALLEŞMEYİ TETİKLEYEBİLİR''

Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı gibi değerlerin Avrupa'da doğduğuna ve küresel ölçekte yansımaları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, halkın demokratik dönüşüm talebiyle başlayan Arap Baharı'nın da bu gerçeğin son tezahürü olduğunu kaydetti.

İnsanlığın ortak kültür anlayışının geliştiği bir dönemde ayrımcı görüşlerin kulvarının da daralmasının beklendiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bugün maalesef belirli bölgelerde farklılıkları çatışma sebebi olarak gören aşırı görüşlerin halen zemin kazanabildiğine şahit oluyoruz. Bu akımların insanlığa demokrasi ve modern devlet kavramlarını hediye etmiş olan Avrupa kıtasındaki tezahürleri ise ayrıca düşündürücüdür.

Irkçılık, İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığı Avrupa'yı etkisine alan ekonomik krizle de bağlantılı olarak ciddi bir endişeye yol açmaktadır. Göçmenleri, güvenlik, işsizlik, suç, fakirlik ve diğer sosyal sorunların ana sebebi şeklinde gösteren partilerin oy oranları artmaktadır. Halkın bu korkularına karşı göç konusunda sert tedbirler alan hükümetler ve ana siyasi partilerin verdiği tepki de ayrı bir endişe kaynağıdır. Artan hoşgörüsüzlük ve ayrımcılık radikalleşmenin de tetikleyicisi olmaktadır.''

Rusya Devlet Başkanı Medvedev'in de konuşmasında aynı noktalara dikkat çektiğini belirten Gül, ''Gerçekten aynı kaygıları taşıdığımızı görüyorum ve bunun herkes tarafından dikkate alınmasını arzu ediyorum'' dedi.

''DÜNYA, YAŞAMASI TEHLİKELİ BİR YER OLABİLİR''

Çeşitli dinsel, ırksal ve kültürel topluluklar arasındaki büyüyen farkların toplumların sosyal dokusuna zarar vermeye başladığını belirten Cumhurbaşkanı Gül, bu eğilimin denetim altına alınmaması durumunda dünyanın yaşanması çok tehlikeli bir yer haline geleceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu bağlamda bir Norveç vatandaşı tarafından yapılan ve gücünü çok kültürlülükten alan Norveç demokrasisini hedefleyen saldırı üzerinde hassasiyetle düşünmek gerekmektedir. Bu menfur saldırı terörizm ve aşırıcılığın belirli bir din ve coğrafya ile bağlantılı olmadığını ve Avrupa'da giderek daha fazla destek bulmakta olan aşırı sağ ideolojilerin de ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu en net biçimde ortaya koymuştur.

Daha önce sağ eğilimlere ilişkin endişelerimizi çeşitli vesilelerle meslektaşlarımızın dikkatine getirdiğimizde, üzülerek söylüyorum, iç siyasi saiklerle bunlara göz yumulduğunu gördük. Zira Batı'nın ırkçılık ve yabancı düşmanlığı gibi nükseden hastalıklarını tedavi etmek, Doğu'nun çoğu kez az gelişmişlikten kaynaklanan sorunlarıyla başa çıkmaktan daha çetin bir mücadele gerektirmektedir.'

(AA/ŞEB)

 
8 Eylül 2011 Perşembe 22:02
Okunma: 402
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)