Toplumun geneline yönelik içerikli bir siyaset ortaya koyamayanların, son dönemlerde sarıldıkları en yaygın söylemlerinden biri haline gelen “İşgal” genelde sağ-sol çatışmaları ekseninde yoğunlaşırken, söylem bu kez kendini solun iç çatışma aracı olarak gösterdi.

Geçen gün, CTP Kadın Örgütü toplantısına Güney’den konuk olarak katılan bir konuşmacının, Ankara’yı “İşgalci” yani ülkeyi de işgal altında tanımlamasının ardından, konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan Erhürman’ın daha sözlerinin en başında CTP’nin bu tanımlamayı kabul etmediğini açıkça ifade etmesi, bazı çevrelerden sert eleştiriler aldı.

Şaşırtıcı mı ? Elbette hayır.

Fikirlerini benimseriz veya benimsemeyiz, CTP bu ülkenin hala ayakları yere basan, ülkeyi yönetme talebinden vazgeçmemiş, siyasal sistemin içinde kalarak halk için inandığı yolda mücadelesini veren en önemli partilerinden biridir.

CTP’yi, işgal altındaki bir bölgenin meclisine ve başbakanlığına talip gibi gösterecek “işgal” tanımlamasını reddetmesi de bu bağlamda son derece doğrudur, önemlidir ve tutarlıdır.

Aksi durumda işgal altında olduğuna inandığı bir ülkenin meclisine girmek için yapılan seçimlere katılmak ve hükümetlere talip olmak tam bir iki yüzlülük olurdu.

Esas iki yüzlü siyaset sözde “işgal” kelimesini dillere pelesenk edip, diğer taraftan da tüm sözde işgal altındaki makamlara talip olmaktır.

Bu noktada siyasal söylem açısından İktidara talip değilim deyen Bağımsızlık Yolunu dahi daha samimi buluyorum.

Siyasette samimiyet her şeydir. En ipe sapa gelmez görüşleri dahi dinlenebilir kılan,

şey samimiyettir. Hani derler ya samimi ol canımı al. İşte olaya tam da buradan bakıp, “samimi ol oyumu al” noktasına da yürüyebiliriz.

Bazıları ısrarla CTP’yi merkezden koparıp marjinalleştirme çabası içerisinde olabilirler. Bu bir siyasi strateji de olabilir. Rakibi merkezden kaçırıp, güçlü şekilde beslendiği merkezin büyük çanağından koparmak ve daha küçük bir çanağa mahkum etmek rakiplerinin en doğal hakkı olabilir. Ancak CTP’nin bu oyuna düşmemesi de onun en doğal hakkıdır.

Bu arada marjinal olmak kötü bir şeydir demiyorum. Elbette değildir. Herkesin düşüncesi kendine. Ne var ki, “çok olabilmenin” yani kendi düşüncenizi iktidara taşıyacak ve kendi doğrularınızı hayata geçirmek için ihtiyaç duyulan o güçlü kabul ve rızayı elde etmenin yolu “ortak akla dayanan rasyonel çokun” onay vereceği bir siyaseti ortaya koymaktan geçiyor.

Yani sadece çok oluyoruz, çok olacağız demekle çok olunmuyor. Çokun istencini, hassasiyetini yok sayarak çok olunamıyor. CTP tam da bu yüzden ara ara çok olabiliyor. Aksi durumda %40’lara ulaşan CTP değil, diğer %2’lik partiler olurdu.

Hazır buraya kadar gelmişken konuya bir de şu açıdan bakmakta yarar vardır.

CTP’nin genelde kullandığı “Yapılan bazı şeyler sizi dünya kamuoyunda işgalci gösterme riskini taşıyor” söylemi en nihayetinde ve en kötümser tahminle dahi ucunda sizin işgalci görünmeniz bizi zora sokuyor ya da bizi üzüyor duygusu taşımaktadır. Oysa “işgalcisin” kelimesinde ne böyle bir gayle ne de böyle bir hassasiyet var.

İşin Özü şudur ki; Olayda Erhürman’ın ortaya koyduğu tavır ayakları yere basan bir tavırdır. Üstelik CTP’nin resmi tezlerine de uyan bir tavırdır. Yani bu tutum bir eylem-söylem örtüşmesidir. Ülkenin tüm sıkıntılarına karşın,devleti, meclisini, yargısını, kurumlarını meşru sayıyor, seçimlerini tanıyor, bu devletin yasaları tahtında kurulan partinle bu zeminde siyaset yapıyorsan, burayı “işgal” altında değil en kötü ihtimalle henüz çözülmemiş yığınla sorunu olan bir ülke olarak görüyorsun demektir.

Zaten o yüzden değilmidir ki, CTP’li her vekil kürsüye çıktığında kurumlarımız pas pas edilmemeli, devletin itibarı korunmalı, anayasası çiğnenmemeli diye konuşma yapıyor. Durum net, mecliste ülke itibarını korumaktan bir an bile imtina etmeyen CTP’nin kendi etkinliğinde kullanılan itibar saraıcı bir sözü düzeltmesi tutarsızlık değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.