Flaş Haber
Kapat

Özdemir Tokel: Durumu farklı perspektiflerden okumakta yarar var!

İletişim uzmanı Özdemir Tokel, Maraş açılımını Türk ve Rum tarafı açısından değerlendirdi. Tokel, 'Türkün Türkten başka dostu yoktur atasözü ile doğan, büyüyen bunu içselleştirmiş bir milleti yalnızlıkla korkutmak ne kadar işe yarayabilir ki ? ' diye sordu...

25 Temmuz 2021 Pazar 19:56
Özdemir Tokel: Durumu farklı perspektiflerden okumakta yarar var!

Özdemir Tokel'in sosyal medyadan yaptığı paylaşım şöyle: 

MARAŞ’ta AÇILIM’dan, AÇILMA’ya…

TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR atasözü ile doğan, büyüyen bunu içselleştirmiş bir milleti yalnızlaşmakla korkutmak ne kadar işe yarar ki ?

Bunu aklınızda tutun, şimdi konumuza dönelim…

MARAŞ “AÇILIMI” söylemi iç siyaset haricinde dünyayı motive edememişti ancak “AÇILIYOR” söylemi belli ki motive edici oldu. Durumu at gözlükleri yerine, farklı perspektiflerden okumakta yarar var;

KUZEY

1. Yıllardır masada gitti diye düşünülen önemli kartlardan biri güçlü ve motive edici bir Türk kozu olarak geri döndü.

2. Geçen Ekim’e kadar Maraş müzakere dışı şekilde Güney’in kasasındayken, eşitlik, egemenlik ve dönüşümlü başkanlık müzakere masasındaydı. Artık masa daha kalabalık.

3. Hem TC hem de KKTC yönetimlerinden çıkan ortak sesle dünyaya ilk kez sizi daha fazla beklemeyeceğiz mesajı uygulamalı verildi. Dünyanın bir miktar şaşkına dönmesi gayet normal.

4. İki devletli Tezin doğruluğu yanlışlığı ayrı bir tatışma ancak Maraş adımı şu anki tezle uyumlu.

5. TC’nin de tam desteği ile KKTC yönetimi artık ya varlığımızı, eşitliğimizi, egemenliğimizi kabul edersiniz ya da kendi yolumuza gideriz kaybedecek de bişeyimiz yok kartını çekti. Eğer çözümün önü açılmazsa, alternatiflerden en az birinin sinyalleri de var aslında…

6. Panturanizm fikrinin yükselişi özellikle son dönemlerde gözle görülür hale geldi. AB’nin parçası olunamıyorsa parçası olunacak milli, güçlü, alternatif bir oluşum yaratmak fikri artık yabana atılan bir düşünce değil. Türkiye’de yeni trend Avrupa Birliği yerine Millet Birliği… Bunu Türki cumhuriyetlerle uzun yıllar bir arada yaşayan Rus Siyasi otoriteleri de görmeye ve dile getirmeye başladı.

7. Bir başka açıdan, Maraşın açılma kararı, KIBRIS’ta Federal Çözüm yanlılarına konsolidasyona elverişli potansiyel yeni bir muhalefet zemini yarattı. Bu yükseltebilir ve karşılık bulurlarsa, süreci siyaseten bir kazanca dönüştürmeleri olasılık dahilinde.

8. Ülke kutuplaşmaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Kutuplaşma, siyaseten iki ana arter partiyi diğerlerinden koparıp yukarda bir çatışma alanı yaratabilir. Buna benzer polarizasyonlar yarışın içinde olan en güçlüleri besler. Yani, Açan memnun açma deyen memnun durumları.

GÜNEY

1. Anastasiadis’in yaptığı açıklamadan da anlaşılacağı üzere, bu adım evlerine dönmek isteyen Maraş’ın eski sakinleri ile Rum yönetimi arasında bir bölünme yaratabilir. Maraş açılırsa ben Türk yönetiminde dahi olsa malıma dönerim diyen insan sayısı az değil. Bu güneyin milli tezini de sarsan bir yaklaşım.

2. Yaşanan gelişmeler, Güney siyasetinde uzun yıllardır en etkili argüman olarak kullanılan “Buralar bizimdir ve hepiniz oralara döneceksiniz yani tüm göçmenler evlerine dönecek” tezinin çöküşünü hızlandırarak önemli siyasi sonuçlar doğurabilir.

3. Güney’deki çözüm yanlıları, sürekli reddedici pozisyonda olan idarecilerini, sizin yüzünüzden herşeyi kaybettik ve kaybetmeye de devam ediyoruz şeklinde zaten suçluyor. Bu dil daha da keskinleşebilir, iç siyasal çatışmalar daha da büyüyebilir.

4. MARAŞ konusu, Güney’deki çözüm isteksizliğini kırabilecek bir iklim de doğurabilir tam tersine yaklaşan Güney seçimlerinde durumu sertleştirmek ve kutuplaştırmak adına adaylar tarafından kullanılarak durum daha da içinden çıkılmaz bir hale de sokulabilir. PASAPORT çıkışı tam da bunu işaret ediyor.

PASAPORT ÇIKIŞI ;

Anastasiades’in kızgınlığını anlamak gerek. Ciddi bir eleştiri altında. Ne var ki kızgın olsa da üzgün olduğunu sanmıyorum. Çözümsüzlük ve müzakeresizlik ortamlarına bayılıyor… Onun adına her yöne taşınabilecek özel bir konjonktür başlıyor.

PASAPORT olayInın kendine bakınca; Düşünce özgürlüğü bağlamında herkes düşüncesini ortaya koymakta özgürse! Bu çıkış tutmaz. Ne zamana kadar? Güney’in, Kuzeydekilerin de devleti olduğun iddiaları devam ettiğin sürece…

Nasıl ki Kuzey’de devlete “banana” diyen KKTC vatandaşları var, Güney’e de yok hükmündedir diyenler var. Topunun pasaportu karşılıklı ellerinden alınsa adadan kimse çıkamaz duruma gelir.

Pasaport iptalinin hukuki bir dayanağı yok. Hele hele kimliği iptal etmek asla mümkün değil. Yaparsan AB ülkesi değil Esed Rejimi olursun. Ve unutmadan atılan her adıma Kuzey de kayıtsız kalamaz. Özetle, bu işin kazananı olmaz. Aşırı tepkilerden ve aşırı açıklamalardan her iki taraf da kaçınmalı.

BM Kararı

1. Yığınla BM kararı orada duruyor, hepsi şekil olarak kalmaya da devam ediyor. Bunların arasında Kıbrıslı Türkler lehine olanlar da var Türkiye’nin alehine olanlar da var. İşgalci kararı da var, Annan Sonrası ambargolar kalksın kararı da var ama ne kaçan ne açan görüldüğü üzere yok.

2. BM kararlarının uygulama şeklini yıllardır güç dengeleri belirliyor. BM’nin Kıbrıs Sorunu bağlamında Türkiye’yi köşeye sıkıştırma niyeti hiç olmadı. Kararların tamamı buna bir ses çıkarmalıyızdan öteye geçmedi. Bu algı ve gerçeklik ortada durduğu sürece taraflar, bu konularda daha büyük bir kazanç elde edilmeden pozisyonlarında herhangi bir değişiklik yapmazlar.

AB İlişkileri, KIBRIS ve Türkiye

1. KIBRIS SORUNU AB, Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın katkıları ile bir AB sorunu haline de döndü. AB’nin elinde Kıbrıslı Türkleri motive edecek enstrümanlar yok değil. AB üyeliği, ambargolar vs bunlardan bazıları… Ancak Maraş için AB’nin açıklamadan öte Kıbrıslı Türkleri tatmin edecek önemli adımlar atması da gerekli.

2. Türkiye uzun zamandır AB’nin kapıda beklettiği çocuk modundan çıkmış durumdadır. O günler çoktan geride kaldı. AB’nin Türkiye üzerindeki etkisi Türkiye’nin AB’ye girme ihtimalinin var olduğu dönemlerdeydi. Günümüzde Türkiye’de bu inançtan eser yok. Dolayısı ile bu açıklamaların etkisi de yok.

3. Gelelim ekonomiye. Türkiye’nin AB ekonomisine ihtiyaç duyduğu kesin. Ne var ki Türkiye sattığından fazlasını da satın alan iyi bir müşteri. Güvenlik ve askeri açıdan stratejik önemi de işin cabası. Ve kimse Kıbrıs için Türkiye’yİ heba etmez. 50 yıldır etmedi zaten.

İŞİN ÖZÜ :

Yeni dünya düzeninde, Türkiye’nin karşısında Güney Kıbrıs bir aktör değildir. Bir kere bu gerçeği görmek gerek.

Bu kararlar Türkiye’yi dünyada yalnızlaştırır mı? Zaten yıllardır pek çok konuda yalnız bırakılmıyor mu ?

TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR atasözü ile doğan, büyüyen bunu içselleştirmiş bir milleti yalnızlıkla korkutmak ne kadar işe yarayabilir ki ?

Diğer yandan, Dünya’nın Kıbrıs Sorununu çözme motivasyonu, hevesi ve çıkarı olsa idi bu sorun bu kadar uzun süre dünyayı meşgul etmezdi.

5+2’nin her konuda çıkarlarının örtüşmesi nasıl ve ne zaman olur bilinmez. Ancak bu 7, olabilir demeden Kıbrıs’taki halkların kendi kararı ile bir çözüme ulaşılacağına inanmak güzel bir umuttan öteye geçmiyor.

Filler tepişmeye devam edecek. Bırakın birbirinize küfretmeyi de, ezilmemeye dikkat edin.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.