Ana Sayfa » Kıbrıs » Yatırımcıya faiz engeli!

Yatırımcıya faiz engeli!

Kredi çekip yatırım yapmak isteyenlerin önünde ‘faiz’ engeli var. Tasarruflar ve yatırımlar arasındaki denkliğin sağlanamaması mevcut paranın üretime akmasına engel oluyor.

 
 
Yatırımcıya faiz engeli!
KKTC’de 2011 yılının Eylül ayı itibarıyla bankacılık sektörünün bilanço büyüklüğü 9 milyar 632 milyon TL’ye; mevduatlar ise 8 milyar 118 milyon TL’ye ulaşırken, bankalardaki mevduatın ekonomiye kazandırılabilirliği gündeme geldi.

Bir kısım tasarruflar yatırımcılar tarafından üretime kazandırılmayı beklerken, faiz oranlarının buna büyük ölçüde engel olduğu ortaya çıktı. Tasarruflar ve yatırımlar arasındaki denkliğin sağlanamamasının mevcut paranın üretime akmasına engel olduğunu söyleyen ekonomistler, ülkenin özel koşullarının da göz önünde tutulması gerektiğini dile getirdiler. Bankaların vermesi gerektiği kadar kredi verdiğini ifade eden ekonomistler bu kredilerin üretime/yatırıma gitmediği görüşünde birleşti.

Piyasadaki likidite sıkıntısının, vatandaşa verilecek kolay krediler yoluyla aşılıp aşılamayacağı sorusu üzerine görüş beyan eden ekonomist Okan Şafaklı, bankaların öngörülen krediyi verdiğini ancak sorunun, kredinin üretim için değil, tüketim için kullanılmasında olduğunu söyledi.

Ekonomist Mehmet Saydam da bankaların verdiği tüm kredileri devletin toplamasından dolayı, reel sektöre kredi verilemediğini ifade etti.

Konuyla ilgili olarak farklı bir görüş ortaya koyan ekonomist Vedat Yorucu ise, KKTC bankalarındaki paraların piyasaya finanse edilmediğini, Türkiye’deki yatırım fonlarına ve borsaya gittiğini kaydetti.

Şafaklı: “Kredi veriliyor ama reel sektöre gitmiyor”
Bankaların en önemli görevlerinden biri, kaynak sağlamaktır. Bizde baktığımızda artan mevduatla, verilen krediler orantılı. Zaten mevduatın hepsini veremezsiniz. Belli bir kısmını tutmak zorundasınız. 2011’e baktığımızda yüzde 65’e varan bir kredi oranı var. Esas problem kredinin yatırıma, üretime gitmemesinde. Kişiler spekülatif yatırım yapıyor, tüketici kredileri veriliyor ancak üretime yönelik kredi almak zor.

Yatırım iklimi güçlü değil…Neden?
Bizde yatırım ikliminin güçlü olmaması durumu var. Bunu şöyle açıklayalım. Kredi almak için dünyanın her yerinde çeşitli kriterler var. Orada projeye göre kredi verilir. Bizde kurumsallaşma yok dolayısıyla teminat isteniyor ve yüksek faizler konuyor.

Banka sürdürebilirliği sağlamak ister…
Hiçbir banka “ödemesin de, ipoteğe el koyayım” demez. Paranın geri dönüşümü olsun ister. Sürdürebilirlik ister. Sürdürülebilirlik bankacılık sektörünü geliştirir. Ekonomik sürdürülebilirlik de sağlıklı bir dolaşımla olur. Fon fazlası olanların, fon eksiği olanlara destek olması sürdürülebilirlik sağlar.

Banka garanti ister…

Dünyanın hiçbir yerinde yatırımlar yüzde 100 özkaynaktan yapılmaz. Bizim mali politikamız olmadığı için para piyasası odaklı bir ekonomimiz var. Bankalar kredi verirken garanti isterler. “Bu kişinin bana gönderdiği tablo benden aldığı krediyi geri ödeyebilecek durumda olduğunu gösterecek nakiti yaratacak mı” diye bakılır. Buna göre ekonomideki yatırım iklimi kurumsallaşmadığı için krediler yatırıma çok fazla gitmez.

Muhasebe yasamız yok…
Bizde muhasebe yasası yoktur. Güçlü bir denetim yoktur. Murakıp kurullarımız yoktur. Kişiler/kurumlar yalan dolan beyanda bulunabiliyor ve bu beyanlar geri kimi zaman geri dönüyor. Bunu Amerika’da yaptığınızda profesyonel murakıplar sizi görevden men eder.

Bankalar çareyi yüksek faizde buluyor…
Küçük ada ekonomisi. Aile şirketleri var. Bankalar ne yapar, yüksek faiz uygulamak zorunda kalır ve ipotek ister. Bu da çoğumuzun ipotek alamamasına neden olur. Faizden dolayı da ticari faaliyetler yürütülemez.

Devlet sistemi işlemiyor…
Devlet sistemi işlemiyor. Sayıştay, savcılık, ombudsman. Yapılan yasalar mahkemeden geri dönebiliyor. Bunların hepsi bankaların kredi verirken dikkatli olmasına sebep oluyor. Garanti almak istiyor banka. O yüzden banka para tutuyor diyemeyiz. Yüzde 60’ı aşan bir mevduatı kredi olarak veriyor zaten.

Problem şu…
Olay nedir; reel sektöre gitmiyor bu para. Üretime, yatırıma, kalkınmaya gitmiyor. Kayıt dışı ekonomi var, maliyetler yüksek, faizler yüksek. Bunları üst üste topladığımızda yatırım yapmanın zorluğu ortaya çıkıyor.

Riski az olan sektörlere yatırım yapılıyor…Devletin teşvik ettiği riski az sektörlere yatırım yapılıyor, turizm gibi, kumar gibi. Dolayısıyla kurumsal bir yatırım iklimi olmadıktan sonra, finansal raporlama, fizibilite olmadıktan sonra yatırım için kredi vermek/ almak zordur. Ekonomide olaylara siyah ve beyaz olarak bakılmaz. Her ülkenin farklı koşulları olduğu için olaylar o ülkedeki koşullara göre değerlendirilir.

Doç. Dr. Vedat Yorucu:

“Paralar Türkiye’deki yatırım fonlarında kullanılıyor”
Bankalarda yeterli mevduat var ancak paralar piyasaya finanse edilmiyor. Krediler buradaki sermaye piyasasına, yatırım şirketlerine, reel sektöre gitmiyor. Geri dönüşümü ülkeye olmuyor paranın.

Reel sektöre değil, Türkiye’ye…Ülkenin en önemli sorunu sanayi ve üretime yönelik yatırım azlığı. Bankalardaki mevduatlarda Türkiye’deki yatırım fonlarına, borsaya gidince yatırıma kredi kalmıyor.

Ekonomist Mehmet Saydam:

“Bankaların verdiği tüm kredileri devlet topluyor”
Bankalarda o kadar mevduat olmasına rağmen yatırım yapılamamasının ve piyasalardaki likidite sıkıntısın cevabı çok basit: Bankaların verdiği tüm krediyi devlet topluyor. Devlet kurumlarına maaş ödemek için, elektrik borcu için bankalardan kredi alıyor. Dolayısıyla mevduatlar devlete gittiği için bize para kalmıyor.

Devlet en büyük müşteri…Devlet, bankaların en büyük müşterisi. Paranın büyük bir kısmı devlet tarafından alınınca, kalan diğer kısım çok kısa vadeli olarak veriliyor. Yüksek faizli bu para ile de yatırım yapmak zor.

Yatırım iklimi yok…Ülkede yatırım iklimi yok. Yatırım ikliminin olmaması da güvensizlikten kaynaklanıyor. Bu zamanda halkın elektriği, telefonu kesiliyorsa bu ülkede nasıl yatırım olacak? Kesinti dolayısıyla birçok otel zarar etti. Soğuk hava depolarında mallar bozuldu.

Para üretime aktarılmıyor…Bir başka husus ise paranın üretime aktarılmaması. Aktarılmış olsa ülke canlanırdı. Bu noktada devletin küçülmesi gerekir. (Soru üzerine) Özelleştirme, küçülmeyi getirmeyecek. Özelleştirme yasasında “özelleştirilen kurumdaki personel kamuya aktarılacak” deniyor. En büyük sıkıntı personel konusunda zaten. Devlet büyümeye devam ettikçe özelleştirme de çözüm değil. Gerçekten bizi kötü günler bekliyor. (Haberdar)



 
30 Ocak 2012 Pazartesi 11:23
Okunma: 503
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak 2016 sonuna kadar bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyor musunuz?
Evet İnanıyorum
Hayır İanmıyorum
Kararsızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)