Dün bir kez daha, büyük ihtimalle 24 saat gibi kısa sürede kararlaştırılan, sloganı ve mesajı yani talepleri netleştirilememiş bir “eyleme” daha tanıklık ettik.

Eylem; bir kitlenin ortak bir hedef için takvimlendirilmiş taleplerini veya önerilerini ortaya koyarak, bunlar yerine gelmezse daha sonraki aşamada nasıl bir yol izleneceğini ortaya koymaktan ibarettir.

Bu aşamada kalabalık olmanın çok da önemi yoktur. Elbette geniş kalabalıklar bu sözü daha çok dinlettirir. Ama plansız, programsız ve talepsizseniz çok kalabalık olsanız da eylem en sonunda sadece bir etkinlik olarak kalır ve anılır.

İyi niyetli yurtseverler ve sendikalar her tarz eylemi topluma fayda sağlama aracı olarak görebilirler. Buna saygı duyuyorum. Gerçekten buna samimiyetle inanalar da vardı dün oralarda.

Ama içeriğine dahi tam destek vermedikleri bu etkinliği, kendilerini görünür kılmak ve kendilerinden daha örgütlü grupların arkasına sığınarak var olma fırsatı olarak görenler çoğunluktaydı. Bunlar, foroğraflarını çekip, İşin şov kısmını halledip, meclise kadar dahi yürüyemediler.

Geçmişi hatırlıyorum da, sendikalar, üstelik de partilerle sahaya indiğinde yer yerinden oynardı. Şimdi oynamamasının sebebi işte bu sonuç odaklı olmayan, herkesin gailesinin başka olduğu, eylem ya da eylemsi etkinliklerin sonuç üretemez hale gelmesidir. İnsan fayda sağlamayacağını düşündüğü bir girişimi destekler mi?

Katılımcılarının bir bölümünün, “tek amacının” orda olmak için orda olmak veya orda olmaktan yararlanmaktan başka bir şey olmadığı eylemsi etkinlikle atılan Dereboyu turunun ülkede gerçekten sefalet sınırına dayanmış eve ekmek götüremez, arabasına benzin koyamaz, markete gidemez duruma gelmiş, elektrik parasını ödeyemediği için karanlıkta, ya da sokak lambası altında gecesini geçirmeye çalışan insanlara bir katkı sağlayacağını düşünen sayısı demek ki azalmış.

Zamlar yapılmasın… ok. Yarın da yapılacak gibi duruyor, yapılırsa ne olacak paşam? Sorusuna yanıt aramayan bir hareket etkili olabilir mi?

İşin özü şudur ki; ajandaları birbirinden farklı olan, yekpare hareket edemeyen, dünyaları başka, gaileleri başka grupların, yaratacağı görsel güzelliklerin haricinde, bir etkinliğe katacakları başka şey yoktur.

Esas Mesele şudur!

Aç orada mı arkadaş?

Borçtan kıvranan orada mı?

Eve ekmek götüremeyen orada mı?

En kötü koşullarda çalışmak zorunda kalan, en düşük gelirli sınıf orda mı?

Eğitimli işsizler orda mı?

Aldıkları eğitimin kalitesinde maaşı hiç bulamayacak, güvencesiz ama yüksek eğitimli, bir gün işleyen bir gün işsiz kalan insanlar orda mı?

Dünyada patlamaya hazır en büyük sınıf olarak gösterilen Prekarya orada mı?

Aklında Türkiye ile kapışma gaylesi olmayan, aklında birlerini işgalci ilan etme derdi olmayan, siyasi bir ideolojisi olmayan, geçim sıkıntısını iliklerine kadar hissetmekten başka duygusu olmayan, tek derdi geçim olanlar orada mı?

Yok!

Zama karşı eylem bu insanların da katılımı ile olur. Peki bu insanlar neden uzun zamandır sokakta değil? Aslında Ekmeği için sokakta olanların bir anda kendilerini işgal pankartları altında bulmaları bunun bir gerekçesi olabilir mi? Orada olmalarından siyasi çıkar sağlayacaklar, onun gücünü suistimal edecek olanlardan çekindiklerinden olabilir mi? Yoksa inançsızlıktan mı ? Yoksa eylemsi işlerden mi sıkıldılar? Soran araştıran var mı arkadaş. Yok. Ben de sonucu merak ediyorum açıkçası.

Ben kahramanınız olacağım demekle kahraman olunmuyor artık. NE VERECEKSİN BU İNSANLARA? En iyi ben şikayet ederimle kahraman olunmuyor! Önerin nedir? Sizin için kendimi ateşe atıyorum demek işe yaramıyor artık. Senin yanman kimi kurtaracak mevzu burdadır arkadaş. Mesele kahraman olmak değil, mesele UMUT olmaktır arkadaş. Hadi Gelin UMUT olalım sözü ile umut da olunmuyor arkadaş. Yok öyle bedava UMUT.

Eylem örneği mi lazım?

Bu noktada sayıları kaç isterse olsun, basın emekçilerinin, planlı, ayakları yere basan, amacı belli, gerekçeleri belli, başı belli, sonu belli eylemleri çok daha etkilidir ve sonuç almaya çok daha yakındır. İşte bunun adı eylemdir.

İşin özü; her plansız, programsız ve başarısız eylem denemesi, başarıya ulaşması muhtemel eylemlerin de en büyük düşmanıdır.

Ben demiyorum! Kitap diyor.

Dereboyu güzeldir. Dereboyu’nun o güzel cafelerinde etkin olmak daha da güzeldir. Ama Dereboyu’da eylem yapmakla etkinlik yapmayı karıştırmamak lazım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.