Ahmet Sanver

GAZ, PETROL, KITA SAHANLIĞI, MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGELER

Ahmet Sanver
 
 

     Kıbrıs’ın denizlerinde ‘gaz bulundu, petrol bulundu’ diye duyulduğu günlerde bir Rum arkadaşıma, “Bu Kıbrıs meselesi ne olacak” diye sormuştum. Bana “İşte, petrolü bulduk ya, artık zengin olduk, bu para ile aramızdaki anlaşmazlıkları da çözeceğiz” demişti.

    Rum arkadaşım Lukos haksız da değildi. Kıbrıs probleminin hepsi değilse bile önemli bazı maddeleri para ile çözülebilir! 

    Daha sonra adı Hidrokarbon’a dönüşen bizim petrolü bir de bu işlerden iyi anlayan bir Türk arkadaşıma sordum. Bana “İşte şimdi yandık Ahmet” demez mi? Şaştım ve ona “Ne demek istediğini anlamadım, petrol zengini olacağız ve Rumlarla refah ile barış içinde yaşayacağız” dedim. Arkada şım da bana “Sen bana petrolü olup da barış içinde olan bir yer söyleyebilir misin? Orta Doğu’dan, Libya’dan, Nijerya’dan veya Venezuela’dan vazgeçtim, düşün bakalım, ABD’nin petrol veya gaz olan hangi bölgesinde huzur var? Dallas’ta mı, yoksa Teksas’ta mı? Petrol demek kavga demek, savaş demek Ahmet’im!” dedi.

    Ben de “Bu arkadaşım da haklı, adamızın denizlerinde petrol bulunduğu için Rumlar bayram yapıyorlar, biz ise ortaklık hayalleri kurarız, en iyisi kafayı yormayalım oturup bekleyelim, bakalım ne olacak” diye düşünerek ve gelişmeleri izleyerek bugünlere geldik.

    Şimdi görüyoruz ki Rumlar; bulunan bu enerji kaynaklarından bize bir zırnık bile vermeye niyetleri yoktur. Üstüne üstlük de hidrokarbonu, görüşmelerde bize karşı bir baskı unsuru olarak kullanmaya çalışıyorlar. Kıbrıs Türklerinin ortaklığı için de, “Çözüm olsun da düşünürüz” diyorlar. Yani, “Türkler bizim istediğimiz gibi bir anlaşma yaparlarsa bulduğumuz bu kaynaklara ortak olabilirler” demek istiyorlar.

    Bulunan hidrokarbon miktarının işletme fizibilitesi için yeter oranda olup olmadığı bile şüpheli ama Rumlar siyasi arenada çıkarları yönünde kullanmak için bu rezervlerin miktarını sanal da olsa büyütme çabaları içindedirler. O nedenle Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerin münhasır ekonomik sahalarına ve kıta sahanlıklarına da tecavüz ediyorlar.

    Rumlar, Doğu Akdeniz’de en uzun sahillere sahip ve en büyük ülke olan Türkiye’nin, kıta sahanlıkları ile münhasır ekonomik bölgelerini nerde ise sıfırlama patavatsızlığını göstermektedirler. Bir de, haksız olarak uluslararası şirketlerle anlaşmalar yaparak onları sondaj macerasına sürüklemeye çalışmaktadırlar. Rumların bu girişimlerindeki esas gayeleri Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini hareketlendirerek, görüşme masasında problem çıkartmaktır. Sonunda da, daha önceleri de yaptıkları gibi masadan kaçarak sorumluluğu Türk tarafına atmaktır.

    Aslında Rumlar çözüm istemedikleri gibi görüşme de istemiyorlar ama dünyaya karşı görüşmeleri bozan taraf olmak da istemiyorlar. Cumhurbaşkanımız Sayın Mustafa Akıncı ve Anavatanımızın yetkilileri bu oyunu çok iyi biliyorlar ve oyuna gelmemek için oldukça sabırlı davranıyorlar.

    Gelelim Rumların Kıbrıs denizlerindeki kıta sahanlıklarını ve münhasır ekonomik bölgelerini daha da genişletme çabalarının diğer nedenlerine ve uygulamakta oldukları kurnazlık içeren taktiklerine:

    Yunanlılar ve Rumlar 42 yıldan bu yana artık Türkleşmiş olan Güzelyurt’u ve onun sahillerini istiyorlar, çünkü niyetleri, Türkiye’nin kara suları içerisinde sayılan küçücük Meis adasını da hesaba katarak Anavatanımızı kendi plajlarına hapsetmektir. Oysa Güzelyurt’un az batısındaki Poli Kasabası ve etrafındaki 15 adet Türk köyü ile sahillerinin 42 yıldır Rumların işgalinde olduğunu dillendiren hiç kimse yok.

    Bir de, Karpaz bölgemizde bulunan 300 kişilik Rum nüfusu için hatırı sayılır ölçülerde kanton ve sahiller istemektedirler. Bundan güttükleri amaç, doyumsuzlukları yüzünden güney doğu sahillerinde eksik saydıkları münhasır ekonomik bölgelerini, sahip olacakları Karpaz sahilleri doğrultusunda genişletmektir. Ayrıca kuzeyden Türkiye’yi Adana’ya ve İskenderun Körfezine doğru sıkıştırmaktır. Yoksa çoğu yaşlı insanlardan oluşan Karpaz’daki küçük Rum nüfusunu düşündüklerini mi sanıyorsunuz? Onlar insan faktörünü düşünmüş olsalardı, Karpaz Rumlarının sayısından çok daha kalabalık olan Limasol Türklerini düşünürlerdi. Acaba bize Limasol bölgesinden kanton mu bağışlayacaklar? Ancak, Limasol’da yaşayan Türklerden söz eden kimseler yok. Burada, “Rumlar can da Türkler patlıcan mı acaba?” Diye sorasım geldi!

    Katolik mezhebinden oldukları için Rumlar tarafından bir oranda dışlanan Maronitler, bu dışlanmaya rağmen uzun yıllardır Rumların kucaklarından inmediler. Fakat onlar da geçenlerde gaza gelerek, bu paylaşımdan yaralanmak için KKTC’deki eski köylerinin birleşiminden oluşacak bir kanton istediklerini açıkladılar.

    Sizlerin anlayacağı; denizlerimizin ve topraklarımızın paylaşılması için sinsi planlar adım adım uygulanmaya çalışılmaktadır. Ne tuhaftır ki: 1960 anlaşmaları ile %30’u bizim olan devleti bizden çalan Rumlar, bu ÇALINMIŞ KIBRIS CUMHURİYETİ’Nİ, “Biz demokrasinin simgesiyiz” diye övünen Avrupa Birliği’nin izniyle bize karşı kullanmaktadırlar. 

    Yukarıda; yazının başında anlattığım gibi, Rum arkadaşım Lukos’un dediği doğrudur ama demek ki kendi toplumunu o da tanıyamadı. Liderlerinin doyumsuzluklarını ve Türklerle hastalıklarını bile paylaşmak istemediklerini unuttu herhalde.

    Enerji konularının uzmanı olan arkadaşımın söylediği doğru galiba! Öyle ise vay halimize! Demek ki bu Rumlar yine başımıza belâlar açacaklar. Fakat unutmasınlar ki bizim için kazdıkları kuyuya her zaman kendileri düştüler.  

 

AHMET SANVER

Beşparmak Düşünce Grubu Üyesi

 
 
19 Eylül 2016 Pazartesi 12:37
Okunma: 2224
 

(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Gazete Manşetleri
 
Anket
2017 yılı içerisinde bir erken seçim olmalı mı?
Evet
Hayır
Krarasızım
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
Kuzey’de ‘Rum mülkü’ satın alanların durumuGöbek eriten 10 baharatZayıflamak isteyenlere 5 uzman 5 süper öneriGünde iki fincan kahve içen erkeklerin...Kıbrıs'ta gezilecek yerlerSu geldi Rumlar çıldırdı İşte muhtemel yeni Kıbrıs haritasıTürkiye güzeli bakın kim çıktı!Doğu Akdeniz’de Enerji Stratejileri ve Bölgesel Güvenliğin GeleceğiDoğu Akdeniz’de hidrokarbon yatakları: Yeni bir jeopolitik mücadele sahası mı?
 
TÜRKİYE'DEN GELEN SUYUN DAĞITIMI VE PROJELENDİRİLMESİ ÇALIŞTAYI'NIN SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDIDoğu Akdeniz’de zengin gaz ve petrol rezervleri
 
 
Nöbetçi Eczaneler
LEFKOŞA KADER ECZANESİ  (Tel : (392)223-5499)
SEROL ECZANESI  (Tel : (392)227-2064)
GAZİ MAĞUSA SAKARYA ECZANESI  (Tel : (392)365-2989)
GİRNE SERTAÇ ECZANESI  (Tel : (392)815-9067)
GÜZELYURT İNCİ ECZANESI  (Tel : (392)714-3252)
 
Devlet Piyangosu